ANADOLU'DA AÇMADAN SOLAN BİR GÜL- 8-
Gül heyecandan yerinde duramıyordu. Hafta başını iple çekiyordu. Hayaller kurup duruyordu. Nasıl olsa Üsük Emminin evi vardı, okul bitinceye kadar orada kalırız diye düşünüyordu. Üsük emmi, Dursun'un babasının emmioğluydu. Yazın gelip aylarca Dursungil'de kalıyorlardı, karısıyla beraber.
ANADOLU'DA AÇMADAN SOLAN BİR GÜL -7-
- N'oldu hatun ne bağırıp duruyon, ateşe düşmüş gibi. Hayvanların yemini veriyom görmüyon mu! - Ben görüyom da sen görmüyon, duymuyon. Gulaan sağır oldu, gözün kör. Oğlanı cendermeye vereceemiş ikisi. - Ne cendermesi gız, cenderme mi geldi. - Gelmedi de, eli kulağanda ha geldi, ha gelecek.
ANADOLU'DA AÇMADAN SOLAN BİR GÜL -6-
Gül neye uğradığını şaşırdı. Kötü bir şey demedi ki. Hökümet nikah istemişti kocasından. Gözünü tuta tuta koştu ablasının yanına. - Anaam, gene niye vurdu, kör olasıca herif! Vah yavrum vah! Dedi Emine ablası. - Resmi nikah istedim. O da vurdu bana. - O neyimiş gıız! Resmi nikah da neyimiş.
ANADOLU'DA AÇMADAN SOLAN BİR GÜL -5-
Emine abla kendine geldiğinde, kaynanası homurdanıp duruyordu. Kocası Memet Ali de sürekli onu azarlıyordu. -Bunlar var ya bunlar çete herif, çete. -Ne diyon sen hatun! Ne çetesi, uğraşma artık şu gelinlerle. Bak saygıda kusur etmiyolar, işlerinde güçlerindeler.
ANADOLU'DA AÇMADAN SOLAN BİR GÜL -4-
Kaynanasının ağır sözlerine çok içerlemişti Gül. Bir insan bu kadar acımasız olamaz diye düşündü. O kadar hizmet ediyom, bi dediğini iki etmiyom, daha ne istiyo ki! diye geçirdi içinden. Ağzını açıp bir kelime etmedi. Biliyordu ki, ağzını açarsa kocası olan adamdan dayak yiyecek.
