ANADOLU'DA AÇMADAN SOLAN BİR GÜL -3-
Emine ablası çığlık çığlığa bağırmaya başladı. - Yetişin, Gül'e bir şey oldu! Kaynanası; o marazalıya (hastalıklı) ne oldu gene deyip, çıkıştı Emine ablaya. - Senin işin gücün yok mu, git yayık yayılacak haydee! diyerek, kolundan tutup ittidi bir kenara Emine ablayı.
ANADOLU'DA AÇMADAN SOLAN BİR GÜL -2-
O vahim günden sonra Gül, artık baba evine dönemezdi. Bütün hayalleri yıkılmış, bağrına kocaman bir taş basmış, içine bir acı oturmuştu. Mutluluğa giden bütün yollar kapanmıştı. Ne yapmalıydı bu durumdan kurtulmak için bilmiyordu. Bir keresinde babasına, baba evimize götür beni demişti.
ANADOLU'DA AÇMADAN SOLAN BİR GÜL -1-
Daha on dört yaşındaydı Gül, birkaç ay sonra on beş olacaktı. Orta Anadolu'nun dağlık bir köyünde yaşıyordu. Güzelliği, endamı yerindeydi. O da her çocuk gibi gülüp oynayan, annesine tarlada, ev işlerinde, inek sağmada, davar sağmada yardım eden bir çocuktu.
AĞŞAMA NE BÜŞÜSEM?
Anam ağşama ne büşürecem derdi, beni öldürüyo, heri. Aha bu uşakların birinin yedüğünü, öteki yemiyo. Ben n'eydiyim hemi, bana bi deyin, etmen eylemen uşak, şaşudum. - Ağşama ne büşürüyüm uşaklar dedim. Anam, ikisi birden baklalı, kaburgalı yaprak sarması demezler mi! Hay sormaz olaydım!
YAŞAYACAKSIN HAYATI
Kara bulutlar mı çömüş tepeneÖyle oturup ağlamayacaksınYağmur mu yağıyor varsın yağsınŞimşek mi çakıyor meselâKaranlığın ışığa olan sevdasına yoracaksınHasretlerin kucaklaşmasınaYerle göğün birleşmesine tanıklık edeceksinİzleyeceksin camdan sevdalıların buluşmasınıSuyun toprağı tutkuyla...
