Annem
1947 doğumlu; üretken, azimli, çalışkan, yiğit bir Anadolu kadını annem. Yedi çocuk doğurdu. (İkinci çocuğunu bebekken kaybetti. ) Gecesini gündüzüne uladı, yokluk içinde bollukla büyüttü altı çocuğunu.
Sabunmuş meğer!
Torbalı'ya tayin gelmeden önce, zeytin ağacını sadece fotoğraflarda görmüştüm. İlk gördüğümde iğde sanmıştım. Hatta oradaki birine sormuştum; bu iğdeler neden kokmuyor diye. Şehire geleli epeyce oldu, yeni komşular arkadaşlar edindik. Zeytinliği olan bir tanıdık, bir şeyler getirdi.
SUÇLU KİM - 3
Pistte yerini aldı, gelin ve damat. Piste vardığında, heyecandan tir tir titriyor, gözleri ışıl ışıl Suna'nın. Düğün boyunca pistten inmedi. Ne kadar da mutlu görünüyor. Gelecek hayallari kuruyor besbelli, yanakları kızarıveriyor arada bir. Vuslata ermenin sevinci bütün bedenini kaplamış.
SUÇLU KİM 2
- Nee, tazminatı mı verdin! Sen işten mi ayrıldın? Kızım sen salak mısın? O iş senin için bulunmaz bir nimetti. İstanbul gibi yerde herkesin arayıp da bulamayacağı bir nimetti. Biraz evli kalsaydın, tanısaydın çocuğu, emin olsaydın öyle bıraksaydın işini gücünü. Tüü senin yüzüne!
AHA BU ÖLEYDİ
Pakize, kırsal kesiminden gelip yerleşmiş; taşı toprağı altın denilen İstanbul'a! Okuma yazması yok denecek kadar az. O da Anadolu'daki bazı kadınlar gibi aile meclisi kararıyla evlendirilmiş. Akşam mesai bitiminde yolumu gözler, ayaküstü muhabbet ederdik.
