NAZİFE
Orta Kadaniz Bölgesi'nin şirin bir ilçesinde yaşıyordu Nazife. Okulunu bitirip, istanbul'da meslek hayatına atılmıştı. İş yerine atanıp geldiği gün, aynı meslekten adı Turgut olan bir delikanlı, Nazife'yi görür görmez vurulmuştu. Nazife de onu görünce etkilenmişti.
ANADOLU'DA AÇMADAN SOLAN BİR GÜL -12-
Dursun telaşlandı, eli ayağı birbirine dolandı. Bişey olmasın diye Tanrı'ya yalvarıyordu. Gül'e onca zaman yaşattıkları geldi aklına. Yazık ettik gıza, çekmediği çile galmadı dedi içinden. Içi acıdı, gözleri doldu. - Gül uyan gız, seni hastaneye yetiştirecem uyan.
ANADOLU'DA AÇMADAN SOLAN BİR GÜL -11-
Onlarla bir işimiz var dedi, Jandarma. Evleri ne tarafta? - Aha ordaki ceviz ağacı var ya, ceviz ağacının karşısındaki beyaz badanalı ev Mahmut emminin. Elleri titreyerek gösterdi, evi. - Teşekkür ederiz dedi, Jandarma. Eğilip çeşmenin buz gibi suyundan kana kana içti.
ANADOLU'DA AÇMADAN SOLAN BİR GÜL -10-
Evdeki cenaze matemi, başka bir telaşa bırakmıştı yerini. Başına aldığı darbeyle külçe gibi yere yığıldı Üsük emmi. Vücudunun yarısını kaplayan göbeği sağa sola sallandı düşerken. Kocaman kafası, yere atılan top gibi, zıplayıp geri düşüyor, sağa sola dönüyordu.
ANADOLU'DA AÇMADAN SOLAN BİR GÜL -9-
Gül'ün kapıyı açmaması, hain Üsük emmiyi çileden çıkarmış, yedirememişti kendine. Avını yakalayamayan aç yaban hayvanları gibi tosur tosur, ağzını yalaya yalaya, dolanıyordu evin içinde.
