“Korkuların Yaşı Yok”
Geçtiğimiz günlerde, kendi yazdığım çocuk kitabı “Benim Adım Cesur” üzerine düşünürken, kendimi tuhaf bir hayalin içinde buldum. Kitabın ana karakteri olan küçük Cesur’la karşılıklı oturmuş, elimizde çikolatalı sütlerle sohbet ediyorduk. O beş yaşında, ben kırklı yaşlarımda bir yetişkinim.
"Bir Kitap, Bir Çocuk, Sonsuz Yolculuk"
Ben çocukken kitaplar, benim oyun arkadaşım, öğretmenim, sırdaşım ve bazen de yol göstericimdi. Sessizce yanıma sokulurlar, beni kendi dünyamdan alıp başka hayatlara taşırlar, orada bilmediğim duygularla tanıştırırlardı.
“Aynı Kitap, Farklı Dünyalar”
Kitap okumanın büyüsü nedir, hiç düşündünüz mü? Sayfalar arasında dolaşan cümlelerin hepimize aynı şekilde hitap ettiğini mi sanıyoruz? “Dünyada aynı kitabı okumuş olan iki insan yoktur. ” diyor edebiyat eleştirmeni Edmund Wilson. İlk duyduğunuzda şaşırtıcı gelebilir bu söz.
“Bir Kitap, İki Yorum, Tek Akıl”
Benim büyüdüğüm evde kitaplar hep vardı. Babam her zaman kitap okurdu, bir sürü kitabı vardı. Çocuk aklımla, önce onun ne okuduğunu merak etmeye başladım. Ardından kitapların kapakları dikkatimi çekti. Okumayı öğrendikçe benim de kitaplarım oldu.
Duygularını Anlatamayan Çocuklar
Geçtiğimiz haftalarda kitapların çocuklara empati kazandırmasından, oyunun çocuk dünyasındaki kurucu gücünden bahsetmiştik. Şimdi sıra geldi, o kitaplarla tanışan, oyunlarla büyüyen çocuğun içindeki asıl dünyaya bakmaya: duygularına.
