“Çocuklara Özünü Hediye Etmek”
Modern dünyanın başarı tanımı, ne yazık ki çocuklarımızın üzerine ağır bir zırh gibi giydiriliyor. Her kursa giden, her sınavda derece yapan, her enstrümanı çalan ve her sosyal ortamda parlayan dört dörtlük bir profil bekleniyor onlardan.
“Çocukluk”
Bir zamanlar çocukluk, akşam ezanı ile eve dönülen sokakların, mahalle aralarında oynanan oyunların ve hayal gücünün sınırsızca dolaştığı bir dünyanın adıydı. Şimdi ise çocukluğun ufku, avuç içi kadar bir ekranın ışığında daralıyor.
Ramazan Bayramı
Ramazan’ın son günleri yaklaşırken şehirlerin, kasabaların ve köylerin havası değişir. Sanki herkes aynı anda biraz daha yavaş konuşmaya, biraz daha içten gülümsemeye başlar. Çünkü kapıda bayram vardır. Bayram, sadece takvimde işaretlenen bir gün değildir.
Yitip Giden Yeşil Düşler
Bazen bir şehrin sokaklarında yürürken sadece taşları, binaları ya da asfalt yolları görmeyiz. Daha fazlasını fark ederiz. Eksilen bir gölgeyi, kaybolan bir sesi, yavaş yavaş silinen bir alışkanlığı… Eskiden pencereyi açtığımızda yüzümüze toprak kokusu çarpardı.
Bir Toplumun Sessiz İntiharı
Sabah haberlerini açmaya cesaret etmek bile yürek istiyor artık. Ekranın içinde yıkılmış evler, is kokusunu neredeyse buram buram hissettiren şehirler, toza bulanmış oyuncaklar… Aynı karede hem bir çocuğun şaşkın bakışları hem de bir annenin donup kalmış çığlığı var.
