Hayat, insanın kendisiyle yaptığı en uzun yolculuktur. Bu yolculukta herkesin taşıdığı yükler, verdiği mücadeleler ve karşılaştığı sınavlar farklıdır. Kimi öfkeyle, kimi hırsla, kimi yalnızlıkla, kimi de güç ve makamla sınanır. İşte tam da bu nedenle, bir insanı yalnızca düştüğü yerden tanımlamak çoğu zaman büyük bir haksızlıktır.
Toplum olarak başkalarının hatalarını yargılamaya oldukça yatkınız. Bir yanlış gördüğümüzde çoğu zaman o davranışın arkasındaki hikâyeyi değil, sonucu konuşuruz. Oysa insanı insan yapan şey, hiç hata yapmaması değil; hata yapabilecek bir varlık olmasına rağmen doğruyu seçmeye çalışmasıdır.
“Kimse sınanmadığı günahın masumu değildir” sözü, insanın kırılgan doğasını hatırlatan güçlü bir gerçektir. Çünkü bugün başkasının düştüğü çukura bakıp kendimizi üstün görebiliriz. Ancak aynı şartlar, aynı yalnızlık, aynı çaresizlik ya da aynı imkânlar önümüze konulduğunda nasıl davranacağımızı kesin olarak bilemeyiz.
Bir insanın dürüstlüğü, yalnızca yalan söyleme fırsatı bulamadığında değil; yalan söyleyebileceği hâlde doğruda kaldığında ortaya çıkar. Sadakat, ihanet imkânı olmadığında değil; ihanet edebileceği bir durumda sadık kalabildiğinde anlam kazanır. Sabır, her şey yolundayken değil; hayat üstüne üstüne gelirken kendini gösterir.
Bu yüzden başkalarının sınavlarına tepeden bakmak yerine kendi sınavlarımızı düşünmek daha değerlidir. Belki de hayatın bize vermek istediği en önemli derslerden biri budur: Empati.
Empati, insanı yargılamadan önce anlamaya çalışmaktır. Çünkü hepimiz farklı yolların yolcusuyuz ve hiçbirimiz kusursuz değiliz. Bugün eleştirdiğimiz bir davranışla yarın biz de karşı karşıya kalabiliriz. Hayatın hangi köşesinde, hangi şartlar altında nasıl bir karar vereceğimizi önceden bilmek mümkün değildir.
Bu düşünce yanlışları normalleştirmek anlamına gelmez. Elbette doğru ve yanlış vardır. Ancak adalet ile merhametin birlikte yürüdüğü bir bakış açısı, insanı daha olgun kılar. Bir hatayı eleştirebiliriz; fakat hatayı yapan insanı bütünüyle değersiz ilan etmek, çoğu zaman kendi insanlığımızı da eksiltir.
Belki de bu nedenle, başkalarının kusurlarına bakarken biraz daha mütevazı olmak gerekir. Çünkü insanı gerçekten olgunlaştıran şey, “Ben asla yapmam” demek değil; “Ben de aynı sınavdan geçseydim ne yapardım, bilmiyorum” diyebilmektir.
Hayat hepimizi farklı şekillerde sınar. Kimi görünür hatalarla, kimi görünmeyen mücadelelerle… Ve unutulmamalıdır ki insanın gerçek değeri, hiç düşmemesinde değil; düştüğünde yeniden ayağa kalkabilmesindedir.
Bu yüzden başkalarını yargılamadan önce anlamaya çalışmak, kusurları büyütmeden önce kendi eksiklerimize bakmak ve her şeyden önemlisi insan olduğumuzu unutmamak gerekir. Çünkü kimse, sınanmadığı günahın masumu değildir.
Kişisel saldırılar yapmayın: Yorumlarınızda diğer kullanıcıları veya kişileri hakaret içeren ifadelerle suçlamayın veya aşağılamayın.
Irkçı, cinsiyetçi veya ayrımcı yorumlar yapmayın: Yorumlarınızda ırk, cinsiyet, etnik köken, din, cinsel yönelim veya herhangi bir ayrımcılık unsuru içeren ifadeler kullanmayın.
Yasa dışı faaliyetleri özendirmeyin: Yorumlarınızda yasa dışı faaliyetleri özendiren veya teşvik eden ifadeler kullanmayın.
Özel bilgileri paylaşmayın: Yorumlarınızda başkalarının özel bilgilerini paylaşmayın, bu bilgiler kullanıcıların adını, telefon numarasını, adresini, e-posta adresini veya diğer özel bilgileri içerebilir.
Spam ve reklam yapmayın: Yorumlarınızda spam veya reklam içeren ifadeler kullanmayın. Yorumlarınızın reklam içermemesine özen gösterin.