MODERN DÜNYANIN ÖZGÜRLÜK ANLAYIŞI VE İSLAM
Günümüz insanı için özgürlük bireyin kendi arzularını gerçekleştirmesinin önündeki tüm engellerin kaldırılmasıdır. Aydınlanma sonrası şekillenen bu anlayışta “ben”, evrenin merkezindedir ve otorite (devlet veya din) sadece başkasına zarar verildiği noktada müdahil olabilir.
MODERN İNSANIN AZGINLIĞI
İnsanoğlunun yeryüzündeki serüveni, zayıflık ile güç, tevazu ile kibir arasındaki o bıçak sırtı dengede yürümekten ibarettir. Kur'an-ı Kerim, insan psikolojisinin en karanlık dehlizlerine ışık tutan o sarsıcı teşhisini Alak Suresi'nde koyar: “Hayır!
ALLAH’TAN KORKMAK, KULDAN UTANMAK
İnsan ruhu, sürekli bir çatışma alanıdır. Bir yanda sınırsız arzular ve nefs, diğer yanda ise yüce değerler yer alır. Bu çatışmada insanı ayakta tutan, onu insan kalibresinde tutan iki temel emniyet kilidi vardır: Allah korkusu “Takva” ve İnsan sevgisinden doğan utanma duygusu “Hayâ”.
BİR MÜSLÜMANIN OLMAZSA OLMAZ ÖZELLİKLERİ
İslam, yalnızca belirli ibadetlerin/ritüellerin yerine getirildiği bir inanç sistemi değil, aynı zamanda bireyin ahlakını ve karakterini kemale erdirmeyi hedefleyen bütüncül bir yaşam biçimidir. İslam, karakterin en ince ayrıntısına kadar insana rehberlik eder.
İSLAM DİNİ AHLAK’IN KAYNAĞIDIR
İslam düşüncesinde ahlak, sadece toplumsal bir uzlaşı veya kişisel bir tercih değil; kaynağını doğrudan ilahi vahiyden alan, dinle iç içe geçmiş bir yapıdır. İslam’a göre gerçek bir ahlaki sistemin sağlam temellere oturabilmesi için “din temelli” olması bir zorunluluktur.
