Güven Açığının Ülkesi
Türkiye’de ekonomi konuşuyoruz gibi görünüyor; oysa gerçekte konuştuğumuz şey, siyaset eliyle sürekli yeniden üretilen bir belirsizliktir. Enflasyon, bütçe açığı, kur dalgalanması… Bunlar sadece semptom.
“Bir Koltuğun Hikâyesi: Düzce’de Kadın Olmak”
Düzce Turgut Özal Anadolu Lisesi’nin açıkladığı kurallar listesi, aslında bir okul yönetmeliği değil; zihniyetin çıplak fotoğrafı. Çekinmeden, saklamadan, utanmadan ilan edilmiş bir baskı metni. Kural diyor ki: Kız öğrenciler servislerde ön koltuklara oturmayacak.
Hiç Yürünmeyen Kaldırımlar
Bazı insanlar, içinden geçmediğin şehirleri sana ezberletir. Sesi yoktur artık, görüntüsü bile silikleşmiştir belki. Ama o şehirde hangi sokağın hangi köşesinde susulduğunu bilirsin. Sustukça sessizliği içinde taşırsın. Hiç yaşanmamış gibi görünen ama izleri kolay silinmeyen şeyler vardır.
Kirli Ellerle Tutulan Zafer
Başarıdan söz eden herkes aynı tuzağa düşüyor: Sonuca bakıyor, sürece kör. Oysa insanın neyi başardığından önce, neyi aşarak başardığına bakmak gerekir. Yoksa başarı, bir istatistikten ibaret olur; duygusuz, bağlamsız ve haksız. İyi bir bölüm kazanmak, bir insanı zeki yapmaz.
Ayağını Topa Değil, Kadının Bedenine Uzatmak
Geçtiğimiz günlerde oynanan Sivasspor –Fenerbahçe maçında futbolcuların sahaya Doğal olan normal doğumdur yazılı pankartla çıkması, bir spor karşılaşmasından çok daha fazlasını açığa çıkardı. Bu bir futbol haberi değil.
