Anne babaların en çok sorduğu sorulardan biri şudur: "Çocuğumun zekâsını geliştirmek için ne yapabilirim?" Bu sorunun peşinden de çoğu zaman hızlı sonuç vaat eden kurslar, uygulamalar, zekâ oyunları ve eğitim programları gelir. Oysa zekâ, tek bir etkinlikle gelişen ya da belirli bir yaşta tamamlanan bir özellik değildir. Zekâ, çocuğun doğuştan getirdiği potansiyelin, aile, eğitim, çevre ve yaşadığı deneyimlerle sürekli şekillenmesiyle gelişen dinamik bir yapıdır.
Ne yazık ki günümüzde zekâyı geliştirmek denildiğinde akla ilk olarak matematik çalışmaları, yabancı dil kursları ya da dikkat geliştirme kitapları geliyor. Elbette bunların katkıları yok sayılamaz ancak bilimsel çalışmaların da ortaya koyduğu gibi, çocukların zihinsel gelişimini destekleyen en güçlü unsur, merak duygusunu canlı tutan bir eğitim anlayışıdır. Merak eden çocuk soru sorar. Soru soran çocuk araştırır. Araştıran çocuk ise düşünmeyi öğrenir. Gerçek zihinsel gelişim de tam olarak bu şekilde hareket bulur.
Bir çocuğa sürekli doğru cevapları vermek yerine doğru soruları sormak, onun zihnini çok daha fazla çalıştırır. "Sence neden böyle oldu?", "Başka nasıl çözebilirdik?", "Sen olsaydın ne yapardın?" gibi sorular, çocukların analiz etme, neden-sonuç ilişkisi kurma ve problem çözme becerilerini geliştirir. Ezberlenen bilgi zamanla unutulabilir ama düşünme alışkanlığı yaşam boyu devam eder.
Oyun da zekâyı geliştiren en güçlü eğitim araçlarından biridir. Çünkü oyun sırasında çocuk plan yapar, kurallar oluşturur, karşılaştığı sorunlara çözüm üretir ve hayal gücünü kullanır. Bir kutuyu uzay gemisine, bir battaniyeyi kaleye dönüştüren çocuk aslında beynindeki farklı düşünme ağlarını harekete geçirir. Bu nedenle serbest oyun, çocuk için hem eğlenme zamanı hem de zihinsel gelişimin en doğal laboratuvarıdır.
Kitaplarla büyüyen çocukların ise sadece kelime dağarcıkları gelişmez. Okudukları hikâyeler sayesinde empati kurmayı, farklı bakış açılarını anlamayı ve hayal kurmayı öğrenirler. Bir hikâyedeki kahramanın yerine kendini koyabilen çocuk, yaşamın farklı yönlerini zihninde canlandırır. Bu da soyut düşünme becerisini güçlendirir.
Sanat eğitimi de çoğu zaman hak ettiği değeri göremez. Oysa resim yapan, müzikle uğraşan ya da drama çalışmalarına katılan çocuklar yalnızca sanatsal beceriler kazanmazlar. Dikkatlerini toplama, ayrıntıları fark etme, üretken düşünme ve duygularını ifade etme konusunda da önemli kazanımlar elde ederler. Beyin, farklı alanları birlikte kullandığında daha güçlü bağlantılar kurar.
Benzer şekilde düzenli spor yapan çocukların dikkat sürelerinin arttığı, planlama becerilerinin güçlendiği ve öğrenme süreçlerinde daha başarılı oldukları bilinmektedir. Hareket eden bir beden, öğrenmeye daha hazır bir beyin anlamına gelir.
Zekâyı geliştiren eğitimlerden söz ederken hata yapma hakkını da unutmamak gerekir. Sürekli doğru cevap vermesi beklenen çocuk, zamanla risk almaktan kaçınır. Yeni fikirler üretmek, denemek ve bazen yanılmak ise zihinsel gelişimin doğal parçalarıdır. Hata yapan çocuk aslında başarısız değildir hala öğrenme sürecinin içindedir. Önemli olan, hatayı korkulacak bir sonuç olarak görmektense gelişim fırsatı olarak değerlendirebilmektir.
Ailelerin bu noktadaki rolü son derece önemlidir. Çocuğun her dakikasını planlamak, onu sürekli kurslara taşımak ya da boş kalmasına izin vermemek sanıldığı kadar faydalı değildir. Çocukların zaman zaman sıkılması, kendi oyunlarını kurmaları, çözüm üretmeleri ve bağımsız düşünmeleri de zihinsel gelişimlerini destekler. Çünkü yaratıcılık aslında hazır etkinliklerden ziyade boş bırakılan zamanlarda filizlenir.
Öğretmenlerin sınıfta oluşturduğu öğrenme ortamı da bu bağlamda büyük önem taşır. Fikirlerini rahatça ifade edebilen, soru sormaktan çekinmeyen ve farklı düşünceleri saygıyla karşılanan sınıflarda çocukların bilişsel gelişimleri daha güçlü desteklenir. Eğitim, bilgi aktarma sürecinin yanında düşünmeyi, sorgulamayı ve üretmeyi teşvik eden bir yolculuktur.
Bugünün çocukları, geleceğin bilim insanları, yazarları, sanatçıları, mühendisleri, öğretmenleri ve yöneticileri olacak. Onların en büyük ihtiyacı, ezberlenmiş bilgilerle dolu bir zihin yerine merak eden, araştıran, sorgulayan ve çözüm üretebilen bir düşünce yapısıdır. Bu nedenle çocuklarda zekâyı geliştiren en değerli eğitim, onları yaşamı anlamaya, keşfetmeye ve düşünmeye teşvik eden eğitimdir. Gerçek başarı, çocuğun kaç soruyu doğru yaptığıyla değil, hayata kaç farklı açıdan bakabildiğiyle ölçülmelidir. Güçlü bir zihin, bilginin yanında bilgiyi nasıl kullanacağını öğrenmiş olmakla gelişir.
Sevgilerimle,
Ayşe Can
Takip etmeyi unutmayın!
E-mail: [email protected]
Sosyal Medya: @biraz_ayse (Ayşe Can)
Kişisel saldırılar yapmayın: Yorumlarınızda diğer kullanıcıları veya kişileri hakaret içeren ifadelerle suçlamayın veya aşağılamayın.
Irkçı, cinsiyetçi veya ayrımcı yorumlar yapmayın: Yorumlarınızda ırk, cinsiyet, etnik köken, din, cinsel yönelim veya herhangi bir ayrımcılık unsuru içeren ifadeler kullanmayın.
Yasa dışı faaliyetleri özendirmeyin: Yorumlarınızda yasa dışı faaliyetleri özendiren veya teşvik eden ifadeler kullanmayın.
Özel bilgileri paylaşmayın: Yorumlarınızda başkalarının özel bilgilerini paylaşmayın, bu bilgiler kullanıcıların adını, telefon numarasını, adresini, e-posta adresini veya diğer özel bilgileri içerebilir.
Spam ve reklam yapmayın: Yorumlarınızda spam veya reklam içeren ifadeler kullanmayın. Yorumlarınızın reklam içermemesine özen gösterin.