Son dönemde internet kullanıcıları arasında yeni bir alışkanlık hızla yayılıyor: Kan tahlili sonuçlarını yapay zekâ uygulamalarına yükleyip “Bu sonuçlar ne anlama geliyor?” diye sormak. Özellikle hastaneden alınan uzun ve karmaşık laboratuvar raporlarını anlamakta zorlanan kişiler, yapay zekâyı adeta dijital bir doktora dönüştürmeye başladı. Ancak uzmanlar, bu eğilimin ciddi riskler barındırdığı konusunda uyarıyor.
Kan tahlilleri, vücuttaki birçok organın işleyişi hakkında önemli ipuçları verir. Hemoglobin, beyaz kan hücreleri, karaciğer enzimleri, kolesterol, şeker, hormon değerleri gibi onlarca parametre birlikte değerlendirilir. Bu değerlerin her biri tek başına değil, kişinin yaşı, cinsiyeti, kullandığı ilaçlar, mevcut hastalıkları ve hatta o günkü ruh haliyle birlikte yorumlanır. Yapay zekâ ise çoğu zaman bu bağlamı bilmeden sadece sayılara bakarak yorum üretir.
Yapay zekâ sistemleri, internetten öğrenilmiş milyonlarca veriye dayanır. Ancak bu sistemler doktor değildir, klinik deneyimi yoktur ve hastayı görmez. Bir değerin referans aralığının biraz üzerinde veya altında olması her zaman hastalık anlamına gelmez. Örneğin bazı sporcularda kas enzimleri yüksek çıkabilir, hamilelikte bazı kan değerleri doğal olarak değişir ya da kullanılan basit bir ilaç bazı testleri etkileyebilir. Yapay zekâ bu ayrıntıları çoğu zaman göz ardı edebilir.
En büyük risklerden biri de gereksiz korku oluşmasıdır. Birçok kişi yapay zekâdan aldığı yanıt sonrası ciddi bir hastalığı olduğunu düşünerek paniğe kapılabiliyor. İnternetten okunan “yüksek risk” gibi ifadeler, kişide stres, uykusuzluk ve psikolojik kaygıya yol açabiliyor. Oysa doktor, bu sonuçların klinik olarak ne anlama geldiğini ve gerçekten bir sorun olup olmadığını ayırt edebilir.
Tersine bir risk de vardır: Yapay zekâ bazı değerleri “normal” olarak yorumlayıp kişiye güven verebilir. Oysa bazı hastalıklar, kan tahlillerinde çok belirgin sapmalar göstermeyebilir veya erken evrede küçük değişikliklerle kendini belli edebilir. Bir doktor, sadece kan tahliline değil, hastanın şikâyetlerine, muayenesine ve geçmişine bakarak karar verir. Yapay zekâ bu bütüncül değerlendirmeyi yapamaz.
Bir diğer önemli konu da veri güvenliğidir. Kan tahlilleri kişisel sağlık verisidir ve son derece hassastır. Bu verilerin yapay zekâ uygulamalarına yüklenmesi, kişisel bilgilerin kontrolsüz şekilde internet ortamına yayılmasına neden olabilir. Kimin bu verilere eriştiği, nasıl saklandığı ve nerelerde kullanıldığı çoğu zaman bilinmez. Bu da ciddi bir gizlilik riski oluşturur.
Uzmanlar, yapay zekânın sağlık alanında tamamen işe yaramaz olmadığını vurguluyor. Aksine, doğru kullanıldığında bilgilendirici olabilir. Örneğin bir testin neyi ölçtüğünü veya hangi organla ilgili olduğunu öğrenmek için yapay zekâdan faydalanmak mümkündür. Ancak teşhis koyma, hastalık belirleme veya tedavi önerisi alma konusunda yapay zekâya güvenmek son derece sakıncalıdır.
