43,4990 %0.19
51,6240 %-0.9
6.788,96 % -9,85
83.415,68 %0.999
Amasya
Kapalı
10°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Ara

Mİ’RAC’IN BİZE ANLATTIKLARI

YAYINLAMA:

Sözlükte “yukarı çıkmak, yükselmek” anlamındaki urûc kökünden türemiş olan mi‘rac kelimesi “yukarı çıkma vasıtası, merdiven” demektir. Terim olarak Hz. Peygamber’in (sav) göğe yükselişini ve Allah katına çıkışını ifade eder. Olay, Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya gidiş ve oradan da yükseklere çıkış şeklinde yorumlandığından kaynaklarda daha çok “isra ve mi‘rac” şeklinde geçerse de Türkçede mi‘rac kelimesiyle her ikisi de kastedilir. İslami kaynaklarda genellikle ele alındığı şekliyle mi‘rac hadisesi iki safhada meydana gelmiştir. Resul-i Ekrem’in (sav) bir gece Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya yaptığı yolculuğa isra, oradan göklere yükselmesine mi‘rac denilmiştir. Literatürdeki bu ayırım her iki terimin naslarda zikredilmesinden ileri gelmektedir. Sery (geceleyin yürüme, gece yolculuğu yapma) kökünden türeyen isra’ Kur’an’da geçmiş zaman sığasıyla yer almış ve sureye ad olmuştur. Buna göre Allah, kudretinin işaretlerini göstermek için kuluna (Hz. Peygamber) Mescid-i Haram’dan çevresi mübarek kılınan Mescid-i Aksa’ya geceleyin bir seyahat yaptırmıştır. “Bir gece, kendisine bazı ayetlerimizi gösterelim diye kulunu Mescid-i Haram’dan çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya götüren Allah eksikliklerden münezzehtir. O, gerçekten her şeyi işitmekte ve görmektedir.”  (İsra: 1) 

 

Mi‘rac kelimesi Kur’an’da geçmemekle birlikte çoğul şekli olan mearic “yükselme dereceleri” manasında Allah’a nispet edilmiştir. “Birisi, huzuruna yükselmenin birçok yolu bulunan Allah katından inkârcılar için gelecek olan ve hiç kimsenin savamayacağı azabın gelmesini istedi. Melekler ve ruh O’na, miktarı elli bin yıl olan bir günde yükselip çıkar. (Mearic: 1-4) Ayrıca “merdiven” anlamında mearic bir ayette ve urûc kökünden türemiş fiiller çeşitli ayetlerde yer almaktadır. (bkz. Tdv İsl. Ans)

 

Bu bilgilerden sonra miracın bize anlattıklarına geçelim.

 

Mirac İmtihandır: Kâfirlerin Hz. Muhammed’i (sav) imtihan etmesidir: Müşrikler Hz. Peygamberin (sav) Kudüs’e gidip geldiğini oradan semalara çıktığını duyunca alay ettiler ve “şayet Kudüs’e gitti isen orada gördüklerini bize haber ver, Mescid-i Aksa’yı bize anlat” dediler. Hz. Peygamber (sav) de Allah’ın yardımıyla onlara aynen olduğu gibi tarif etti. Hatta Mekke’ye gelmek üzere yolda bulunan kervanın nerede olduğunu da haber verdi. 

 

Mirac Tasdiktir: Allah Teâlâ’nın müminleri sınamasıdır: Sıddıklar bu imtihanda belli olacaktır. Ebu Bekir (ra) bu sınavda öne çıkacaktır. Kâfirler ona gelip “arkadaşın ne kadar garip şeyler anlatıyor, sen buna inanıyor musun?” dediklerinde, “Allah’a yemin olsun ki, bundan daha garip şeyler anlatmış olsaydı yine tasdik ederdim.” demiştir. 

 

Mirac Tesellidir: Müşriklerin baskı ve ambargoları sırasında en yakını amcası Ebû Tâlib ve Hanımı Hz. Hatice (r.anha) vefat etmiştir. Allah Resulü (sav), kederlidir. Bir tarafta müminlerin fakr-u zaruret içerisinde müşriklerden eziyet ve işkence görmeleri, diğer yandan en sevdiği insanların dünyadan ayrılığı ve son olarak Taif’te karşılaştığı durum onu son derece üzmüş iken Allah’ın daveti gelmiştir. Rabbi kulunu teselli edecek ona lütfedecektir. 

 

Mirac İltifattır: Dünyanın amansız gailelerinden usanmış, kâfirlerin ve hainlerin azgınlıklarından bıkmış, en zarif, en narin, en yumuşak huylu, en güzel ahlaklı o son nebiyi Allah Teâlâ’nın huzuruna çıkararak gerçek nimetlerle onu muştulaması en güzel iltifat olmuştur. 

 

Mirac Namazdır: Kulların mi’rac eylemesi ancak namaz ile mümkün olabilir. Namazla insan dünyadan, ukbaya açılabilir. Süfli duygulardan arınarak ulvî duygulara çıkabilir. Bu yüzden ümmetin miracı namaz olmuştur. Bundan dolayı namaz mi’rac esnasında farz kılınmıştır. Zira namaz da bir yükseliştir. 

 

Mirac Hicrettir: Mekke’nin dışında da dünya vardır. Gidilecek görülecek mesajı ulaştıracak başka mekân ve insanlar da vardır. Allah Teâlâ bu seyahatle Resulüne yeni yerler öğretmiştir. Kudüs ve Mescid-i Aksa müslümanlar için kutsal bir mekân haline gelmiş, Medine’ye hicretin yolu daha iyi açılmıştır. 

 

Mirac Keşiftir: İnsanın gücünü, evrenin büyüklüğünü, Allah’ın gücünü keşiftir. Ay, güneş, yıldızlar ve gezegenler, yedi kat sema keşfedilmeyi beklemektedir. Peygamberlerin sonuncusu Hz. Muhammed’e (sav) bu kapılar açılmış yerde ve gökte olanlar gösterilmiş, hatta cennet ve cehennem tanıtılmıştır. Kâinatı ve onun gizemlerini keşfeden Allah Resulü (sav), Allah Teâlâ’nın sonsuz gücünü bir daha ayne’l-yakin idrak etmiştir. Son derece mutmain olarak bu yolculuktan dönmüştür.

 

Mirac Hedeftir: Peygamberlerin mucizeleri ümmetleri için adeta birer hedef niteliğindedir. Nuh’un (as) karada gemi yapması, İbrahim’in (as) ateşte yanmaması, Musa’nın (as) Kızıl Deniz’i yarması, Süleyman’ın (as) Belkıs’ın tahtını bir anda Yemenden Kudüs’e getirtmesi, İsa’nın (as) hastaları iyileştirmeleri ve ölüleri diriltmesi insanlığın önünde bir hedef olmuştur. Bugün bunların birçoğu yapılmakta veya yapılmaya çalışılmaktadır. Allah Resulü’nün (sav) bir anda göklere çıkması da ümmete gösterilmiş bir hedef olabilir. (Bkz. Doç. Dr. Mehmet Ergün)

 

En emin olan Rabbime emanet olun.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *