44,5006 %0.05
51,5345 %-0.58
6.565,33 % -3,51
65.986,74 %-3.616
Amasya
Hafif yağmur
13°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Ara

BAHARIN BİZE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

YAYINLAMA:

Kışın ardından gelen baharın yeryüzünü canlandırması, İslam düşüncesinde hem Allah’ın varlığının bir delili hem de “Haşir” yani öldükten sonra dirilmenin en büyük ispatı olarak kabul edilir. Kur'an-ı Kerim bu döngüyü, insanın kalbindeki iman tohumlarının yeşermesine ve ahiretteki uyanışa benzetir. 

 

Kur'an, tabiatın canlanmasını sadece coğrafi bir olay değil, ilahi bir mucize ve tefekkür vesilesi olarak sunar: “Allah'ın rahmetinin eserlerine bak! Yeryüzünü ölümünden sonra nasıl diriltiyor. Şüphe yok ki, o ölüleri de elbette diriltecektir. O her şeye hakkıyla gücü yetendir.” (Rum: 50)  

 

“Gökten de bereketli bir su indirip onunla kullar için rızık olarak bahçeler ve biçilecek taneler (ekinler), birbirine girmiş kat kat tomurcukları olan yüksek hurma ağaçları bitirdik ve böylece onunla ölü bir beldeye hayat verdik. İşte (dirilip kabirlerden) çıkış da böyledir.” (Kaf: 9-11) 

 

“Ey insanlar! Ölümden sonra diriliş konusunda herhangi bir şüphe içindeyseniz (düşünün ki) hiç şüphesiz biz sizi topraktan, sonra az bir sudan (meniden), sonra bir “alaka”dan, sonra da yaratılışı belli belirsiz bir “mudga”dan yarattık ki size (kudretimizi) apaçık anlatalım. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde durduruyoruz. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyor, sonra da (akıl, temyiz ve kuvvette) tam gücünüze ulaşmanız için (sizi kemale erdiriyoruz.) İçinizden ölenler olur. Yine içinizden bir kısmı da ömrün en düşkün çağına ulaştırılır ki, bilirken hiçbir şey bilmez hale gelsin. Yeryüzünü de ölü, kupkuru görürsün. Biz onun üzerine yağmur indirdiğimiz zaman kıpırdar, kabarır ve her türden iç açıcı çift çift bitkiler bitirir.” (Hac: 5) 

 

“Allah, rüzgârları gönderendir. Onlar da bulutları hareket ettirir. Biz de bulutları ölü bir toprağa sürer ve onunla ölümünden sonra yeryüzünü diriltiriz. İşte ölümden sonra diriliş de böyledir.” (Fatır: 9)

 

Peygamber Efendimiz (sav) de tabiatın bu değişimini insanın manevi halleriyle ve varoluşun hakikatiyle ilişkilendirmiştir:  Bir defasında sahabe-i kiram'dan birisi Efendimiz’e (sav) “Ey Allah’ın Resulü! Allah ölüleri nasıl diriltir? Dünyada bunun örneği nedir?” diye sormuştu. Efendimiz (sav) şöyle buyurdu: "Sen, hiç kavminin üzerinden geçtiği kurak bir vadiden geçmedin mi? Sonra bir defa daha geçtiğinde orayı yeşillikler içinde görmedin mi? İşte Allah ölüleri böyle diriltir.” (Ahmed b. Hanbel)

 

Peygamber Efendimiz (sav) dualarında Kur'an'ı bahara benzetirdi: “Allah'ım! Kur'an'ı kalbimin baharı (yağmuru), göğsümün nuru, hüzünlerimin gidişi ve kederlerimin ilacı eyle.” 

 

İslam âlimleri, baharın gelmesini “küçük bir kıyamet” ve “küçük bir haşir” olarak nitelerler. Kış vakti bütün bitkilerin ve bazı hayvanların bir nevi “ölüm” uykusuna yatması, ardından bahar yağmurlarıyla hepsinin aynı anda, şaşırmadan ve kusursuzca yeniden uyanması, İlahi kudretin bir “imzası” gibidir. Toprak altındaki tohumların yağmurla çatlaması, imanın kalpte filizlenmesine; yeryüzünün yeşile boyanması ise ruhun hidayetle canlanmasına işaret eder.

 

Kışın o mahmur, gri ve sessiz örtüsü toprağın üzerinden çekilirken, tabiat devasa bir uyanışın eşiğine gelir. Sokaklarda çiçek açan erik ağaçları, toprak altından başını uzatan kardelenler ve gökyüzünün o taze maviliği bize sadece mevsimsel bir değişimi değil, derin bir varoluşsal hakikati fısıldar. Aslında her bahar, “öldükten sonra dirilişin” yeryüzündeki en somut, en renkli ve en görkemli provasıdır. 

 

Bahar ile Ahirete iman arasındaki bağ, kuru bir dalın ucunda aniden beliren bir tomurcuk kadar zarif, bir gök gürültüsü kadar sarsıcıdır.

 

İman, görünmeyene inanmak olsa da bahar, bu inancı tahkim eden görsel bir deliller manzumesidir. Kur'an-ı Kerim'de pek çok yerde toprağın kışın “ölmesi” ve yağmurla birlikte yeniden “hayat bulması”, insanın yeniden diriltilmesine bir delil olarak sunulur.

 

Bu nedenle tohum, toprağın karanlığına teslim olurken aslında bahara inanmaktadır. Karın altında bekleyen kökler, güneşin doğru açıyla geleceği o “vakit” için sabreder. Kışın daralan ruhlar, baharın genişliğiyle inşiraha erer, ferahlar; zira her zorluğun yanında mutlaka bir kolaylık vardır.

 

İman da tıpkı bahar gibidir; kalbe düştüğünde oradaki “kış” iklimini dağıtır. Ümitsizliğin buzlarını eritir, korkunun ayazını kırar. Eğer bir insanın gönlünde iman taze kalabiliyorsa, o kişi için dışarıdaki mevsimin ne olduğunun pek bir önemi kalmaz. O, kendi iç baharının çiçekleriyle her daim zindedir.

 

Baharın gelişiyle birlikte tabiatın “Bismillah” diyerek uyanması gibi, mümin de her yeni güne ve her yeni uyanışa aynı hayret ve şükür nazarıyla bakmalıdır. Çünkü bahar, tesadüfün değil, sonsuz bir ilmin ve kudretin nakış nakış işlediği bir sanat eseridir.

 

Netice-i Kelam; bugün pencerenizden dışarı baktığınızda sadece yeşillenen ağaçları görmeyin. O dalların ucundaki çiçeklerin, aslında bize bir şeyler anlatmaya çalıştığını fark edin. “Bakın mahlûkatın yüzüne, nasıl giymişler ipekleri...”

 

Her bahar bir hatırlatmadır: Hiçbir kış sonsuz değildir ve hiçbir ölüm, hayatın sahibi olanın huzurunda son değildir. Kalbinize baharın cemresi düşsün; imanın serinliği ve diriliği ruhunuzu sarsın. Çünkü bahar geldiyse, umut da gelmiştir.

 

En emin olan Rabbime emanet olun.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *