Şikâyet Eden Çocuklar Değil, Çözüm Arayan Bireyler Yetiştirelim
YAYINLAMA:
| GÜNCELLEME:
Her anne baba, çocuklarının mutlu, başarılı ve güçlü bir birey olarak yetişmesini ister. Onlar için en iyisini düşünür, daha iyi şartlarda yaşamaları için çabalar, karşılaşabilecekleri zorlukları en aza indirmeye çalışırız. Hatta bazen bu çaba öyle bir noktaya ulaşır ki çocuklarımızın yerine düşünür, karar verir ve onların çözmesi gereken sorunları bile üstleniriz. Sonra da küçücük bir güçlük karşısında şikâyet etmelerinden, çabuk pes etmelerinden ve sorumluluk almaktan kaçınmasından yakınırız.
Peki, biz gerçekten çocuklarımızı hayata mı hazırlıyoruz, yoksa hayatın zorluklarından uzak mı tutuyoruz?
Bir çocuk, karşılaştığı her sorunda bir başkasının gelip kendisini kurtarmasını bekliyorsa bu sadece çocuğun tutumu olarak algılanmamalıdır. Dönüp kendimizi de sorgulamalıyız bence. Çünkü çocuklar, söylediklerimizden çok yaptıklarımızdan öğrenirler. Sorunları sürekli başkaları tarafından çözülen bir çocuk, zamanla kendi çözüm üretmek yerine yardım beklemeye alışabilir.
Çocuklarımıza şikâyet etmeyi değil, çözüm aramayı öğretmeliyiz.
Elbette üzülmek, yorulmak ve haksızlığa uğradığını düşünmek doğaldır. Çocuklar da duygularını ifade edebilmeli, yaşadıkları güçlükleri anlatabilmelidir. Burada önemli olan, şikâyetin bir alışkanlığa dönüşerek çözüm arayışının önüne geçmesini engellemektir.
Çocuğumuz arkadaşıyla anlaşmazlık yaşadığında hemen müdahale edip sorunu çözmek yerine, ona “Sence bu sorunu nasıl çözebiliriz?” diye sorabiliriz. Ödevini yaparken zorlandığında cevabı söylemek yerine kendi çözümünü bulmasına yardımcı olabiliriz. Başarısız olduğunda ise teselli ederken aynı zamanda bir sonraki denemede neleri farklı yapabileceğini birlikte konuşabiliriz. Böylece oda, kendi düşüncelerine güvenmeyi, farklı yollar denemeyi, hata yaptığında yeniden başlamayı ve her güçlük karşısında çaresiz olmadığını öğrenir.
Çocuğun önündeki her engeli kaldırmak, ona yardım etmek değildir. Bazen engelleri aşmak için de kişiye fırsat tanımak gerekir. Bu davranış, çocuğu kendi haline bırakmak anlamına gelmemelidir. İhtiyaç duyduğunda yanında olmak ama yapabileceği işleri sürekli onun yerine üstlenmemek demektir.
İyi bir rehber, çocuğun bütün yollarını onun yerine yürüyen değil, kendi yolunu bulmasına yardımcı olandır.
Çocuğu korumak başka, onu hayata hazırlamak başkadır. Çocuklarımızın üzülmesini istemeyiz. İsteklerini imkanlarımız doğrultusunda karşılamak, eksiklerini gidermek ve hayal kırıklıklarını önlemek için çabalarız. Bunu en çok da sevgimizden yaparız. Ancak sevgi, her güçlüğü ortadan kaldırmak değildir. Hayat her zaman beklentilerimize göre ilerlemez. Hayat, bazen kazanmak bazen de kaybetmektir. Her istediğimize ulaşamayabilir, her zaman anlaşılamayabiliriz. Çocuklarımız da istediklerine hemen ulaşamamayı, beklemeyi, başarısızlık karşısında yeniden ve yeniden denemeyi öğrenmelidir.
Dayanıklı olmak, hiç üzülmemek veya hiç zorlanmamak demek değildir. Zorlandığında duygularını tanıyabilmek, gerektiğinde yardım isteyebilmek ve yeniden denemek için güç bulabilmektir. Çocuklarımızı bütün hayal kırıklıklarından koruyamayız ama baş etmeyi öğrenmelerine yardımcı olabiliriz. Bu noktada şükür duygusu da çokça önemlidir. Şükretmek, sahip olduklarımızın değerini bilmek ve hayatımızdaki güzellikleri fark etmektir. Çocuklarımızın ailesinin, arkadaşlarının, sağlığının ve onlara sağlanan imkanların kıymetini anlaması, hayata daha dengeli bakmasını sağlar.
Ancak şükretmeyi öğretirken çocuklarımızın sorunlarını görmezden gelmemeliyiz. “Buna da şükret, sus!” diyerek üzüntülerini bastırmalarına neden olmamalıyız. Bir ihtiyaçları olduğunda bunu dile getirebilmeli, haksızlığa uğradıklarında yardım isteyebilmeli ve hayatlarını iyileştirebilmek için çaba gösterebilmelidirler.
Şükretmekle daha iyisini istemek birbirine zıt değildir. İnsan sahip olduklarının kıymetini bilirken daha iyiye ulaşmak, kendini geliştirmek için de çalışabilir. Önemli olan, sürekli başkalarıyla kıyaslama yapmak yerine kendi hayatındaki güzellikleri fark edebilmektir.
Çocuklarımızın davranışlarını şekillendirmek istiyorsak aileleri ve büyükleri olarak bizde davranışlarımızı düzeltmeliyiz. Her aksilikte başkalarını suçlayan, sürekli şikayet eden ve sorunlar karşısında ne yapacağını bilemeyen yetişkinin çocuğuna çözüm odaklı düşünmeyi öğretmesi kolay değildir.
Elbette çocuklardan her sorunu tek başlarına çözmelerini beklememeliyiz. Özellikle şiddet, ihmal, zorbalık ya da ciddi haksızlıklar karşısında yetişkinlerin müdahalesi gerekli ve zorunludur. Çocuğa ne zaman kendi başına adım atabileceğini ne zaman yardım istemesi gerektiğini öğretmek de biz yetişkinlerin sorumluğundadır. Amacımız duygularını sağlıklı bir biçimde ifade edebilen, hakkını arayabilen, kendi sorumluluğunu üstlenebilen, özür dilemekten gocunmayan ve gerektiğinde destek isteyebilen bireyler yetiştirmektir.
Unutmayalım ki çocuklarımızın önüne her zaman düz bir yol seremeyiz. Onları bütün zorluklardan koruyamayız. Her zaman yanlarında bulunamayabilir, karşılarına çıkan bütün sorunları onlar adına çözemeyebiliriz. Fakat onlara, sorunlar karşısında nasıl düşüneceklerini, nasıl davranacaklarını ve gerektiğinde yeniden nasıl ayağa kalkacaklarını öğretebiliriz. Çünkü mesele, çocuklarımızın hiç sorun yaşamaması değildir. Mesele, sorun yaşadıklarında ne yapacaklarını bilmeleridir.
Onlara şikâyet ederek beklemek yerine çözüm aramayı, başkalarının sahip olduklarına özenmek yerine kendi imkânlarının değerini bilmeyi, sorumluluktan kaçmak yerine ellerinden geleni yapmayı öğretmeliyiz. Çünkü güçlü bir gelecek, her şeyi hazır bulan çocuklarla değil, düşünen, emek veren, sorumluluk alan, şükreden ve karşılaştığı sorunlar karşısında çözüm üreten bireylerle kurulacaktır.
Sevgilerimle,
Ayşe Can
Takip etmeyi unutmayın!
E-mail: [email protected]
Sosyal Medya: @biraz_ayse (Ayşe Can)
Kişisel saldırılar yapmayın: Yorumlarınızda diğer kullanıcıları veya kişileri hakaret içeren ifadelerle suçlamayın veya aşağılamayın.
Irkçı, cinsiyetçi veya ayrımcı yorumlar yapmayın: Yorumlarınızda ırk, cinsiyet, etnik köken, din, cinsel yönelim veya herhangi bir ayrımcılık unsuru içeren ifadeler kullanmayın.
Yasa dışı faaliyetleri özendirmeyin: Yorumlarınızda yasa dışı faaliyetleri özendiren veya teşvik eden ifadeler kullanmayın.
Özel bilgileri paylaşmayın: Yorumlarınızda başkalarının özel bilgilerini paylaşmayın, bu bilgiler kullanıcıların adını, telefon numarasını, adresini, e-posta adresini veya diğer özel bilgileri içerebilir.
Spam ve reklam yapmayın: Yorumlarınızda spam veya reklam içeren ifadeler kullanmayın. Yorumlarınızın reklam içermemesine özen gösterin.