49,0124 %0.06
55,8179 %0.08
6.493,80 %0.21
83.200,00 %-1.44
Amasya
Az bulutlu
17°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Merak Eden Çocuk Öğrenmekten Vazgeçmez

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Bir çocuğun dünyaya gözlerini açtığı ilk andan itibaren yaptığı en önemli şeylerden biri merak etmektir. “Bu ne?”, “Neden böyle?”, “Nasıl?” gibi sorular, çocukların dünyayı anlamlandırma çabasının doğal bir parçasıdır. Aslında çocuk için öğrenmek, çoğu zaman çevresindeki dünyaya sorular yöneltmekle başlar. Ancak eğitim hayatı ilerledikçe bazı çocukların soruları azalır. Öğrenme isteğinin yerini doğru cevabı bulma kaygısı, keşfetmenin yerini ezberleme, düşünmenin yerini sınav başarısı almaya başlar. Oysa eğitim sadece çocuğa bilgi aktarmak değildir. Asıl mesele, çocuğun bilgiye ulaşmayı, bilgiyi sorgulamayı ve öğrendiği bilgiyi hayatla ilişkilendirmeyi öğrenmesidir. Ezberci eğitim anlayışında çocuk çoğu zaman “doğru cevabı bilen” kişi olarak değerlendirilir. Bir bilgiyi hatırlamak elbette önemlidir ama hatırlamak, öğrenmenin tamamı değildir. Çocuk öğrendiği bilginin nedenini sorgulayabiliyor, farklı ihtimalleri düşünebiliyor ve kendi düşüncesini ifade edebiliyorsa gerçek anlamda öğrenmeye yaklaşmış demektir. Bir çocuk “Yağmur neden yağar?” diye sorduğunda ona sadece bilimsel açıklama yapmak yerine, “Sence neden olabilir?” diye karşılık vermek, düşünme sürecinin kapısını aralar. Çocuk tahmin eder, yanılabilir, yeniden düşünür ve sonunda kendi sorusuna cevap aramaya başlar. Bu süreçte yağmur hakkında bilgi edinirken aynı zamanda araştırmayı, tahmin yürütmeyi, kanıt aramayı ve hata yaparak öğrenmeyi deneyimler. Çocuk gelişimi açısından bakıldığında bu yaklaşımın önemli bir başka yönü daha vardır. Sorgulayan çocuk, öğrenme sürecinin aktif bir parçasıdır. Ona sürekli hazır cevaplar sunmak yerine düşünmesine fırsat vermek, özgüvenini de destekler. “Ben düşünebilirim, araştırabilirim ve bir sonuca ulaşabilirim” duygusu, çocuğun akademik hayatının yanı sıra sosyal ve kişisel gelişimi açısından da değerlidir. Ebeveynler ve öğretmenler çoğu zaman tamamen iyi niyetle çocukların bütün sorularına hemen cevap vermeye çalışır. Aslında doğru olan “Bunu birlikte araştıralım”, “Sen ne düşünüyorsun?” ya da “Bunun başka bir açıklaması olabilir mi?” demek olmalıdır. Çocuğun merakını korumak için onun yanlış yapmasına da izin vermek gerekir. Çünkü sorgulama, kusursuz cevaplardan oluşan düz bir yol değildir. Çocuk bu sayede hata yapmaktan kormaz ve onlardan ders almaya başlar. Hata, öğrenmenin düşmanı değil, çoğu zaman öğretmenidir. Temel bilgilerin öğrenilmesi, kavramların hatırlanması ve belirli bilgilerin zihinde tutulması öğrenme sürecinin bir parçasıdır. Ancak ezber, düşünmenin yerine geçtiğinde sorun başlar. Çocuğun zihni, bilgiyle doldurulması gereken bir depo değildir. O zihin; bağlantılar kuran, anlam arayan, karşılaştıran, hayal eden ve yeni sorular üreten canlı bir dünyadır. Çağımızda bilgiye ulaşmak hiç olmadığı kadar kolay. Birkaç saniye içinde sayısız bilgiye erişebiliyoruz. Böyle bir çağda da çocuklara yalnızca bilgiyi öğretmek yeterli gelmemektedir. Hangi bilginin doğru olduğunu sorgulama, farklı kaynakları karşılaştırma, duyduğu her şeyi hemen kabul etmeme ve kendi düşüncesini gerekçelendirme becerilerini de kazandırmak gerekiyor. Çünkü geleceğin dünyasında başarılı olacak çocuk, her şeyi ezberleyen değil, karşılaştığı yeni durumlar karşısında düşünebilen çocuk olacaktır. Merak, çocukluğun doğal yakıtıdır. Biz yetişkinlerin görevi ise bu yakıtı doğru şekilde kullanmayı öğretmektir. Bir çocuğun “Neden?” sorusunu gereksiz bir soru gibi görmek yerine, onun zihninde açılan yeni bir pencere olarak değerlendirmeliyiz. Sevgilerimle, Ayşe Can Takip etmeyi unutmayın! E-mail: [email protected] Sosyal Medya: @biraz_ayse (Ayşe Can)
Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız