Çocukların gün içinde ne kadar zamanı olduğundan ziyade o zamanı nasıl kullandıkları giderek daha önemli hale geliyor. Okul, ödevler, oyun, ekran başında geçirilen süre, aileyle yapılan etkinlikler ve uyku derken çocukların günlük yaşamı da yetişkinlerinki kadar yoğunlaşabiliyor. Ancak burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta var. Çocuğa zaman yönetimini öğretmek, onun her dakikasını planlamak anlamına gelmiyor. Asıl amaç, çocuğun zamanı tanımasını, önceliklerini belirlemesini ve sorumluluklarını kendi yaşına uygun biçimde yerine getirmesini sağlamak.
Zaman yönetimi, doğuştan gelen bir beceri değildir. Çocuk, zamanın akışını ve günlük yaşamın düzenini öncelikle ailesinden ve yakın çevresinden öğrenir. Sabah belli bir saatte uyanmak, hazırlanmak, kahvaltı etmek, okula gitmek, dinlenmek, oyun oynamak ve uyumak gibi tekrar eden rutinler çocuğun zihninde bir düzen oluşturur. Bu düzen, ilerleyen yıllarda planlama ve sorumluluk becerilerinin gelişmesi için önemli bir temel oluşturur. Özellikle okul öncesi dönemde çocukların zamanı yetişkinler gibi algılamadığını unutmamak gerekir. “On dakika sonra hazırlanmalısın.” demek küçük bir çocuk için oldukça soyut olabilir. Bunun yerine “Oyuncağınla biraz daha oynayabilirsin, sonra oyuncakları birlikte toplayıp banyoya gideceğiz.” gibi somut ifadeler kullanmak daha anlaşılırdır. Çocuk büyüdükçe saat, takvim, yapılacaklar listesi ve günlük plan gibi araçlardan yararlanılabilir.
Planlı yaşam alışkanlığının kazandırılmasında en etkili yöntemlerden biri, çocuğun sürecin içinde aktif rol almasıdır. Her şeyi anne babanın belirlediği bir program, kısa vadede düzen sağlayabilir ancak çocuğun kendi sorumluluğunu geliştirmesine yeterince katkı sunmayabilir. Bunun yerine çocuğa yaşına uygun seçimler yapmak için fırsat vermek gerekir. “Ödevini yemekten önce mi, sonra mı yapmak istersin?” ya da “Okul için çantanı akşam mı hazırlayalım, yatmadan hemen önce mi?” gibi seçenekler çocuğun planlama becerisini destekler. Burada ebeveynlerin tutumu büyük önem taşır. Çocuğun zaman yönetimini öğrenmesini isteyen bir yetişkinin, sürekli onun yerine hatırlatma yapması bir çelişki oluşturabilir. “Dişlerini fırçala, çantanı hazırla, ödevini yap, pijamalarını giy.” şeklindeki aralıksız uyarılar çocuğu sorumluluk almaya yöneltmek yerine yetişkinin komutlarına bağımlı hale getirebilir. Bunun yerine ev içinde görünür bir günlük plan oluşturmak ve çocuğun bu planı takip etmesine fırsat tanımak daha sağlıklı bir yaklaşım olabilir.
Elbette plan yapmak kadar plansızlığa ve değişikliğe uyum sağlamak da önemlidir. Çocuklara katı programlar uygulamak, zaman yönetimi becerisinden çok kaygıyı ve baskıyı artırabilir. Bir gün planın dışına çıkmak, oyunun uzaması veya ailece spontane bir etkinlik yapılması başarısızlık değildir. Aksine çocuk, hayatın her zaman planlandığı gibi ilerlemediğini ve gerektiğinde planın yeniden düzenlenebileceğini de öğrenmelidir. Özellikle ekran kullanımı konusunda zaman yönetimi ayrı bir önem kazanıyor. Çocuklara “Daha az tablet kullan.” demek yerine, günün tamamını dengeli biçimde planlamak daha etkili olabilir. Oyun, ders, kitap okuma, aileyle geçirilen zaman, dinlenme ve ekran kullanımı arasında yaşa uygun bir denge kurulmalıdır. Böylece çocuk ekranı günün merkezine koymak yerine, günlük yaşamındaki etkinliklerden yalnızca biri olarak görmeyi öğrenebilir.
Zaman yönetiminin çocuklara kazandırdığı en önemli becerilerden biri de ertelemeyi azaltmaktır. Çocuk, yapması gereken bir işi sürekli sonraya bırakırsa zamanla hem sorumlulukları birikir hem de yaptığı işten aldığı keyif azalabilir. Ancak burada “Tembellik yapıyorsun.” gibi ifadeler kullanmak yerine, görevi küçük parçalara ayırmak daha yararlı olabilir. Örneğin büyük bir ödevi bir anda tamamlamasını beklemek yerine, “Önce şu iki soruyu çözelim, ardından kısa bir mola verelim.” yaklaşımı çocuğun işe başlamasını kolaylaştırabilir.
Ailelerin bir başka önemli görevi ise model olmaktır. Çocuklar söylenenlerden çok gördüklerini taklit ederler. Sürekli geç kalan, işlerini son dakikaya bırakan veya kendi planına uymayan bir yetişkinin çocuğundan düzenli olmasını beklemek kolay değildir. Evde herkesin ortak kullandığı basit bir planlama sistemi oluşturmak, çocuk için doğal bir öğrenme ortamı yaratabilir.
Öğretmenlerin de bu süreçte önemli bir payı vardır. Okul ortamında verilen küçük sorumluluklar, çocuğun zaman ve görev bilincini geliştirebilir. Çantasını düzenlemek, ödevlerini takip etmek, bir etkinliği belirlenen sürede tamamlamak ya da ertesi gün için gerekli araç gereçleri hazırlamak, çocuğun bağımsızlık duygusunu güçlendirir. Burada amaç çocuğu sürekli kontrol etmek değil, zaman içinde kendi kendini yönetebilmesini sağlamaktır. Her çocuğun gelişim hızı, dikkat süresi, mizacı ve ihtiyaçları birbirinden farklıdır. Bir çocuğun kolaylıkla uyguladığı bir plan, başka bir çocuk için fazla zorlayıcı olabilir. Bu nedenle beklentiler çocuğun yaşına, gelişim düzeyine ve bireysel özelliklerine göre belirlenmelidir.
Çocuğa zamanı yönetmeyi öğretme, ona sorumluluk almayı, öncelik belirlemeyi, başladığı işi tamamlamayı, dinlenmenin ve oyunun da yaşamın bir parçası olduğunu anlamayı öğretmektir. Daha da önemlisi, kendi yaşamı üzerinde söz sahibi olabileceği duygusunu kazandırmaktır.
Sevgilerimle,
Ayşe Can
Takip etmeyi unutmayın!
E-mail: [email protected]
Sosyal Medya: @biraz_ayse (Ayşe Can)
Kişisel saldırılar yapmayın: Yorumlarınızda diğer kullanıcıları veya kişileri hakaret içeren ifadelerle suçlamayın veya aşağılamayın.
Irkçı, cinsiyetçi veya ayrımcı yorumlar yapmayın: Yorumlarınızda ırk, cinsiyet, etnik köken, din, cinsel yönelim veya herhangi bir ayrımcılık unsuru içeren ifadeler kullanmayın.
Yasa dışı faaliyetleri özendirmeyin: Yorumlarınızda yasa dışı faaliyetleri özendiren veya teşvik eden ifadeler kullanmayın.
Özel bilgileri paylaşmayın: Yorumlarınızda başkalarının özel bilgilerini paylaşmayın, bu bilgiler kullanıcıların adını, telefon numarasını, adresini, e-posta adresini veya diğer özel bilgileri içerebilir.
Spam ve reklam yapmayın: Yorumlarınızda spam veya reklam içeren ifadeler kullanmayın. Yorumlarınızın reklam içermemesine özen gösterin.