47,5435 %0.05
54,8374 %0.03
6.206,79 % 0,51
62.577,12 %-1.094
Amasya
Açık
21°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Çocukluğun Sessizce Değişen Hikâyesi

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Her çağ, çocuklarını kendi dünyasına göre yetiştirir. Bugünün çocukları da dijital ekranların, sosyal medyanın ve küresel popüler kültürün şekillendirdiği bambaşka bir çağın içinde büyüyor. Bir zamanlar aile, okul ve mahalle üçgeninde oluşan karakter eğitimi, bugün algoritmaların, fenomenlerin ve milyonlarca takipçiye sahip ünlü isimlerin etkisiyle yeniden biçimleniyor. Bu ekran yüzleri de çocuklarımıza “özgürlük” kavramını bambaşka şekillerde gösteriyor. Özgürlük, insanın kendi iradesiyle doğruyu seçebilme becerisidir. Ancak günümüzde özgürlük çoğu zaman "istediğini yapmak", "kimsenin karışmaması" veya "sınır tanımamak" şeklinde yorumlanıyor. Oysa çocuk gelişimi açısından bakıldığında özgürlük, sınırların tamamen ortadan kalkması değildir. Özgürlük, yaşa uygun sorumluluklarla birlikte gelişen bir beceridir. Henüz kişiliği oluşma sürecinde olan bir çocuğun, yetişkinlerle aynı düzeyde karar verebileceğini düşünmek, onun omuzlarına taşıyamayacağı bir yük bırakmak anlamına gelebilir. Bugün çocuklara "kendin ol", "kimseyi dinleme", "istediğin gibi yaşa" mesajları sıkça veriliyor. İlk bakışta kulağa cesaret verici gelen bu söylemler, yeterli rehberlikle desteklenmediğinde çocukların doğru ile yanlışı ayırt etmesini zorlaştırabiliyor. Çünkü çocuk, özgürlüğü öğrenmeden önce sorumluluğu öğrenmeye ihtiyaç duyar. Sorumluluk olmadan verilen özgürlük ise pusulasız bırakılmış bir gemiye benzer. Dijital dünyanın etkisi de bu dönüşümün en önemli parçalarından biri. Artık çocuklar ailelerinin, öğretmenlerinin değil, dünyanın öbür ucundaki fenomenleri, müzik gruplarını, oyuncuları ve sosyal medya içerik üreticilerini rol model olarak görüyor. K-pop grupları, sosyal medya akımları veya farklı eğlence sektörlerinde yer alan ünlüler milyonlarca genç tarafından takip ediliyor. Elbette bunların tamamını olumsuz görmek doğru değil. Disiplin, çalışma azmi, sanat ve üretkenlik gibi olumlu yönleri de var. Ancak bazı içeriklerde romantik ilişkilerin, cinselliğin veya yetişkin yaşam tarzlarının çocukların gelişim düzeyine uygun olmayan biçimlerde sunulması, ailelerin dikkatle değerlendirmesi gereken bir durumdur. Çocuk gelişiminde her bilginin bir zamanı vardır. Erken yaşta karşılaşılan yetişkin temaları, çocukların duygusal ve bilişsel gelişim süreçlerini zorlayabilir. Merak duygusu doğal olsa da bu merakın güvenilir yetişkinler tarafından yaşa uygun biçimde karşılanması önemlidir. Aksi hâlde çocuklar bilgiyi sosyal medyadan, kısa videolardan veya akran çevresinden edinmeye çalışabilir. Bu da yanlış anlamalara ve sağlıksız beklentilere yol açabilir. Benzer şekilde, kıyafet tercihleri üzerine yapılan tartışmalar da yalnızca moda meselesi değildir. Çocukların ve gençlerin giyiminde estetik kadar yaşa uygunluk, mahremiyet bilinci ve güvenlik de önem taşır. Buradaki mesele, çocukları suçlamak ya da onların tercihlerini tek başına risklerin nedeni olarak göstermek değildir. Asıl mesele, çocuklara bedenlerinin değerli olduğunu, mahremiyetin utanılacak değil korunacak bir hak olduğunu öğretmektir. Kendine saygı duyan bir çocuk, bedenine yönelik sınır koymayı da daha sağlıklı öğrenebilir. Bugün "kendini ifade et" çağrısı yapılırken, çocuklara çoğu zaman "kendini koru" cümlesi aynı güçle söylenmiyor. Aslında bu iki kavram birbirinin tamamlayıcısıdır. Bir başka önemli konu ise akran baskısıdır. Günümüzde birçok genç, kabul görmek için sosyal medya trendlerine uyma, riskli davranışlara yönelme veya kendisini sürekli kanıtlama baskısı hissedebiliyor. Araştırmalar, ergenlik döneminde akran etkisinin karar alma süreçlerinde önemli bir rol oynayabildiğini göstermektedir. Bu nedenle ailelerin çocuklarıyla açık iletişim kurması, okulun sosyal-duygusal becerileri desteklemesi ve güvenli sosyal çevrelerin oluşturulması büyük önem taşır. Gençlerin alkol, sigara veya uyuşturucu gibi zararlı alışkanlıklarla tanışmasında tek bir neden yoktur. Aile ilişkileri, arkadaş çevresi, ruh sağlığı, yaşanılan çevre ve bireysel etkenler bu tür olumsuz alışkanlıkların kazanılmasında birlikte rol oynar. Bu karmaşık tabloyu tek bir nedene indirgemek yerine, koruyucu faktörleri güçlendirmek daha doğru bir yaklaşım olacaktır. Bana göre en sessiz değişim ise değerler dünyamızda yaşanıyor. Saygı, sabır, mahremiyet, fedakârlık, aile bağları ve büyük-küçük ilişkileri, bir zamanlar günlük hayatın doğal parçalarıydı. Bugün ise hızın, görünürlüğün ve beğeni sayılarının ön plana çıktığı bir kültürde bu değerleri yaşatmak daha fazla emek gerektiriyor. Teknolojiye savaş açmak mümkün değildir. Dünyayı durduramayız. Ancak çocuklarımızın elinden pusulayı almadan onları bu dünyaya hazırlayabiliriz. Onlara ekran vermeden önce sohbet etmeyi, takipçi kazanmadan önce güven kazanmayı, görünür olmadan önce karakter sahibi olmayı öğretebiliriz. Unutmamak gerekir ki güçlü toplumlar yalnızca özgür bireyler yetiştirmez. Onlar, sorumluluk sahibi, vicdanlı, merhametli ve sağlam karakterli bireyler yetiştirir. Gerçek özgürlük de aslında tam olarak burada başlar. İnsan, doğru olanı seçebilecek iradeye sahip olduğunda özgürdür. Sevgilerimle, Ayşe Can Takip etmeyi unutmayın! E-mail: [email protected] Sosyal Medya: @biraz_ayse (Ayşe Can)
Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız