Kaybetmeyi Öğrenemeyen Çocuk, Kazanmayı da Sağlıklı Yaşayamaz
YAYINLAMA:
| GÜNCELLEME:
Hayatın en erken derslerinden biri, aslında kaybetmeyi öğrenmektir. Bir oyunda yenilmek, sıranın başkasına geçmesini beklemek, istediği oyuncağı alamamak ya da arkadaşının kendisini tercih etmediğini görmek… Yetişkinlerin gözünde küçük görünen bu deneyimler, çocukların duygusal gelişiminde büyük anlamlar taşır. Bir çocuk, yaşamı hem başarılarla hem de hayal kırıklıklarıyla da tanır. Tam da bu nedenle çocuklarda kaybetme korkusu, üzerinde dikkatle durulması gereken önemli bir gelişim konusudur.
Günümüzde birçok ebeveyn, çocuğunu üzmemek adına onun her zaman kazanmasını sağlamaya çalışıyor. Yarışmada kaybettiğinde hemen teselli ödülü veriliyor, oyunlarda bilerek yeniliyor ya da yaşadığı başarısızlıklar hızla telafi edilmeye çalışılıyor. İyi niyetle yapılan bu davranışlar kısa vadede çocuğu mutlu etse de uzun vadede önemli bir eksiklik doğurabiliyor. Çünkü gerçek hayat, her zaman kazanılan bir oyun değildir.
Psikoloji alanındaki araştırmalar, çocukluk döneminde korkuların ve kaygıların gelişimin doğal bir parçası olduğunu ortaya koymaktadır. Yaş ilerledikçe birçok korku azalırken, çocukların yaşadıkları deneyimlerin bu süreci doğrudan etkilediği bilinmektedir. Araştırmalar ayrıca çocukların korkularının yaşa göre farklılaşsa da başarısızlık, fiziksel zarar görme, ayrılık ve kayıp gibi temel temaların uzun süre önemini koruduğunu göstermektedir.
Kaybetme korkusu yalnızca bir oyunu kaybetmek anlamına gelmez. Bazen anne ve babanın sevgisini kaybetmekten korkar çocuk. Bazen arkadaş grubunun dışında kalmaktan, bazen öğretmeninin gözünden düşmekten, bazen de "başarısız" olarak etiketlenmekten endişe eder. Bu korkular zamanında fark edilmezse çocuk, hata yapmaktan kaçınan, risk almayan ve sürekli onay bekleyen bir kişiliğe dönüşebilir.
Ne yazık ki günümüz rekabet kültürü de bu korkuyu beslemektedir. Daha okul öncesi dönemde başlayan kıyaslamalar, sınav odaklı eğitim anlayışı ve sosyal medyada sürekli sergilenen başarı hikâyeleri çocukların zihninde tek bir mesaj oluşturuyor: "Kaybedersen değersiz olursun." Oysa insanın değeri, kazandığı madalyalarla ya da aldığı puanlarla ölçülemez.
Çocuk gelişimi açısından bakıldığında en değerli kazanım, duygularını yönetebilmektir. Kaybettiğinde ağlayabilen, üzülebilen ama daha sonra yeniden denemeye cesaret edebilen çocuk, psikolojik dayanıklılığın temellerini atar. Çünkü özgüven, hiç düşmemekten değil, düştüğünde yeniden ayağa kalkabileceğini bilmektir.
Ebeveynlere düşen görev çocukların her sorununu çözmek yerine onlara sorunlarla baş edebilme becerisi kazandırmaktır. Kaybettiğini düşündüğünde onun duygularını anlamaya çalışmak ise çok daha değerlidir. Çocuk, duygularının kabul edildiğini hissettiğinde kaybetmenin utanılacak değil, öğrenilecek bir deneyim olduğunu fark eder.
Öğretmenlerin de bu süreçte önemli bir rolü vardır. Sınıf ortamında sadece en başarılı öğrencileri öne çıkarmak yerine çabayı, emeği ve gelişimi takdir eden bir yaklaşım benimsenmelidir. Çünkü başarı kadar gayretin de alkışlandığı ortamlarda çocuklar hata yapmaktan korkmaz.
Araştırmalar, çocukların ölüm ve kayıp kavramlarını yaşlarına göre farklı şekillerde anlamlandırdıklarını, aile içindeki sağlıklı iletişimin ise bu korkuların yönetilmesinde belirleyici olduğunu göstermektedir. Çocuk, kayıp ve başarısızlık hakkında konuşabildiği güvenli bir ortam bulduğunda duygularını bastırmak yerine ifade etmeyi öğrenir.
Çocuklarımıza verebileceğimiz en kıymetli hediye, onları hayatın tüm gerçeklerinden korumak yerine hayatın iniş çıkışlarına hazırlamaktır. Kazanmak elbette güzeldir ancak insanı olgunlaştıran çoğu zaman kaybetmenin öğrettikleridir. Çocuklara her zaman birinci olmayı değil, yeniden başlayabilmeyi öğretebilirsek, yalnızca başarılı bireyler değil, aynı zamanda sağlam karakterli insanlar yetiştirmiş oluruz.
Sevgilerimle,
Ayşe Can
Takip etmeyi unutmayın!
E-mail: [email protected]
Sosyal Medya: @biraz_ayse (Ayşe Can)
Kişisel saldırılar yapmayın: Yorumlarınızda diğer kullanıcıları veya kişileri hakaret içeren ifadelerle suçlamayın veya aşağılamayın.
Irkçı, cinsiyetçi veya ayrımcı yorumlar yapmayın: Yorumlarınızda ırk, cinsiyet, etnik köken, din, cinsel yönelim veya herhangi bir ayrımcılık unsuru içeren ifadeler kullanmayın.
Yasa dışı faaliyetleri özendirmeyin: Yorumlarınızda yasa dışı faaliyetleri özendiren veya teşvik eden ifadeler kullanmayın.
Özel bilgileri paylaşmayın: Yorumlarınızda başkalarının özel bilgilerini paylaşmayın, bu bilgiler kullanıcıların adını, telefon numarasını, adresini, e-posta adresini veya diğer özel bilgileri içerebilir.
Spam ve reklam yapmayın: Yorumlarınızda spam veya reklam içeren ifadeler kullanmayın. Yorumlarınızın reklam içermemesine özen gösterin.