Kurban Bayramı’na birkaç gün kaldı. Şehrin sokaklarında tatlı bir telaş, evlerin içinde huzurlu bir hazırlık hissediliyor. Kimi bayramlık alışverişini tamamlamaya çalışıyor, kimi uzak yollardan gelecek misafirlerini düşünüyor. Fırınlardan yükselen sıcak ekmek kokuları, çarşıdaki hareketlilik, çocukların gözlerindeki heyecan… Bayram, daha gelmeden gönüllere dokunmaya başladı bile.
Bayramlar, sadece takvimde yer alan özel günler değildir. Aslında toplumun manevi hafızasını canlı tutan, insanları birbirine yaklaştıran müstesna zamanlardır. Özellikle Kurban Bayramı, Müslümanlıkta derin anlamlar taşıyan büyük bir ibadetin ve teslimiyetin sembolüdür. Hz. İbrahim’in Allah’a olan sadakati ve teslimiyeti, Kurban Bayramı’nın temel ruhunu oluşturur. Bu bayram bizlere yalnızca kurban kesmeyi değil, paylaşmayı, fedakârlığı, yardımlaşmayı ve Allah’a yakınlaşmayı öğretir. Kurban ibadeti, maddi bir görevden çok daha fazlasıdır. İnsanın nefsini terbiye ettiği, sahip olduklarını Allah rızası için paylaşmayı öğrendiği manevi bir kulluk bilincidir.
Bayramların çocuklar üzerindeki etkisi ise son derece büyüktür. Çünkü çocuklar için bayram, yalnızca tatil ya da harçlık demek değildir. Onların hafızasında yıllarca yaşayacak sıcak anılar, aile bağları ve manevi değerler bu günlerde şekillenir. Modern hayatın hızlı temposunda çocuklarımız birçok şeyi ekranlardan öğreniyor. Ancak saygıyı, paylaşmayı, sabrı ve merhameti dijital dünyanın soğuk yüzünden öğrenmek mümkün olmuyor. İşte dini bayramlar tam da bu nedenle büyük bir eğitim fırsatıdır.
Kurban Bayramı’nın özü paylaşmaktır. İslam dini, ihtiyaç sahiplerini gözetmeyi ve kardeşlik bilincini canlı tutmayı emreder. Kesilen kurbanın ihtiyaç sahipleriyle paylaşılması, toplumda dayanışma ruhunu güçlendirir. Bir çocuk, anne ve babasının kurban etini komşulara, akrabalara ya da ihtiyaç sahiplerine ulaştırdığını gördüğünde gerçek zenginliğin yalnızca sahip olmak değil, paylaşabilmek olduğunu öğrenir. Bu öğrenme, kitaplardan edinilen bilgilerden çok daha kalıcıdır.
Bayram sabahlarının çocuk psikolojisinde ayrı bir yeri vardır. Erken kalkılan o heyecanlı sabah, özenle giyilen kıyafetler, ailece edilen kahvaltılar, büyüklerin ellerini öpme telaşı… Bunların her biri çocukların aidiyet duygusunu güçlendirir. Günümüzde birçok çocuk yalnızlık hissi yaşarken bayramlar onlara bir aileye, bir kültüre ve köklü bir medeniyete ait olduklarını hissettirir. Aidiyet hissi güçlü olan çocuklar ise daha güvenli, daha dengeli ve daha sağlıklı bireyler olarak yetişir.
Kurban Bayramı aynı zamanda empati ve vicdan eğitimidir. Bayram sofralarının herkes için aynı imkânlarla kurulmadığını gören bir çocuk, ihtiyaç sahibi insanların varlığını fark etmeye başlar. Yardımlaşmanın ve paylaşmanın insan hayatındaki önemini anlar. Bu bilinç, ilerleyen yıllarda toplumsal duyarlılığa dönüşür. Merhamet duygusuyla yetişen çocuklar, gelecekte daha vicdanlı ve adaletli bireyler olur. Ancak son yıllarda bayramların manevi ruhunu bir miktar kaybetmeye başladığımız da bir gerçek. Tatil planları, alışveriş telaşı ve sosyal medya paylaşımları bazen bayramın özünü gölgede bırakabiliyor. Çocuklar için bayram sadece yeni kıyafetler ve harçlık anlamına geldiğinde esas değerler geri planda kalıyor. Oysa çocukların en çok ihtiyaç duyduğu şey, samimiyet, sevgi ve birlikte geçirilen zamandır.
Bir çocuğun dedesiyle aynı sofraya oturması, anneannesinden eski bayram hatıralarını dinlemesi, ailesiyle birlikte bir ihtiyaç sahibinin kapısını çalması, onun karakter gelişiminde derin izler bırakır. Çünkü değerler eğitimi yalnızca sözle değil, yaşanan duygularla kalıcı hale gelir. Bayramlar bu yüzden eşsizdir. Sevgi, saygı, hoşgörü, sabır ve yardımlaşma gibi kavramlar çocukların hayatına doğal biçimde yerleşir.
Bugünün çocukları yarının toplumunu inşa edecek. Eğer merhametli, paylaşmayı bilen, vicdan sahibi bir nesil yetiştirmek istiyorsak, dini bayramların taşıdığı manevi ve kültürel mirası çocuklarımıza doğru şekilde aktarmalıyız. Bayramı yalnızca geleneksel bir görev değil, ruhu besleyen bir ibadet ve eğitim fırsatı olarak görmeliyiz. Çocuklarımıza el öpmenin saygıyı, ziyaretin sevgiyi, paylaşımın kardeşliği büyüttüğünü hissettirebilirsek işte o zaman bayram gerçek anlamına kavuşacaktır.
Çocukların gözlerindeki ışığın hiç sönmeyeceği, merhametin ve paylaşmanın çoğaldığı huzurlu bayramlar dilerim.
Sevgilerimle,
Ayşe Can
Takip etmeyi unutmayın!
Kişisel saldırılar yapmayın: Yorumlarınızda diğer kullanıcıları veya kişileri hakaret içeren ifadelerle suçlamayın veya aşağılamayın.
Irkçı, cinsiyetçi veya ayrımcı yorumlar yapmayın: Yorumlarınızda ırk, cinsiyet, etnik köken, din, cinsel yönelim veya herhangi bir ayrımcılık unsuru içeren ifadeler kullanmayın.
Yasa dışı faaliyetleri özendirmeyin: Yorumlarınızda yasa dışı faaliyetleri özendiren veya teşvik eden ifadeler kullanmayın.
Özel bilgileri paylaşmayın: Yorumlarınızda başkalarının özel bilgilerini paylaşmayın, bu bilgiler kullanıcıların adını, telefon numarasını, adresini, e-posta adresini veya diğer özel bilgileri içerebilir.
Spam ve reklam yapmayın: Yorumlarınızda spam veya reklam içeren ifadeler kullanmayın. Yorumlarınızın reklam içermemesine özen gösterin.