BİR MÜSLÜMANIN OLMAZSA OLMAZ ÖZELLİKLERİ
İslam, yalnızca belirli ibadetlerin/ritüellerin yerine getirildiği bir inanç sistemi değil, aynı zamanda bireyin ahlakını ve karakterini kemale erdirmeyi hedefleyen bütüncül bir yaşam biçimidir. İslam, karakterin en ince ayrıntısına kadar insana rehberlik eder. Kur'an-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyye ışığında bakıldığında, bir müslümanın şahsiyetini inşa eden “olmazsa olmaz” bazı temel hususlar öne çıkar.
Bunların bazılarını maddeler halinde şöyle açıklayabiliriz:
1- Dosdoğru Olmak, Sıdk Ve Doğruluk: Müslümanın kimliğinin en temel taşı doğruluktur. İçinin ve dışının bir olması, sözü ile özünün çelişmemesi imanın bir gereğidir. Ayette, “Öyle ise emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Beraberindeki tövbe edenler de dosdoğru olsunlar. Hak ve adalet ölçülerini aşmayın. Şüphesiz O yaptıklarınızı hakkıyla görür.” (Hud: 112) buyurulur. Peygamberimiz (sav) de “Doğruluktan ayrılmayın. Çünkü doğruluk iyiliğe, iyilik de cennete götürür... Yalandan sakının. Çünkü yalan kötülüğe, kötülük de cehenneme götürür.” demiştir. (Müslim, Birr, 105; Buhari, Edeb, 69)
2- Emanete Riayet ve Güvenilirlik: İslam toplumunda güven, toplumsal huzurun temelidir. Peygamber Efendimiz (sav) peygamberliği öncesinde bile “el-emin” (güvenilir) olarak tanınmıştır. Allah (c.c.): “Yine onlar ki, emanetlerine ve verdikleri sözlere riayet ederler.” (Müminun: 8) buyururken; Resulullah (sav) ise bu konuda şöyle demiştir: “Müslüman, elinden ve dilinden insanların emin olduğu kimsedir.” (Tirmizi, İman, 12; Nesai, İman, 8)
3- Güzel Ahlak ve Nezaket: İbadetlerin özü, insanı ahlaken yüceltmektir. Bir müslüman, sert ve kaba değil; nazik, anlayışlı ve hoşgörülü olmalıdır. Konu ile ilgili ayet şu şekildedir: “Allah'ın rahmeti sayesinde sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Artık sen onları affet. Onlar için Allah'tan bağışlama dile. İş konusunda onlarla müşavere et. Bir kere de karar verip azmettin mi, artık Allah'a tevekkül et, (ona dayanıp güven). Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever.” (Al-i İmran: 159) Peygamberimiz ise konuyu şöyle izah eder: “Müminlerin iman bakımından en mükemmeli, ahlakı en güzel olanıdır.” (Ebu Davud, Sünne, 15)
4- Merhamet ve Yardımseverlik: Müslüman, sadece kendi refahını değil, çevresindeki tüm canlıların huzurunu gözeten kişidir. Şefkat, Müslümanın kalbinin aynasıdır. “Onlar bollukta ve darlıkta Allah yolunda harcayanlar, öfkelerini yenenler, insanları affedenlerdir. Allah iyilik edenleri sever.” (Al-i İmran: 134) ayeti ile “Merhamet etmeyene merhamet olunmaz.” (Buhari, Edeb, 18; Müslim, Fedail, 65) hadisi bu hususta dikkatleri çeker.
5- Adalet ve Hakkaniyet: Bir Müslüman, kendi aleyhine veya en yakınlarının aleyhine bile olsa, adaletten asla sapmamalıdır. Cenab-ı Hak adalet mevzuunda birçok ayet inzal buyurmuştur. Bunlardan birisi şu ayettir. “Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun. (Şahitlik ettikleriniz) zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın). Çünkü Allah ikisine de daha yakındır. (Onları sizden çok kayırır.) Öyle ise adaleti yerine getirmede nefsinize uymayın. Eğer (şahitlik ederken gerçeği) çarpıtırsanız veya (şahitlikten) çekinirseniz (bilin ki) şüphesiz Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.” (Nisa: 135) Peygamberimiz (sav) de adalet konusunda hassasiyetini hadislerinde ortaya koymuştur. “Hiçbir gölgenin bulunmadığı kıyamet gününde Allah’ın arşının gölgesinde gölgelenecek yedi sınıftan biri, adil yöneticidir. ” (Buhari, Ezan, 36)
6- İhlâs ve Samimiyet, Her İşi Allah İçin Yapmak: Müslüman, yaptığı her iyiliği, kıldığı her namazı ve attığı her adımı sadece Allah’ın rızasını gözeterek yapar. Gösteriş (riya), müslümanın karakterine sızmaya çalışan en büyük tehlikedir. Allah kullarından samimi olmalarını ister ve bunu gerçek bir dini tavır olarak tanımlar: “Hâlbuki onlara, ancak dini Allah'a has kılarak, hakka yönelen kimseler olarak O'na kulluk etmeleri, namazı kılmaları ve zekâtı vermeleri emredilmişti. İşte bu dosdoğru dindir.” (Beyyine: 5) Hz. Muhammed (sav) de bir hadisinde şöyle buyurmuştur: “"Ameller ancak niyetlere göredir ve herkes için ancak niyet ettiği şey vardır. Kimin hicreti Allah’a ve Resulüne ise, onun hicreti Allah’a ve Resulüne olmuştur. Kimin hicreti de elde edeceği bir dünyalık veya nikâhlayacağı bir kadın için ise, onun hicreti de ne için hicret etmişse onadır.” (Buhari, Bed’ü’l-Vahy, 1; Müslim, İmare, 155)
7- Sabır Ve Tevekkül: Hayatın zorlukları karşısında sarsılmamak, kadere rıza göstermek ve elinden geleni yaptıktan sonra sonucu Allah’a bırakmak müslümanın direncidir. Allah (cc) ; “Ey iman edenler! Sabrederek ve namaz kılarak Allah'tan yardım dileyin. Şüphe yok ki Allah sabredenlerle beraberdir.” (Bakara: 153) buyurmuştur. “Müminin durumu ne hoştur! Her hali kendisi için hayırlıdır... Bir genişliğe ulaşsa şükreder, bu onun için hayır olur. Bir darlığa uğrasa sabreder, bu da onun için hayır olur.” (Müslim, Zühd, 64) diyen Hz. Peygamberin (sav) övgü dolu bu sözü unutulmaması gereken bir hakikattir.
8. Hayâ, İffet Ve Edep Sahibi Olmak: Edep, İslam’ın dışa yansıyan yüzüdür. Müslüman, hem bakışlarında hem de davranışlarında hayâ sahibidir. Ayetlerde meselenin önemi açıkça vurgulanmıştır: “Mümin erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar... Mümin kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar...” (Nur: 30-31) Peygamberimizin (sav) edep ve hayâ konusundaki şu evrensel masajını bilmeyen yoktur: “Haya imandandır.” (Buhari, İman, 16; Müslim, İman, 57)
9- Vakit ve İlme Önem Vermek: Boş işlerle (malayani) uğraşmamak ve sürekli kendini geliştirmek, Müslümanı dinamik tutan bir özelliktir. “De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” (Zümer: 9) ayeti ile “Kişinin kendisini ilgilendirmeyen şeyleri (malayaniyi) terk etmesi, müslümanlığının güzelliğindendir.” (Tirmizi, Zühd, 11) hadisi izah gerektirmeyecek kadar açıktır.
10- Affedici ve Uzlaşmacı Olmak: Kin tutmak ve düşmanlığı körüklemek müslüman ahlakıyla bağdaşmaz. O, barışın ve esenliğin temsilcisidir. Allah Teâlâ “İçinizden varlık ve servet sahibi kimseler yakınlarına, düşkünlere ve Allah yolunda hicret edenlere (kendi mallarından bir şey) vermeyeceklerine yemin etmesinler. Onlar affetsinler, vazgeçip iyi muamelede bulunsunlar. Allah'ın sizi bağışlamasını arzu etmez misiniz? Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (Nur: 22) buyururken; Peygamber Efendimiz (sav) de “Birbirinize kin tutmayın, haset etmeyin, birbirinizden yüz çevirmeyin. Ey Allah'ın kulları, kardeş olun!” (Buhari, Edeb, 57; Müslim, Birr, 23) buyurmuştur.
İslam’ın tasvir ettiği ideal müslüman; diliyle kimseyi incitmeyen, eliyle kimseye zarar vermeyen, özüyle ve sözüyle güven veren bir şahsiyettir. Bu özellikler sadece kişisel bir erdem değil, aynı zamanda birer ibadet hükmündedir. “Sizin en hayırlınız, kendisinden hayır beklenen ve kötülüğünden emin olunandır.” (Tirmizi, Fiten, 76) hadisi de Efendimizin (sav) ideal mümin tanımına en açık örnektir.
Bir müslümanı tanımlayan en kapsayıcı ilke istikamettir. Yukarıdaki tüm maddeler, bir insanın hem Allah ile hem de toplumla olan bağını düzenler. Kur'an ve Sünnet'in inşa ettiği bu karakter, sadece “iyi bir insan” değil, aynı zamanda çevresine ışık saçan bir “model şahsiyet” ortaya çıkarır. Müslümanlık sadece bir isim değil; doğruluk, sabır, adalet, merhamet ve ihlâsla örülmüş bir yaşam sanatıdır.
En emin olan Rabbime emanet olun.
