43,5143 %0.06
51,4454 %0.01
7.045,64 % 1,97
75.972,52 %-2.912
Amasya
Parçalı az bulutlu
5°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Ara

RAMAZAN YAKLAŞIRKEN…(I)

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Yüce Rabbimiz Tevbe suresi 112. ayette şöyle buyurmaktadır: “Bunlar, tövbe edenler, ibadet edenler, hamdedenler, oruç tutanlar, rüku ve secde edenler, iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah'ın koyduğu sınırları hakkıyla koruyanlardır. Müminleri müjdele.” 

 

Bu ayeti okurken Ramazan ayının yaklaştığı şu günlerde acaba gerekli manevi hazırlığı yapmaya başladık mı o aklımıza gelir oldu. Hakikaten Ramazan ayına kavuşmayı umduğumuz şu günlerde onu en iyi şekilde ağırlama konusunda hazır mıyız değil miyiz?

 

Allah Teala Ramazan ayının farziyetini ilan ettiği Bakara suresi 183 ila 185. ayetlerde müminlere hitaben o aya erişince gereğinin yerine getirilmesini ister. Öyleyse bir iç muhasebe yaparak Ramazan ayına yönelik hazırlıklarımız ne aşamada bir bakalım.

 

Öncelikle tövbe konusunda ne durumdayız? Ölüm gelmeden önce tövbeye acele etmek gerektiğine göre her durum ve şartta bize düşen tövbeyi dilden ve gönülden düşürmemek ve şu ilahi emre boyun eğmektir: “Ey iman edenler! Allah'a içtenlikle tövbe edin. Belki Rabbiniz sizin kötülüklerin-izi örter ve peygamberi ve onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Onların nurları önlerinden ve sağlarından aydınlatır, gider. “Ey Rabbimiz! Nurumuzu bizim için tamamla, bizi bağışla; çünkü senin her şeye hakkıyla gücün yeter.” derler.” (Tahrim: 8)   

 

Gelelim ibadet konusuna…  Günlük, haftalık ve yıllık ibadetlerimiz hususunda her an Rabbimize hesap verebilir durumda olmamız gerekmez mi? Yüce Allah’ın şu emri bizim hayatımızın neresinde acaba: “Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et.” (Hicr: 99) Zaten yaratılış gayemiz de bu değil mi? “Ben cinleri ve insanları, başka değil, sırf bana kulluk (ibadet) etsinler diye yarattım.” (Zariyat: 56)

 

Hamd etmek; “Hamd, alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.” (Fatiha: 2) “Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve ışığı var eden Allah’a mahsustur…” (En’am: 1)Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve ışığı var eden Allah’a mahsustur.” (Fatır: 1) Kime, niye ve nasıl hamd edeceğini bilen bir müslüman olarak cennette de bu hamd kelimesini büyük bir sevinçle dile getirebilmek için her zaman ve her yerde Rabbimizi hamd edenlerden olmaya hazırız değil mi? “İman edip dünya ve ahiret için yararlı işler yapanlara gelince, rableri onlara, inanmaları sebebiyle yol gösterir; nimetlerle dolu cennetlerde onların bulundukları yerin altından ırmaklar akar.  Orada onların duaları, “Sen bütün noksan sıfatlardan uzaksın Allahım!”; karşılıklı iyi dilekleri de “selam” şeklinde olacaktır. Duaları da, “Alemlerin rabbi olan Allah’a hamdolsun” diyerek son bulur.” (Yunus: 9-10)

 

Evet, sırada oruç var. Helal olduğu halde birçok şeyden sırf Allah rızası için geri durmak olan oruç; “Ya Rabbi! Ben oruç ibadetiyle senin emrin ve rızan için helallerden uzak duran birisiyim. Ben bu vesileyle elbette ki hayatımın her anında haramlardan senin emrin ve rızan için uzak duracak ve yine senin istediğin gibi birisi olacağım…” demektir. Bu nedenle oruç bizden öncekilere farz kılındığı gibi bize de Ramazan ayında tutmamız için farz kılındı. Ey iman edenler! Sizden öncekilerin üzerine yazıldığı gibi sakınasınız diye sizin üzerinize de sayılı günlerde oruç yazıldı…” (Bakara: 183) “O (sayılı günler), doğruyu eğriden ayırma, gidilecek yolu bulma konusunda açıklamalar ve insanlara rehber olarak Kur’an’ın indirildiği ramazan ayıdır. Artık içinizden kim bu aya yetişirse onu oruçlu geçirsin…” (Bakara: 185) Çok az bir süre kaldı. Hazır mıyız oruca, oruç ile kendimize sahip çıkmaya?

 

Rüku ve secde edenlerden olmak… Kur’an’da namaz ibadeti yaklaşık 88 ayette bize emredilmiş, namazın Allah’a en yakın rükünleri rüku ve secde hali olduğu ifade buyurulmuştur. “Ey iman edenler! Rüku edin, secdeye kapanın, rabbinize ibadet edin, dünya ve ahiret için faydalı işler yapın ki kurtuluşa eresiniz.” (Hac: 77) “Ey Meryem! Rabbine ibadet et; secdeye kapan, huzurunda eğilenlerle beraber sen de eğil.” (Al-i İmran: 43)Ama sen rabbini hamd ile tesbih et, secde edenlerden ol!” (Hicr: 98) “Görmez misin göklerde ve yeryüzünde bulunanlar; güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların birçoğu hep O’na secde etmektedir! Niceleri de azabı hak etmiştir. Allah’ın hakir kıldığı kimseyi onurlandırabilecek birisi yoktur. Kuşkusuz Allah dilediğini yapar.” (Hac: 18) Namazsız orucun eksik bir ibadet olduğu muhakkak. Hazır mıyız; orucuyla namazıyla Ramazan ayına? Beş vakit namazlarımıza, Teravih namazlarımıza ve varsa kaza namazlarımıza hazırız evvel Allah...

 

Haftaya kaldığımız yerden devam edelim inşaallah. 

                                                                                                                                                          

En emin olan Rabbime emanet olunuz.                                                                            

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *