Merzifon Demokrasi Platformu temsilcileri, Merzifon Cumhuriyet Meydanı’nda bulunan Atatürk Anıtı önünde bir araya gelerek basın açıklaması gerçekleştirdi. Platform adına açıklamayı SES Merzifon Temsilcisi Recep Karabek yaptı. Açıklamada laik, bilimsel, eşit, nitelikli ve ücretsiz eğitim ile yurtta ve dünyada barış mücadelesinin yükseltilmesi gerektiği vurgulandı.
Recep Karabek yaptığı açıklamada Türkiye’de uzun süredir başta eğitim sistemi olmak üzere günlük yaşamın birçok alanının siyasi iktidarın siyasal ve ideolojik hedefleri doğrultusunda baskıcı ve dayatmacı bir anlayışla şekillendirilmeye çalışıldığını ifade etti. Eğitim sistemine yönelik uygulamaların artık gizli bir ajanda olmaktan çıktığını belirten Karabek, okul öncesinden üniversiteye kadar tüm eğitim kademelerinde evrensel bilim yerine dini referansların öne çıkarılmaya çalışıldığını savundu.
Karabek açıklamasında Millî Eğitim Bakanlığı tarafından 12 Şubat 2026 tarihinde yayımlanan ve 81 il valiliğine gönderilen “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Kapsamında Ramazan Ayı Etkinlikleri” konulu talimata da değindi. Söz konusu talimatın anayasal laiklik ilkesine ve eğitimin bilimsel niteliğine aykırı olduğunu ifade eden Karabek, bütün eğitim kademelerini kapsayan bu talimatın okulları tek din ve tek mezhep anlayışının uygulama alanı haline getirmeyi amaçladığını ileri sürdü.
Açıklamada siyasi iktidarın geçmişten bugüne sık sık başvurduğu inanç üzerinden ayrıştırma ve kutuplaştırma politikalarının yeni bir örneğinin hayata geçirilmeye çalışıldığı da ifade edildi. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın ikinci maddesinde ülkenin demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olduğunun açıkça yazılı olduğunu hatırlatan Karabek, eğitim kurumlarında tek bir dinin ibadetlerini merkeze alan etkinliklerin planlanmasının ve öğrencilerin bu etkinliklere katılmaya zorlanmasının kabul edilemez olduğunu dile getirdi.
Karabek, bu tür uygulamaların devletin tüm inançlar karşısında eşit ve tarafsız olması gerektiği ilkesini ortadan kaldıracağını belirterek Anayasa’da yer alan laiklik ilkesine aykırılık teşkil ettiğini savundu. Okullara gönderilen talimatın uygulanması halinde öğrencilerin oruç tutanlar ve tutmayanlar şeklinde ayrıştırılabileceğini belirten Karabek, bunun öğrenciler arasında dışlanma ve ötekileştirmeye yol açabileceğini ifade etti. MEB tarafından okullara gönderildiği belirtilen ve haftalık olarak doldurulması istenen “Ramazan Etkinlikleri İzleme Değerlendirme Formu”nun da açık bir fişleme belgesi olduğunu öne sürdü.
Millî Eğitim Bakanlığı’nın söz konusu talimatının yalnızca bir idari karar olmadığını dile getiren Karabek, bunun Anayasa’nın laiklik ilkesine karşı işlenmiş ağır bir suç olduğunu iddia etti. Bu talimatın altına imza atan bürokratların Anayasayı kasten çiğnediğini savunan Karabek, hiçbir genelge ya da talimatın Anayasa’nın üzerinde olmadığını vurguladı.
Okulların farklı inanç ve görüşlerden öğrencilerin bir arada eğitim gördüğü kamusal alanlar olduğunu belirten Karabek, dini inanç üzerinden ayrımcılığa karşı çıkanların din düşmanı ya da İslam düşmanı olarak ilan edilmek istendiğini söyledi. Laiklik savunucuları olarak tüm inançlara saygı duyduklarını ifade eden Karabek, ancak herhangi bir inancın kamusal eğitim alanı olan okullarda başkalarına dayatılmasına karşı olduklarını dile getirdi.
Açıklamada ayrıca Ramazan ayının duygusal atmosferinin kullanılarak farklı inançların hiçe sayıldığı uygulamalardan vazgeçilmesi gerektiği ifade edildi. Eğitim başta olmak üzere toplumsal yaşamın birçok alanında baskı ve dayatmacı uygulamaların arttığını savunan Karabek, bunun eşit, özgür ve demokratik yaşam açısından ciddi bir sorun olduğunu söyledi.
Recep Karabek açıklamasında Amasya Valiliği’nin aldığı öğle arasını bir saatten yarım saate indirme ve mesai bitiş saatini yarım saat öne çekme kararına da değinerek, bunun kamu kurumlarında karşılaşılan benzer uygulamalardan biri olduğunu ifade etti. Eğitim kurumlarının ve çocukların siyasal amaçlarla kullanılmasının toplumda ayrışmayı artıracağını ve telafisi mümkün olmayan sonuçlara yol açabileceğini belirtti.
Laikliğin farklı inanç ve mezheplerden insanların bir arada barış içinde yaşayabilmesi açısından büyük önem taşıdığını belirten Karabek, devletin tüm inançlara eşit mesafede olması gerektiğini söyledi. Eğitim alanında alınan kararların uzmanlara, akademisyenlere, pedagoglara, öğretmenlere ve velilere danışılmadan alınmasını da eleştiren Karabek, bu kararların birkaç bürokrat tarafından tepeden inme bir anlayışla belirlendiğini ileri sürdü.
Açıklamanın devamında dünyada yaşanan savaş ve çatışmalara da değinen Karabek, ABD ve İsrail’in başını çektiği emperyalist politikaların dünya halklarını savaş bataklığına sürüklediğini iddia etti. Ortadoğu’nun yıllardır savaş ve işgallerle karşı karşıya kaldığını ifade eden Karabek, İran’a yönelik saldırıların da bu sürecin bir parçası olduğunu savundu.
Karabek, savaş ve işgal politikalarını reddettiklerini belirterek barışın, halkların ortak mücadelesiyle mümkün olacağını ifade etti. Emperyalizme, militarizme ve bölgesel savaş politikalarına karşı emekçilerin ve halkların birleşik mücadelesinin sürdürülmesi gerektiğini vurgulayan Karabek, demokrasi ve barış mücadelesinin büyütülmesi çağrısında bulundu.
