Bilim insanları, insan vücudunun doğal bir sirkadiyen ritme sahip olduğunu ve bu biyolojik saatin; uyku, hormon salgısı, kalp atışı ve tansiyon gibi hayati fonksiyonları düzenlediğini belirtiyor. Gece geç saatlerde uyanık kalmanın ya da aktif bir yaşam sürmenin, bu ritmi bozarak kalp-damar sistemi üzerinde olumsuz etkiler yarattığı ifade ediliyor.
Araştırmada özellikle “gece insanı” olarak tanımlanan ve biyolojik saatine rağmen geç uyuyup geç uyanan bireylerin sağlık verileri incelendi. Elde edilen bulgular, bu gruptaki kişilerde kalp krizi ve inme görülme oranlarının, düzenli uyku alışkanlığına sahip bireylere göre daha yüksek olduğunu ortaya koydu.
Uzmanlar, biyolojik saat ile günlük yaşam temposu arasındaki uyumsuzluğun, uzun vadede yüksek tansiyon, damar sertliği, kalp ritim bozuklukları ve beyin damar hastalıkları riskini artırabileceğine dikkat çekiyor. Özellikle gece vardiyasında çalışanlar, düzensiz uyku alışkanlığı olanlar ve kronik uykusuzluk yaşayan bireyler için riskin daha da yükseldiği belirtiliyor.
Araştırmacılar, sağlıklı bir yaşam için uyku saatlerinin mümkün olduğunca biyolojik saate uygun şekilde düzenlenmesi gerektiğini vurguluyor. Düzenli uyku, yeterli dinlenme ve gece saatlerinde fiziksel ve zihinsel aktivitenin sınırlandırılması; kalp ve beyin sağlığını korumada kritik rol oynuyor.
Uzman görüşlerine göre, gece geç saatlerde aktif kalmak sadece kalp ve beyin sağlığını değil; bağışıklık sistemi, metabolizma ve ruh sağlığını da olumsuz etkiliyor. Bu nedenle, özellikle genç yaşlardan itibaren sağlıklı uyku alışkanlıklarının kazanılması büyük önem taşıyor.
Sonuç olarak, bilimsel veriler gece geç saatlerde aktif bir yaşam tarzının ciddi sağlık riskleri barındırdığını ortaya koyuyor. Uzmanlar, kalp krizi ve inme riskini azaltmak isteyen bireylerin biyolojik saatlerine kulak vermeleri ve uyku düzenlerini yeniden gözden geçirmeleri gerektiğini vurguluyor.
