Merzifon Gençleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Mustafa Koçak, tarımsal üretimde çiftçilerin karşı karşıya kaldığı sigorta maliyetlerine dikkat çekerek TARSİM primlerinin üreticilerin ödeme gücü açısından yeniden değerlendirilmesi çağrısında bulundu. Koçak, tarım sigortasının önemine vurgu yaparken amaçlarının herhangi bir kurum veya kuruluşu hedef almak değil, çiftçinin cebinden çıkan prim tutarını kamuoyunun dikkatine sunmak olduğunu ifade etti.
Elindeki iki farklı sigorta hesabı üzerinden değerlendirmede bulunan Koçak, 2024 model bir aracın genişletilmiş kasko poliçesinde, kasko teminatlarının yanı sıra 10 milyon TL İhtiyari Mali Mesuliyet teminatı bulunduğunu ve yıllık brüt primin 20 bin 482 TL olduğunu belirtti. Buna karşılık 8 dekar sofralık domates için hazırlanan TARSİM teklifinde sigorta bedelinin 952 bin TL olduğunu kaydeden Koçak, yaklaşık 61 bin 16 TL devlet prim desteğine rağmen üreticinin ödemesi gereken tutarın da yaklaşık 61 bin 16 TL seviyesinde olduğunu söyledi.
Bu rakamın çiftçinin cebinden dekar başına yaklaşık 7 bin 627 TL prim çıkması anlamına geldiğine işaret eden Koçak, devlet desteğiyle birlikte poliçenin toplam prim yükünün yaklaşık 122 bin TL’ye ulaştığını dile getirdi. Araç kaskosu ile tarım sigortasının farklı sigorta branşları olduğunu, risk ve aktüeryal hesaplamalarının farklı esaslara dayandığını bildiklerinin altını çizen Koçak, yaptıkları karşılaştırmanın teknik değil, üreticinin cebinden çıkan para üzerinden olduğunu vurguladı.
Koçak, “Birinde yıllık yaklaşık 20 bin 482 TL, diğerinde devletimizin yüzde 50 desteğine rağmen 8 dekar tarla için üreticinin cebinden yaklaşık 61 bin 16 TL çıkıyor. Devletimizin primin yaklaşık yarısını karşılamasına rağmen 8 dekar domatesini sigortalatmak isteyen çiftçimizin 61 bin TL’nin üzerinde prim ödemek zorunda kalması, bugünkü tarımsal üretim şartlarında sürdürülebilir midir?” ifadelerini kullandı.
Çiftçinin sigorta dışında fide, gübre, ilaç, mazot, sulama, işçilik, hasat ve nakliye gibi çok sayıda giderle karşı karşıya kaldığını belirten Koçak, üreticinin aylar boyunca sermayesini toprağa bağladığını söyledi. Ürünün doğal afetlere karşı güvence altına alınmak istenmesi durumunda yüksek prim maliyetleriyle karşılaşılmasının çiftçiyi zor bir tercihe sürüklediğini kaydetti.
TARSİM’e karşı olmadıklarını özellikle vurgulayan Mustafa Koçak, iklim değişikliğiyle birlikte dolu, don, sel ve fırtına gibi doğal afetlerin tarımsal üretim açısından daha büyük risk oluşturduğunu, bu nedenle tarım sigortasının çiftçiler açısından vazgeçilmez olduğunu ifade etti. Devlet tarafından sağlanan prim desteğinin son derece önemli olduğunu belirten Koçak, sistemin daha fazla üreticiye ulaşabilmesi için sigorta maliyetlerinin de erişilebilir seviyelerde tutulması gerektiğini söyledi.
Koçak, özellikle üretim maliyeti yüksek sebze ve meyvelerde primlerin üreticinin ödeme gücü açısından yeniden ele alınmasını, ürün ve risk gruplarına göre devlet prim desteğinin artırılmasının değerlendirilmesini, küçük ve orta ölçekli çiftçiler için ilave destek modelleri geliştirilmesini istedi. Prim ödeme şartlarının çiftçinin gelir elde ettiği hasat dönemine göre daha ulaşılabilir hale getirilmesinin de önemli olduğunu dile getirdi.
“Bizim istediğimiz TARSİM’in zayıflaması değil, TARSİM’in daha fazla çiftçiye ulaşmasıdır” diyen Koçak, açıklamasını “Çiftçi sigortadan kaçmamalı, sigortaya güvenle koşabilmeli. Toprak boş kalmamalı, üretici üretimden kopmamalı, çiftçinin alın teri sahipsiz kalmamalı. Bizim meselemiz kurumlarla tartışmak değil; çiftçinin derdini doğru yerde, doğru üslupla ve çözüm talebiyle dile getirmektir. Üretim bizim davamız, çiftçinin alın teri hepimizin ortak meselesidir” sözleriyle tamamladı.
