Her çocuk, dünyaya kendine özgü bir hikâyeyle gelir. Kimisi meraklı bakışlarla çevresini keşfeder, kimisi hayallerini renklerle anlatır, kimisi ise henüz konuşmayı öğrenmeden bile ritim tutmaya başlar. Bu farklılıklar, çocukların gelecekte yürüyecekleri yolların birbirinden ayrı olacağının ilk işaretleridir. Ancak hangi yoldan giderse gitsin, her çocuğun önünü aydınlatan ortak bir ışık vardır: Hedef.
Hedef sahibi olmak yalnızca bir meslek seçmek ya da geleceğe dair büyük hayaller kurmak değildir. Hedef, çocuğun bugün attığı adımlara anlam kazandıran bir pusuladır. Ne için çalıştığını bilen bir çocuk, karşılaştığı zorlukları aşarken daha sabırlı olur, başarısızlık karşısında daha kolay toparlanır ve emek vermenin değerini daha erken yaşlarda öğrenir. Hedef, sadece varılacak bir nokta olarak görülmemelidir. Hedef, aynı zamanda karakteri şekillendiren uzun bir yolculuktur. Bu yolculukta en büyük sorumluluk ise hiç kuşkusuz ebeveynlere düşmektedir. Anne ve babalar çoğu zaman çocukları için en iyisini ister. Fakat bazen iyi niyetle kurulan aşırı beklentiler, çocuğun kendi hayallerini gölgede bırakabilir. Çocukların hedefleri, yetişkinlerin yarım kalan hayallerini tamamlamak için değil, kendi ilgi, yetenek ve kişiliklerini keşfetmeleri için vardır. Ebeveynin görevi, çocuğun yerine karar vermek yerine onun karar verebilecek olgunluğa ulaşmasını desteklemektir.
Çocuk gelişimi alanında yapılan çalışmalar, erken yaşlardan itibaren sorumluluk alan, seçim yapabilen ve fikirlerine değer verilen çocukların özgüvenlerinin daha güçlü geliştiğini göstermektedir. Kendisini dinlenmiş hisseden çocuk, zamanla kendi hedeflerini oluşturmayı da öğrenir. Bu süreçte ailelerin kullandığı dil büyük önem taşır. "Sen bunu yapamazsın." yerine "İstersen birlikte bir yol bulabiliriz." demek, çocuğun geleceğe bakışını değiştiren güçlü bir yaklaşımdır.
Hedef belirlemek, çocuk üzerinde baskı kurmak anlamına gelmez. Tam tersine, hedefler çocuğun yaşına, gelişim düzeyine ve bireysel özelliklerine uygun olduğunda motive edici bir güce dönüşür. İlkokul çağındaki bir çocuk için düzenli kitap okumak, ortaokuldaki bir öğrenci için yabancı dil öğrenmeye başlamak ya da lise dönemindeki bir genç için ilgi duyduğu alanda kendini geliştirmek, büyük hedeflerin küçük ama sağlam adımlarıdır. Her tamamlanan adım, çocuğun "Ben başarabilirim." duygusunu biraz daha güçlendirir.
Ne yazık ki günümüzün hızlı yaşam temposu içinde çocukların önüne çoğu zaman hazır yollar çiziliyor. Hangi kursa gideceğine, hangi sporu yapacağına, hatta hangi hobiyi seveceğine bile bazen yetişkinler karar veriyor. Böyle bir ortamda çocuk, kendi isteklerini tanımakta zorlanabiliyor. Oysa gelişimin en önemli basamaklarından biri, denemek, yanılmak ve yeniden başlamaktır. Çocuğa bu fırsatı tanımak, ona verilebilecek en kıymetli armağanlardan biridir.
Başarı, elde edilen sonuçlarla ölçülmemelidir. Asıl başarı, çocuğun hedefi uğruna gösterdiği emekte, sabırda ve vazgeçmemeyi öğrenmesinde saklıdır. Bir yarışmayı kazanamayan ama çalışmaktan vazgeçmeyen çocuk da başarılıdır. Bir resim yarışmasında derece alamasa bile çizmeye devam eden çocuk da doğru yoldadır. Gerçek eğitim bilgi kazandırmakla birlikte güçlü, üretken ve umutlu bireyler yetiştirebilmektir.
Her ebeveyn zaman zaman çocuğunun geleceği için kaygılanır. Bu oldukça doğal bir duygudur. Ancak kaygının yönettiği bir aile ortamı yerine, güvenin ve desteğin hâkim olduğu bir ev, çocukların potansiyellerini ortaya çıkarmaları için çok daha sağlıklı bir zemindir. Çocuk, arkasında kendisine inanan bir aile olduğunu hissettiğinde, imkansız gibi görünen hayallerine bile cesaretle yürüyebilir.
Unutmamak gerekir ki her büyük başarı, bir zamanlar küçük bir hedefle başlamıştır. Çocukların hedefleri büyüdükçe hem onların geleceği hem de toplumun geleceği şekillenir. Çünkü hedef sahibi çocuklar; düşünen, üreten, sorgulayan ve sorumluluk alan bireylere dönüşür. Ebeveynlerin sevgisi ise bu yolculukta yol gösteren en güçlü ışıktır. Çocukların önüne hazır yollar koymak yerine, kendi yollarını bulabilecekleri güvenli bir ortam hazırlamak, onlara bırakılabilecek en değerli mirastır. Bir çocuğa verilebilecek en anlamlı hediyelerden biri de onun hayallerine inanmak ve o hayallere giden yolda sessiz ama sağlam bir destek olmaktır.
Sevgilerimle,
Ayşe Can
Takip etmeyi unutmayın!
E-mail: [email protected]
Sosyal Medya: @biraz_ayse (Ayşe Can)
Kişisel saldırılar yapmayın: Yorumlarınızda diğer kullanıcıları veya kişileri hakaret içeren ifadelerle suçlamayın veya aşağılamayın.
Irkçı, cinsiyetçi veya ayrımcı yorumlar yapmayın: Yorumlarınızda ırk, cinsiyet, etnik köken, din, cinsel yönelim veya herhangi bir ayrımcılık unsuru içeren ifadeler kullanmayın.
Yasa dışı faaliyetleri özendirmeyin: Yorumlarınızda yasa dışı faaliyetleri özendiren veya teşvik eden ifadeler kullanmayın.
Özel bilgileri paylaşmayın: Yorumlarınızda başkalarının özel bilgilerini paylaşmayın, bu bilgiler kullanıcıların adını, telefon numarasını, adresini, e-posta adresini veya diğer özel bilgileri içerebilir.
Spam ve reklam yapmayın: Yorumlarınızda spam veya reklam içeren ifadeler kullanmayın. Yorumlarınızın reklam içermemesine özen gösterin.