Bir insanın karakteri, çoğu zaman yetişkinlikte aldığı kararlarla değerlendirilir. Dürüst mü, güvenilir mi, sorumluluk sahibi mi, başkalarının duygularını anlayabiliyor mu? Bu soruların cevapları yıllar içinde şekillenmiş gibi görünse de aslında kökleri çocukluk yıllarına uzanır. Çünkü karakter, bir anda ortaya çıkan bir özellik değildir. Sevginin, ilginin, örnek davranışların ve değerler eğitiminin yıllar içinde sabırla işlenmesiyle oluşan sağlam bir yapıdır. Bu yapının ilk temelleri ise okulda değil, evin içinde atılır.
Çocuk dünyaya geldiğinde doğruyu ya da yanlışı bilmez. Saygının ne olduğunu, dürüst davranmanın neden önemli olduğunu ya da sorumluluk almanın hayatı nasıl kolaylaştırdığını yaşayarak öğrenir. İşte bu nedenle aile, çocuğun ilk okulu, anne ve baba ise ilk öğretmenidir. Evde kurulan her cümle, sergilenen her davranış ve yaşanan her olay, çocuğun karakter defterine sessizce yazılan satırlardır.
Değerler eğitimi çoğu zaman öğüt vermekle karıştırılır. Oysa çocuklar duyduklarından çok gördüklerini öğrenirler. Bir anne ya da baba çocuğuna dürüst olmasını söylerken kendi sözlerinde tutarsız davranıyorsa, çocuk nasihat yerine davranışı örnek alacaktır. Çünkü çocukların en güçlü öğrenme yolu taklittir. Onlar, büyüklerin anlattığı dünyadan ziyade yaşadığı dünyayı benimserler.
Saygı da bu değerlerin en temel taşlarından biridir. Saygı, farklı fikirlere tahammül edebilmek, karşısındaki insanı olduğu gibi kabul edebilmek ve her bireyin değerli olduğunu anlayabilmektir. Çocuk, evde fikrinin dinlendiğini, düşüncelerine önem verildiğini gördüğünde saygının karşılıklı bir değer olduğunu öğrenir. Sürekli susturulan, küçümsenen ya da alay edilen bir çocuk ise saygıyı bir sevgi dili olarak değil, korkuyla ilişkilendirebilir.
Dürüstlük de çocuklukta filizlenen en kıymetli değerlerden biridir. Küçük bir hata yaptığında ağır şekilde cezalandırılan çocuklar, zamanla doğruyu söylemekten çekinebilir. Korku, dürüstlüğün en büyük düşmanıdır. Buna karşılık hata yaptığında dinlenen, nedenini anlatmasına fırsat verilen ve çözüm üretmesi desteklenen çocuklar, doğruları söylemenin güvenli olduğunu öğrenir. Böylece dürüstlük, karakterin ayrılmaz bir parçası hâline gelir.
Sorumluluk duygusu ise çocuklara bir anda yüklenebilecek bir beceri değildir. Tıpkı bir fidanın büyümesi gibi, küçük görevlerle gelişir. Oyuncağını toplamak, okul çantasını hazırlamak, sofranın kurulmasına yardım etmek ya da evde yaşına uygun küçük görevler üstlenmek, çocuğa yalnızca iş yapmayı öğretmez. Aynı zamanda emek vermeyi, başladığı işi tamamlamayı ve yaptığı davranışın sonuçlarını üstlenmeyi de öğretir. Hayatın ilerleyen dönemlerinde işine bağlı, sözünün arkasında duran ve topluma karşı sorumluluk hisseden bireylerin temelinde, çocuklukta kazanılan bu küçük alışkanlıklar vardır.
Empati ise belki de günümüzün en çok ihtiyaç duyduğu değerlerden biridir. Başkasının yerine kendini koyabilmek, onun sevincini paylaşmak ya da üzüntüsünü anlayabilmek güçlü bir karakterin göstergesidir. Empati sahibi çocuklar, arkadaşlık ilişkilerinde daha sağlıklı iletişim kurar, çatışmaları daha kolay çözer ve farklılıklara karşı daha hoşgörülü yaklaşırlar. Bu becerinin gelişmesi ise aile içinde başlar. Anne babanın birbirine karşı kullandığı dil, evde yaşanan anlaşmazlıkların çözülme biçimi ve çocuğun duygularına gösterilen ilgi, empati eğitiminin en doğal örnekleridir.
Günümüzde çocuklara en iyi okulları bulmak, yabancı dil öğretmek ya da teknolojiyi doğru kullanmalarını sağlamak önemli hedefler arasında yer alıyor. Elbette bunların her biri geleceğe yapılan değerli yatırımlardır. Ancak güçlü bir karakterle desteklenmeyen bilgi, tek başına yeterli değildir. Unutamamak gerekir ki toplumları ayakta tutan sadece başarılı insanlar değildir. Güvenilir, vicdanlı ve sorumluluk sahibi bireylerdir.
Eğitim, sadece matematik problemlerini çözmeyi ya da sınavlarda yüksek puan almayı öğretmez. Gerçek eğitim, insan olmayı öğretir. Bir çocuğun "Lütfen" demesi kadar "Özür dilerim" diyebilmesi, hata yaptığında bunu kabul edebilmesi, yaşlı birine yardım etmeyi istemesi ya da arkadaşının üzüntüsünü fark edebilmesi de eğitimin önemli bir parçasıdır. Bu davranışlar kitap sayfalarından ziyade aile ortamında yaşanan günlük hayatın içinden öğrenilir. Çocuklukta kazanılan değerler, zamanla alışkanlıklara; alışkanlıklar ise karaktere dönüşür. Bugün çocuklarına sevgiyle rehberlik eden, onlara dürüstlüğü yaşayarak gösteren, sorumluluk almayı teşvik eden ve empatiyi davranışlarıyla öğreten aileler, aslında yarının daha güçlü toplumunu inşa etmektedir. Değerlerle büyüyen çocuklar hem kendi hayatlarını hem de dokundukları her hayatı güzelleştiren yetişkinlere dönüşürler.
Sevgilerimle,
Ayşe Can
Takip etmeyi unutmayın!
E-mail: [email protected]
Sosyal Medya: @biraz_ayse (Ayşe Can)
Kişisel saldırılar yapmayın: Yorumlarınızda diğer kullanıcıları veya kişileri hakaret içeren ifadelerle suçlamayın veya aşağılamayın.
Irkçı, cinsiyetçi veya ayrımcı yorumlar yapmayın: Yorumlarınızda ırk, cinsiyet, etnik köken, din, cinsel yönelim veya herhangi bir ayrımcılık unsuru içeren ifadeler kullanmayın.
Yasa dışı faaliyetleri özendirmeyin: Yorumlarınızda yasa dışı faaliyetleri özendiren veya teşvik eden ifadeler kullanmayın.
Özel bilgileri paylaşmayın: Yorumlarınızda başkalarının özel bilgilerini paylaşmayın, bu bilgiler kullanıcıların adını, telefon numarasını, adresini, e-posta adresini veya diğer özel bilgileri içerebilir.
Spam ve reklam yapmayın: Yorumlarınızda spam veya reklam içeren ifadeler kullanmayın. Yorumlarınızın reklam içermemesine özen gösterin.