“Büyük işler, küçük şeyleri iyi yapanlar tarafından başarılır.”
Çocuk yetiştirmek, çoğu zaman yalnızca akademik başarı üzerinden değerlendiriliyor. Karnesi iyi olan, yabancı dil konuşan, teknolojiye hâkim çocuklar “başarılı” kabul ediliyor. Oysa hayatın gerçek sınavı, yalnızca matematik problemlerini çözebilmekten ibaret değildir. Bir çocuğun kendi yatağını toplaması, kullandığı eşyayı yerine koyması, kirli çamaşırını sepete atması, ayakkabısını bağlaması ya da sorumluluklarını ertelemeden yerine getirmesi de en az akademik başarı kadar değerlidir. Hayatta insanı ayakta tutan şey yalnızca zekâ değildir. Disiplin, özdenetim ve sorumluluk bilinci de zekâ kadar önemlidir.
Zeki bir çocuk yetiştirmek, genetik bir mirasın veya doğru materyallerin sonucudur. Ancak sorumluluk sahibi bir çocuk yetiştirmek, sabırla işlenen bir sanat eseridir. Bugün birçok anne baba, çocuklarının önündeki engelleri kaldırmayı sevgi sanıyor. Oysa çocuk adına yapılan her küçük iş, onun hayatından alınmış küçük bir deneyimdir. Oyuncağını annesi topladığında çocuk düzen kurmayı öğrenemez. Çantasını babası hazırladığında sorumluluk duygusu gelişmez. Sürekli olarak yapacakları hatırlatılan bir çocuk, zaman yönetimini öğrenemez. Bir süre sonra çocuk, hayatın merkezinde yalnızca kendi ihtiyaçlarının olduğunu düşünmeye başlar. Bu da onu hem aileye bağımlı hem de hayata karşı kırılgan bir bireye dönüştürür.
Çocuk gelişimi uzmanlarının sıkça vurguladığı önemli bir gerçek vardır: Sorumluluk duygusu küçük yaşlarda kazanılır. Bu duygu bir anda ortaya çıkmaz. Günlük hayatın içinde tekrar eden küçük görevlerle inşa edilir. Yatağını toplamak, sofraya kaşık koymak, okul çantasını hazırlamak gibi basit görünen davranışlar aslında çocuğun karakterini şekillendirir. Çünkü çocuk, yaptığı her işi kendi varlığının bir parçası hâline getirir. “Ben yapabilirim” düşüncesi, özgüvenin temelidir.
Ne yazık ki günümüzde çocuklara sunulan aşırı konfor, onları hayata hazırlamak yerine hayattan uzaklaştırıyor. Her işi önceden yapılmış çocuklar, yetişkinlikte en küçük sorumluluk karşısında bile zorlanabiliyor. Üniversiteye gidince odasını toparlayamayan, iş hayatında zamanı yönetemeyen, karşılaştığı sorunlarda hemen yardım bekleyen gençlerin sayısı az değil. Bunun temelinde çoğu zaman çocuklukta edinilmeyen sorumluluk alışkanlıkları yatıyor.
Oysa bağımsız birey yetiştirmek, çocuğa sevgisiz davranmak anlamına gelmez. Tam tersine, ona güvenmek anlamına gelir. Bir anne babanın çocuğuna verebileceği en büyük armağanlardan biri, kendi işini yapabilme becerisidir. Kendi ayakkabısını bağlayan çocuk yalnızca bir düğüm atmayı öğrenmekle kalmaz, hayatla bağ kurmayı da öğrenir. Dağıttığı oyuncağı toplayan çocuk sadece düzeni değil, emeğe saygıyı da öğrenir. Çıkardığı kıyafeti katlayan çocuk, başkasının görünmeyen yükünü fark etmeye başlar.
Elbette çocuklardan kusursuzluk beklemek doğru değildir. Dağınık olacaklar, unutacaklar, erteleyecekler… Ancak önemli olan, ebeveynin her eksikliği hemen tamamlaması değil, çocuğa kendi sorumluluğunu hatırlatmasıdır. Unutmamak gerekir ki eğitim yalnızca okul sıralarında verilmez. Asıl eğitim, evin içinde başlar. Bir çocuğun karakteri çoğu zaman mutfakta, çocuk odasında, akşam sofralarında şekillenir.
Bugünün çocukları yarının yetişkinleri olacak. Hayatın içinde tek başına karar verebilen, kendi yükünü taşıyabilen, başkalarına saygı duyan bireylere ihtiyacımız var. Başarı elbette önemlidir. İyi bir eğitim, güçlü bir kariyer kıymetlidir. Ancak insanı gerçek anlamda güçlü yapan şey, kendi hayatını yönetebilme becerisidir. Evet, yüksek notlar insana meslek kazandırır. Ama sorumluluk bilinci daha önemli bir şeyi yani karakteri kazandırır.
Çocuk yetiştirirken kendimize “Çocuğum başarılı mı?” sorusuyla beraber “Çocuğum hayatını tek başına sürdürebilecek mi?” sorusunu da sormalıyız. Yetişkin olduğunda bir çocuğun yanında kalacak olan şey sadece diploma değildir, kazandığı alışkanlıklardır. Ve insan hayatını çoğu zaman büyük başarılarla değil, küçük sorumlulukları yerine getirebilme gücüyle ayakta tutar.
Sevgilerimle,
Ayşe Can
Takip etmeyi unutmayın!
E-mail: [email protected]
Web Sitesi: https://birazayse.blogspot.com
Sosyal Medya: @biraz_ayse (Ayşe Can)
Kişisel saldırılar yapmayın: Yorumlarınızda diğer kullanıcıları veya kişileri hakaret içeren ifadelerle suçlamayın veya aşağılamayın.
Irkçı, cinsiyetçi veya ayrımcı yorumlar yapmayın: Yorumlarınızda ırk, cinsiyet, etnik köken, din, cinsel yönelim veya herhangi bir ayrımcılık unsuru içeren ifadeler kullanmayın.
Yasa dışı faaliyetleri özendirmeyin: Yorumlarınızda yasa dışı faaliyetleri özendiren veya teşvik eden ifadeler kullanmayın.
Özel bilgileri paylaşmayın: Yorumlarınızda başkalarının özel bilgilerini paylaşmayın, bu bilgiler kullanıcıların adını, telefon numarasını, adresini, e-posta adresini veya diğer özel bilgileri içerebilir.
Spam ve reklam yapmayın: Yorumlarınızda spam veya reklam içeren ifadeler kullanmayın. Yorumlarınızın reklam içermemesine özen gösterin.