Gönül Soframızın Bereketli Misafiri: Ramazan-ı Şerif
Merzifon’da akşamüstü havaya karışan o taze pide kokusu sadece bir açlık haberi değildir. O koku, sabır ve sevgiyle yoğrulmuş kadim bir medeniyetin ruhunu taşır. Modern dünyanın telaşı içinde unuttuğumuz nice değeri Ramazan-ı Şerif her yıl kapımıza getirir ve bize yeniden hatırlatır. Bu mübarek ayın hikmeti sadece oruç tutmak değildir. O, sabrı kuşanmak, şükrü çoğaltmak ve gönül sofrasını genişletmektir. Küçük bir çocuğun iftar sofrasındaki heyecanında, mahalledeki dayanışmaya katılma arzusunda Ramazan’ın en saf hali saklıdır.
Ramazan, insanı yavaşlatan ve farkındalığını artıran bir duraktır. Bir yudum suyun, bir lokma ekmeğin kıymeti bu ayda daha derinden hissedilir. Gün boyu süren açlığa rağmen sükûneti korumak, dili kötü sözden, kalbi kırıcı tavırdan uzak tutmak gerçek bir irade terbiyesidir. Oruç, yalnızca mideye değil, göze, kulağa, dile de tutulur. İnsan öfkesini yumuşatmayı, kırgınlıkları onarmayı, kendini dizginlemeyi öğrenir. Sabırla yoğrulan kalp, merhameti daha kolay taşır.
Oruçlu olduğu için bir bardak suya elini uzatmayan bir çocuğun iradesi, ona sahip olduğu nimetlerin birer emanet olduğunu öğretir. İşte bu "emanet" bilinci, beraberinde empatiyi getirir. Midesi guruldayan bir çocuk, dünyanın bir ucunda gerçekten aç olan yaşıtının halini sadece kitaplardan okuyarak değil, bizzat hissederek anlar. Bu his, "ben" merkezli dünyadan "biz" merkezli bir dünyaya geçişin ilk adımıdır.
Ramazan, yardımlaşmanın en zarif hâlidir. Bizim kültürümüzde yardımlaşma, incitmeden ve gösterişten uzak yapılır.
Kapısı çalınan bir ihtiyaç sahibine uzanan el, yalnızca bir erzak paketi değil, umut, güven ve kardeşlik taşır. Fitreler, zekâtlar, sadakalar ise malın eksilmediğini, aksine gönlün zenginleştiğini gösterir. Bu ayda insan, başkasının derdiyle dertlenmeyi öğrenir. Askıya bırakılan ekmekten, aşevine yapılan sessiz desteklere kadar uzanan iyilik halkası, çocuklarımıza toplumsal sorumluluk bilincini aşılar.
Birlik ve beraberlik duygusu da bu ayda güçlenir. Yaşlı bir akrabamızı ziyaret etmek, yalnız yaşayan bir komşuya bir kap sıcak yemek götürmek, aynı sofrada buluşmak… Çocuklar, bu dayanışmayı gördükçe, insanın yalnız kendi mutluluğundan değil, çevresinin huzurundan da sorumlu olduğunu kavrar. Toplumu ayakta tutan manevi direkler işte bu bilinçle sağlanmıştır.
İftar vakti yaklaştığında hissedilen tatlı telaş paylaşmanın sevincidir. Sofralar kalabalıklaştıkça bereket artar. Komşular, akrabalar, dostlar aynı duanın etrafında buluşur. Birlikte edilen şükür, tek başına edilen şükürden daha gür çıkar göğe. Bu anlar hafızalara kazınır. İlk sahura kalkmanın heyecanı, ezanı beklerken duyulan sevinç, mutfaktan yayılan pide kokusu çocukların gönlünde sıcak hatıralara dönüşür. Aile büyüklerinin anlattığı hatıralar, okunan dualar, birlikte açılan iftarlar hepsi küçük yüreklerde derin izler bırakır. Çocuk, Ramazan’ı sadece bir ibadet zamanı olarak değil, sevgiyle, paylaşmayla, birliktelikle örülü bir dönem olarak tanırsa, milli ve manevi değerlerimiz de o ölçüde kök salar.
Değerler, nasihatle değil, yaşanarak öğretilir. Çocuğun eline verilen küçük bir sadaka, gönlünde büyük bir merhamet tohumu yeşertir. İftar sofrasında misafire yer açmak, büyüğe hürmet, küçüğe şefkat göstermek hâl ile aktarılan miraslardır. Ramazan, geçmişle gelecek arasında kurulan canlı bir köprü gibidir.
Saygı, hoşgörü, yardımlaşma, doğruluk ve adalet gibi temel değerler bu ayda daha görünür hale gelir. Ramazan’da kazanılan sabır hayatın her anına, öğrenilen empati ise insanın bütün ilişkilerine yansır. Bu yüzden Ramazan’ı sıradan günler gibi tüketmemek gerekir. Her iftarı bir şükür, her sahuru bir niyet tazelemesi, her yardımı bir gönül kazanma fırsatı bilmek asıl kazançtır.
Bayram sabahı geldiğinde geride yalnızca açlık günleri kalmaz. Olgunlaşmış bir ruh, yumuşamış kalpler ve güçlenmiş bağlar kalır. Çocukların gözlerindeki ışıltı, büyüklerin yüzündeki huzur Ramazan’ın en somut meyvesidir. Bu bereketi korumak ve çoğaltmak ise hepimizin sorumluluğudur.
Ramazan-ı Şerif, insanı insana emanet eden bir aydır. Paylaşarak çoğalmayı, sabrederek güçlenmeyi, birlikte huzur bulmayı öğretir. Onun kıymetini bilmek hem kendimize hem de gelecek nesillere karşı borcumuzdur. Çünkü Ramazan, sadece takvimdeki bir zaman dilimi değildir. Ramazan kalpten kalbe uzanan bir iyilik yolculuğudur.
Hayırlı Ramazanlar,
Ayşe Can
Takip etmeyi unutmayın!
E-mail: [email protected]
Web Sitesi: https://birazayse.blogspot.com
Sosyal Medya: @biraz_ayse (Ayşe Can)
