İçsel Bir Terbiye Sanatı: Çocukta Özdenetim ve Sabrın İnşası
Modern dünyanın hızına ayak uydurmaya çalışırken, çoğu zaman en kıymetli erdemi, yani "durabilmeyi" unutuyoruz. Bir çocuğun dünyasında ise bu "durma" eylemi, sadece fiziksel bir hareketsizlik değil, arzularını, öfkesini ve dürtülerini yönetebilme becerisi olan özdenetimin ta kendisidir. Özdenetim, bir çocuğun kendi içindeki vahşi nehirleri, onları kurutmadan ama etrafına zarar vermeyecek şekilde bir yatağa oturtma sanatıdır.
Çocuk gelişimi uzmanlarının yıllardır üzerinde durduğu "haz erteleme" kavramı, aslında hayatın provasıdır. İstediği oyuncağa o an sahip olamayan, yemeğini beklemek zorunda kalan ya da oyunun sırasının kendisine gelmesini sabırla gözleyen çocuk, aslında sadece beklemeyi öğrenmez, duygusal bir kas inşa eder. Bu kas, hayatın ilerleyen yıllarında karşılaşılan zorluklar karşısında hemen pes etmemeyi, anlık zevkler uğruna uzun vadeli hedeflerden vazgeçmemeyi sağlar.
Özdenetim, bir çocuğun "istiyorum" çığlığı ile "yapmalıyım" sorumluluğu arasındaki o ince çizgide durabilmesidir. Bu beceriye sahip olan çocuk, dışarıdan bir polis veya otoriteye ihtiyaç duymadan, kendi iç sesinin rehberliğinde hareket etmeye başlar. Bu, kölece bir itaat değil, özgürleştirici bir irade eğitimidir.
Pek çok ebeveyn, özdenetimi bir disiplin ve yasaklar silsilesi ile karıştırır. Oysa gerçek özdenetim, baskıyla değil, güvenle gelişir. Sürekli kısıtlanan, kararları elinden alınan bir çocukta gelişen şey özdenetim değil, yakalanma korkusudur. Gerçek irade eğitimi, çocuğa seçenekler sunulduğunda ve o seçeneklerin sonuçlarını bizzat tecrübe etmesine izin verildiğinde filizlenir.
Çocuk, öfkelendiğinde birine vurmak yerine derin bir nefes almayı ya da duygusunu kelimelere dökmeyi bir yetişkinin davranışlarından öğrenir. Eğer biz yetişkinler, trafikte öfkemizi kontrol edemiyor ya da hayal kırıklıklarımızı bağırarak dışa vuruyorsak, bir çocuğun kendi içine sükûnet inşa etmesini bekleyemeyiz.
Özdenetim, nasihatten ziyade bir "hal" transferidir.
Sonuç olarak özdenetim, bir çocuğun zihninde örülen en korunaklı kalkandır. Kendi sınırlarını çizebilen, dürtülerini bir amaca kanalize edebilen çocuklar, akademik başarıdan sosyal ilişkilere kadar hayatın her alanında daha huzurlu bir yol alırlar.
Yarının dünyasında ihtiyaç duyduğumuz nesil, sadece çok bilen değil, aynı zamanda bildiklerini ve hissettiklerini yönetebilen bir nesildir. Çocuklarımızın elinden tutup onlara "hayır" demeyi değil, "henüz değil" demenin asaletini öğretmeliyiz. Çünkü kendi içine hükmedemeyen bir ruh, dış dünyanın rüzgarlarında savrulmaya mahkumdur. Kendi içindeki dümene sahip çıkan çocuklar yetiştirmek, onlara verebileceğimiz en büyük özgürlüktür.
Sevgilerle,
Ayşe Can
Takip etmeyi unutmayın!
E-mail: [email protected]
Web Sitesi: https://birazayse.blogspot.com
Sosyal Medya: @biraz_ayse (Ayşe Can)
