44,3232 %0.24
50,8739 %0.12
6.918,81 % 1,01
71.265,91 %-4.296
Amasya
Kapalı
8°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Ara

Kalbin İlk Limanı: Güvenli Bağ Kurmanın Çocuk Dünyasındaki İzleri

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

​Dünyaya gözlerini yeni açmış bir bebeğin avucuna parmağınızı uzattığınızda, o minicik ellerin ne kadar sıkı kavradığına şahit olursunuz. Bu refleks, sadece fiziksel bir tutunuş değil, aslında ruhun "Güvende miyim?" diyen ilk sessiz sorusudur. Çocukluk, insanın kök saldığı o uçsuz bucaksız toprak ise, güvenli bağ kurmak da o toprağa can veren gizli bir pınardır.

 

​Günümüzün hızla aktığı bazen birbirimizi kaybettiğimiz şu dünyada, bir çocuğun kalbine dokunmanın en yalın hali "güven"dir. Güvenli bağlanma, bir çocuğun ihtiyaç duyduğu her an ebeveyninin ya da bakım vereninin orada olduğunu, onu koşulsuz bir kabulle beklediğini bilmesidir. Bu bağ, çocuğun sırtını yasladığı sağlam bir dağ gibidir. O dağ orada durdukça çocuk, dünyayı keşfetmek için vadilere inme cesareti bulur.

 

​Edebi bir dille ifade etmek gerekirse, güvenli bağ çocuk ile yetişkin arasında örülen altın bir halata benzer. Bu halat ne çocuğu nefessiz bırakacak kadar sıkı ne de onu boşlukta bırakacak kadar gevşek olmalıdır. Bir çocuk, ağladığında teselli edileceğini, korktuğunda sığınılacak bir limanı olduğunu bildiğinde, sadece bugünü kurtarmaz, gelecekteki tüm ilişkilerinin mimarisini de bu sağlam temel üzerine kurar.

 

​Kendine güvenen, empati kurabilen ve zorluklar karşısında pes etmeyen bir yetişkinin hikayesi, genellikle çocukluğunda "Seni duyuyorum, seni görüyorum ve sen değerlisin" mesajını almış olmasında saklıdır. Güvenle bağlanmış bir çocuk, hata yapmaktan korkmaz. Çünkü bilir ki; hata yapsa da döneceği yer bir yargılama kürsüsü değil, bir şefkat kucağıdır.

 

​Peki, bu bağı nasıl ilmik ilmik işleriz?

Cevap sandığımızdan daha sadedir: Göz temasıyla, bölünmemiş bir dikkatle ve en önemlisi "orada" olarak. Bir çocuğun heyecanla anlattığı bir hikâyeyi gözlerinin içine bakarak dinlemek, ona dünyadaki en önemli insan olduğunu hissettirmekten geçer. Bu anlar, çocuğun zihninde "Ben sevilmeye değerim," cümlesini kalıcı bir mühre dönüştürür.

 

​Sonuç olarak, çocuklarımıza bırakacağımız en kıymetli miras ne bir mülktür ne de büyük başarı hikayeleridir. Onlara bırakabileceğimiz en büyük hazine, kendilerini güvende hissettikleri bir çocukluk hatırasıdır. Kalbin ilk limanı ne kadar huzurluysa, o çocuk fırtınalı denizlerde o kadar dik durur.

 

Sevgilerle,

Ayşe Can

Takip etmeyi unutmayın!

E-mail: [email protected]

Web Sitesi: https://birazayse.blogspot.com

Sosyal Medya: @biraz_ayse (Ayşe Can)

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *