43,4990 %0.19
51,6240 %-0.9
6.788,96 % -9,85
82.948,33 %0.159
Amasya
Kapalı
10°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Ara

“Köklerden Geleceğe Uzanan Bir Çember”

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Geçen hafta Resmiye- Mehmet Karaöz İlköğretim Okulu’nun kapısından içeri adım attığımda, beni karşılayan şey ne sadece heyecanlı bakışlar ne de merakla sıralanmış minik sandalyelerdi. Aslında beni karşılayan, kuşaklar arasında kurduğumuz görünmez ama çok güçlü bir köprüydü. “Köklerden Geleceğe Aile Projesi” kapsamında davet edildiğim yazar söyleşisi, bana yine hatırlattı: Bir hikâye, insanı bazen kendi çocukluğuna, bazen hiç tanımadığı bir çocuğun kalbine götürebilir.

 

Söyleşi boyunca çocukların sorularındaki samimiyet beni her defasında şaşırtmayı başarıyor. Onlara “Dedem ve Ben” kitabımı hediye ederken aslında farkında olmadan bir kitap değil, bir anı, bir bağ, bir hatıra bırakıyordum.

 

O iki neslin arasında geçen sade hikâye, belli ki onlarda bambaşka pencereler açmış. Birkaç gün sonra gelen kitap özetleri bunun en güzel kanıtıydı. Minicik parmaklarla yazılmış ama kocaman bir yüreğin içinden çıkmış inceleme yazıları… 

 

Bu yazıları okurken bir kez daha düşündüm. Biz yetişkinler çoğu zaman büyük cümlelerin peşinden koşuyoruz. Oysa çocuklar, bizim unuttuğumuz o küçük detaylarla dünyayı anlamlandırıyor. Onlar bir hikâyede yalnızca “ne olduğunu” değil, “bana ne hissettirdiğini” arıyor. Belki de bu yüzden onların gözünden yapılan bir okuma, her zaman daha temiz, daha sahici oluyor.

 

Bugün bu köşeyi onlara ayırmak istedim. Çünkü yazarlığın en kıymetli anı, kitabın rafta durduğu değil, bir çocuğun kalbine dokunduğu andır. Ben, o çocukların satırlarında kendi hikâyemi yeniden okudum. Köklerimizin bizi toprağa bağladığı, geleceğimizin ise bu minicik kalplerin içinde şekillendiği gerçeğini onlardan daha iyi kim anlatabilirdi ki?

 

Evet, bir söyleşi yaptık. Evet, bir kitap hediye ettim. Ama aslında gerçek hediye bana geldi. Bir çocuğun dünyasına kabul edilmek, onun gözünden kendi hikâyeme yeniden bakabilmek…

 

Bu köşede bugün onların sesi var. Yarının sessiz ama en güçlü yazarlarının, düş kurucularının, hatırayı geleceğe taşıyan küçük ellerinin…

 

Ve ben şundan eminim: Gelecek, bu çocukların yüreğinde şimdiden çok güzel bir yere kurulmuş durumda.

 

Sevgilerle,

Ayşe Can

Takip etmeyi unutmayın!

E-mail: [email protected]

Web Sitesi: https://birazayse.blogspot.com

Sosyal Medya: @biraz_ayse (Ayşe Can)

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *