SENSİZ BAHARIN ŞEVKİ YOK
Ne zaman mart ayı gelse hep aynı hatıra canlanır gözümde. Sanki daha dün gibiydi…Köyümüze okul açılması haberi gelince okul çağında çocukları olan ailelerde bir telaş başladı. Ben okul ne, niye okula gidiliyor bilmiyordum. Hatta çok kişi gibi illa ben de okula gideceğim diye tutturan biri değildim.
TEBDİLİ MEKAN HALLERİ
İnsan bazen alıp başını gidesi gelir. Gelir gelmesine de gittiği yerlerden çok ayrıldığı yerleri düşünür. Büyükler “Tebdili mekânda ferahlık” vardır derken muhit değişikliğinin insana iyi geldiğini ima etmişler. Öyle ya uzun süre yaşadığın yerden birkaç günlüğüne başka yere gidiyorsun.
ÇAYLA SOHBETLER –7
Artık odun alevinde çay demlemek zordu. Bunun tek çaresi “gönül alevinde” demlemekti. Bir ocaklıkta hazır bulunan sıcak suyla hazırlanıp, ocaklığın külünde demlenmeye bırakılan çayın tadı nasıl aynı olabilirdi? O imkânı şimdi kaybettik. Artık hayatı kolay yaşıyoruz.
KANAVİÇE İŞLEMELİ YASTIK
“Hey gidi günler hey! ” demek bile izah edemiyor halimizi. Böyle demek için bahsi geçen günlerin herkes tarafından bilinmesi lazım. Şöyle bir arkamıza baktığımızda, ardımızda kalan çok şey görürüz. Artık yanımızda olmayan… Neleri yitirmedik ki…Eskiden anlam derinliği olan bir dualarımız vardı.
OYALI MENDİL
Zarafet vardı? Gönül dilini nakış nakış eşya üzerine nakşeden kınalı eller vardı. Her rengin, her motifin, her şeklin kendine özgü bir ifadesi vardı. Edep vardı. Kızlarımız çeyizlerini uluorta işlemezlerdi. Çünkü çeyiz bir izdivaç hazırlığı idi.
