Yeniden Refah Partisi Amasya İl Başkanı Sinan Tunç, Amasya’da doğal gaz ve petrol kaynaklarının tespitine yönelik çalışma yapılacağına ilişkin açıklamaların ardından değerlendirmelerde bulundu. Türkiye genelinde gerçekleştirilen enerji arama faaliyetleri, açıklanan rezerv miktarları ve vatandaşların ödediği enerji faturaları üzerinden iktidara eleştiriler yönelten Tunç, arama çalışmalarının bilimsel veriler ve ekonomik fizibilite raporları çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
"Her Keşif Açıklamasının Ardından Faturalar Arttı"
Amasya’da petrol ve doğal gaz kaynaklarının araştırılmasına yönelik çalışmaların gündeme geldiğini belirten Yeniden Refah Partisi Amasya İl Başkanı Sinan Tunç, enerji alanındaki gelişmelerin vatandaşların ekonomik koşullarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Tunç, "Doğu, Güneydoğu ve Karadeniz bölgelerinden sonra Amasya’mızda da doğal gaz ve petrol kaynaklarının tespiti için bir çalışma yapılacağı açıklanmıştır. Ancak yapılan her keşif duyurusunun ardından enerji faturalarında artış gözlemlenmiş, bu durum kamuoyunda tepkiyle karşılanmıştır" dedi.
İktidarın enerji politikalarını eleştiren Tunç, "İktidar kanadı tarafından yapılan olumlu açıklamalara karşın, yükselen maliyetler vatandaşlar üzerindeki ekonomik yükü artırmıştır" ifadelerini kullandı.
"Açın Kombileri, Açın Pencereleri Söylemleri Seçim Dönemlerine Denk Geldi"
Enerji keşiflerine ilişkin açıklamaların zamanlamasını da eleştiren Tunç, iktidar temsilcilerinin geçmiş dönemlerde kullandığı söylemlere dikkat çekti.
Tunç, "İktidar temsilcilerinin 'Açın kombileri, açın pencereleri' diye bağırdığı dönemler hep seçim dönemine denk gelmiş ve akabinde faturalardaki hüsran herkesi üzmüştür" dedi.
"Rezerv Açıklamalarının Bilimsel Tutarlılığı Sorgulanmalı"
Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Doğan Aydal'ın daha önce enerji arama ve sondaj faaliyetlerine ilişkin yaptığı değerlendirmelere değinen Tunç, açıklanan rezerv miktarlarının teknik süreçlerle birlikte incelenmesi gerektiğini savundu.
Tunç, "Sakarya Sahası'nda yer alan Tuna-1 kuyusunda ilk sondaj süreci henüz tamamlanmadan 320 milyar metreküp, kısa bir süre sonra ise 85 milyar metreküp ilaveyle toplam 405 milyar metreküp doğal gaz rezervi bulunduğu ilan edilmiştir" dedi.
Süreç içerisinde açıklanan rezerv miktarlarına ilişkin soru işaretleri bulunduğunu ileri süren Tunç, "Kuyunun tamamı delinmeden ve teknik süreçler bitirilmeden yapılan bu rezerv hesaplamalarının ve takip eden süreçte beyan edilen 540 milyar metreküp verisinin bilimsel tutarlılığı sorgulanmaktadır" ifadelerini kullandı.
"Sondaj Yapmakla Rezerv Tespit Etmek Aynı Şey Değil"
Enerji arama faaliyetlerinde sondaj ve rezerv tespiti süreçlerinin birbirinden farklı olduğunu belirten Tunç, ekonomik fizibilite çalışmalarının önemine dikkat çekti.
Tunç, "Sondaj kuyusu açma faaliyeti ile rezerv tespiti yapmak teknik olarak farklı süreçlerdir. Havza genelindeki tüm sondajlar tamamlanmadan, üretim maliyetleri belirlenmeden ve ekonomik fizibilite analizleri yürütülmeden yapılan açıklamaların bilimsel ve teknik inandırıcılığı bulunmamaktadır" dedi.
Türkali-2 ile Türkali-7 arasındaki kuyular ve Amasra-1 sahasına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Tunç, söz konusu alanlardaki rezerv verilerinin kamuoyuna açıklanma süreçlerinin sorgulanması gerektiğini savundu.
"Sondaj Gemilerinin Durumu Açıklanmalı"
Türkiye'nin enerji arama faaliyetlerinde kullandığı sondaj ve sismik araştırma gemilerine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Tunç, ekipman maliyetleri ve kullanım durumlarına dikkat çekti.
Tunç, "Mevcut ekonomik koşullar ve yüksek maliyetler dikkate alındığında dördüncü sondaj gemisinin tedarik edilmesi eleştirilmektedir" dedi.
Yavuz sondaj gemisi ile Barbaros Hayrettin Paşa ve Oruç Reis sismik araştırma gemilerinin limanlarda bekletildiğini ileri süren Tunç, bu durumun enerji arama faaliyetlerine ilişkin açıklamalarla çeliştiğini savundu.
"Yerli ve Milli Söylemine Rağmen Yabancı Firmalarla Anlaşmalar Yapıldı"
Enerji projelerinin finansmanı ve yabancı firmalarla gerçekleştirilen anlaşmalar hakkında da konuşan Tunç, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığının (TPAO) uluslararası şirketlerle yaptığı sözleşmeleri gündeme getirdi.
Tunç, "Projenin 'milli ve yerli' imkânlarla yürütüldüğü ifade edilmesine karşın, TPAO mühendislik, kuyu tamamlama ve boru hattı döşeme işlemleri için yabancı konsorsiyumlarla ve İtalyan Saipem firmasıyla sözleşmeler imzalamıştır" dedi.
Söz konusu anlaşmaların maliyetlerine dikkat çeken Tunç, arama, rezerv tespiti, taşıma ve saflaştırma aşamalarında dışa bağımlılığın ve döviz yükümlülüklerinin devam ettiğini ileri sürdü.
"Amasya İçin Bilimsel ve Ekonomik Veriler Esas Alınmalı"
Amasya'da yapılacağı belirtilen petrol ve doğal gaz arama çalışmalarının da bilimsel ve ekonomik kriterler çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini belirten Tunç, Prof. Dr. Doğan Aydal'ın geçmişte yaptığı tespitlerin dikkate alınmasını istedi.
Tunç, enerji yatırımlarının yalnızca keşif açıklamaları üzerinden değil, üretim maliyetleri, ekonomik fizibilite ve vatandaşların enerji giderlerine sağlayacağı katkılar açısından da ele alınması gerektiğini savundu.
Enerji politikalarının seçim dönemleriyle ilişkilendirildiğini ileri süren Tunç, arama ve üretim süreçlerinin maliyetlerinin kamuoyuyla şeffaf biçimde paylaşılması gerektiğini ifade etti.
