50 binin üzerinde vatandaşın hayatını kaybettiği 6 Şubat Depremi’nin 3’ncü yıldönümünde TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası Amasya İl Temsilcisi Yücel Gümüş açıklamalarda bulundu.
Depreme dayanıklı kentler için bilim, mühendislik ve etkin denetim konusunda çağrıda bulunan TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası Amasya İl Temsilcisi Yücel Gümüş, “6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerin üzerinden üç yıl geçmiş olmasına rağmen, bu büyük felaketin toplumumuzda açtığı derin yaralar hâlâ tazeliğini korumaktadır. On binlerce vatandaşımızı yitirdiğimiz bu büyük afet, yalnızca bir doğa olayı değil; ihmallerin, yanlış uygulamaların ve bilimin yeterince dikkate alınmamasının ağır bir sonucu olarak hafızalarımıza kazınmıştır.
Hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımızı bir kez daha rahmetle anıyor; onların anısını yaşatmanın yolunun, benzer acıların bir daha yaşanmaması için sorumluluk almaktan geçtiğini kamuoyuna hatırlatıyoruz” dedi.
Depremlerin kader olmadığının da altını çizen TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası Amasya İl Temsilcisi Yücel Gümüş, “Açıkça ifade ediyoruz: Depremler kader değildir.
Bilim ve doğru mühendislik uygulamalarıyla bu ölçekteki yıkımların ve kayıpların önüne geçmek mümkündür.
Jeofizik mühendisleri olarak bizler, yerin davranışını okuyabilen, zeminin dinamik özelliklerini ortaya koyan ve yapı–zemin etkileşimini bilimsel verilerle değerlendiren meslek insanlarıyız. Nasıl ki doğru teşhis olmadan tedavi mümkün değilse; zemini doğru tanımadan, yerel koşulları analiz etmeden güvenli ve dayanıklı yapılar inşa etmek de mümkün değildir.
Bu nedenle; jeofizik, jeoloji ve inşaat mühendisliğinin eşgüdüm içinde çalışması bir tercih değil, yaşamsal bir zorunluluktur.
6 Şubat depremleri, ülkemizde yürürlükte olan yönetmeliklerin varlığına rağmen; uygulama ve denetim süreçlerindeki ciddi eksiklikleri bir kez daha acı biçimde ortaya koymuştur. Yaşanan yıkımlar göstermiştir ki sorun, mevzuatın yetersizliğinden çok, mevcut bilimsel kuralların sahada etkin biçimde uygulanmaması ve denetlenmemesidir.
Bugün ülkemizde zemin etütleri, mühendislik hizmetleri ve yapı tasarımına ilişkin teknik mevzuat; doğru, eksiksiz ve bilimsel ilkelere uygun biçimde uygulandığında depreme dayanıklı kentler üretmek için gerekli altyapıyı büyük ölçüde sağlamaktadır. Ancak denetim mekanizmalarının zayıflığı ve özellikle yerel yönetimlerde yeterli teknik uzman istihdamının bulunmaması bu süreci sekteye uğratmaktadır” dedi.
Gümüş, yaptığı basın açıklamasının devamında; “Depreme Dayanıklı Kentler İçin Bilim Temelli Yapılaşma ve Etkin Denetim Çağrımızdır !...
Yerel yönetimlerde teknik denetim güçlendirilmelidir.
Belediyelerde jeofizik mühendisliği istihdamı ciddi biçimde yetersizdir. Zemin davranışının değerlendirilmesi ve yapı–zemin etkileşiminin denetlenmesi doğrudan jeofizik mühendisliğinin uzmanlık alanıdır. Bu istihdam bir tercih değil, kamusal bir zorunluluktur.
Yerleşime uygun olmayan alanlar yapılaşmaya kapatılmalıdır.
Sismik büyütmenin yüksek olduğu, suya doygun gevşek zeminler ve dolgu alanlar yapılaşmaya açılmamalı; bu alanlar yeşil ve açık alan olarak planlanmalıdır.
Sonuç olarak; depreme dayanıklı kentler ancak bilimin rehberliğinde, mühendisliğin merkezde olduğu ve denetimin tavizsiz uygulandığı bir anlayışla mümkündür. Mevzuatın varlığı tek başına yeterli değildir; belirleyici olan, bu mevzuatın sahada doğru biçimde uygulanmasıdır.
Bu kapsamda; yetkili kurumları, yerel yönetimleri, karar vericileri ve tüm paydaşları; bilimsel uyarıları dikkate almaya, denetimi güçlendirmeye ve jeofizik mühendislerini kamusal süreçlerin ayrılmaz bir parçası haline getirmeye davet ediyoruz.
Gelecekte benzer acıları yaşamamak için, bugün sorumluluk almak zorundayız.
Bu duygu ve düşüncelerle; başta 6 Şubat depremlerinde yaşamını yitiren vatandaşlarımız olmak üzere tüm deprem şehitlerimizi rahmetle anıyoruz” ifadelerine yer verdi.
