Son günlerde kamuoyunda geniş yankı uyandıran “ehliyeti olmayanlar evlenemeyecek” iddiası, sosyal medyada ve bazı haber başlıklarında yeniden tartışılmaya başlandı. Henüz yasalaşmış bir düzenleme bulunmamasına rağmen, iddiaya konu olan bu başlık, evlilik kurumuna yönelik yeni bir yaklaşımın sinyali olarak yorumlanıyor.
Gündeme gelen iddialara göre, evlilik öncesinde çiftlerin zorunlu bir eğitimden geçmesi, bu eğitimi başarıyla tamamlayanlara ise bir tür “evlilik ehliyeti” belgesi verilmesi planlanıyor. Bu belgeye sahip olmayan çiftlerin resmi nikâh işlemlerini gerçekleştiremeyeceği öne sürülüyor. Tartışmaların merkezinde, artan boşanma oranları, aile içi şiddet vakaları ve bilinçsiz evliliklerin toplumsal sonuçları yer alıyor.
İddiaya göre, evlilik ehliyeti kapsamında çiftlere; iletişim becerileri, ekonomik sorumluluklar, çocuk eğitimi, aile hukuku ve psikolojik uyum gibi başlıklarda eğitimler verilecek. Programın amacı, evliliği sadece duygusal bir karar olmaktan çıkarıp, bilinçli ve sorumluluk temelli bir birliktelik haline getirmek olarak ifade ediliyor. Eğitim sonunda yapılacak değerlendirme ile “ehliyet” almaya hak kazanan çiftlerin nikâh başvurusu yapabileceği konuşuluyor.
Bu iddia kamuoyunda ikiye bölünmüş durumda. Bir kesim, evliliğin ciddi bir sorumluluk olduğunu savunarak böyle bir uygulamanın aile kurumunu güçlendireceğini ileri sürerken; diğer kesim ise bunun bireysel özgürlüklere müdahale olacağını ve evlenme hakkının sınırlandırılamayacağını savunuyor. Özellikle “ehliyet” kavramının evlilik gibi kişisel bir alanda kullanılması, tartışmaları daha da alevlendiriyor.
Yetkililerden konuyla ilgili net ve resmi bir açıklama yapılmış değil. Ancak kulislerde, evlilik öncesi eğitimlerin zorunlu hale getirilmesi yönünde çalışmaların olduğu, “ehliyet” ifadesinin ise daha çok sembolik bir kavram olarak değerlendirildiği konuşuluyor. Olası bir düzenlemenin hayata geçirilmesi halinde, bunun nasıl uygulanacağı ve hukuki çerçevesinin nasıl çizileceği merak konusu.
Şimdilik “ehliyeti olmayanlar evlenemeyecek” ifadesi resmi bir yasa değişikliğinden ziyade güçlü bir iddia ve tartışma başlığı olarak gündemdeki yerini koruyor. Ancak tartışmalar, önümüzdeki dönemde evlilik ve aile politikalarıyla ilgili yeni adımların atılabileceğine işaret ediyor.
