TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası tarafından, Amasya’nın Gümüşhacıköy ilçesinde ihale edilen maden sahalarına ilişkin hazırlanan teknik görüş kamuoyuyla paylaşıldı. Gümüşhacıköy Çevre Platformu tarafından TMMOB’ye iletilen teknik ve bilimsel destek talebi doğrultusunda hazırlanan raporda, bölgedeki madencilik faaliyetlerinin yalnızca ekonomik boyutuyla değil; çevresel, hidrojeolojik ve toplumsal etkileriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı.
TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası Amasya İl Temsilcisi Yücel Gümüş tarafından yapılan açıklamada, İmirler, Aşağı Ovacık, Karaali, Tekke ve Kılıçaslan köyleri çevresinde planlanan maden sahalarının bölgenin doğal yapısı üzerinde ciddi etkiler oluşturabileceğine dikkat çekildi.
Hazırlanan teknik görüşte özellikle bölgedeki su kaynaklarının korunmasının hayati öneme sahip olduğu ifade edildi. Açıklamada, İmirler Barajı ile yeraltı su sistemlerinin madencilik faaliyetlerinden doğrudan etkilenebileceği belirtilirken, kazı, sondaj, patlatma, yol açımı ve pasa depolama çalışmalarının hidrojeolojik yapı üzerinde oluşturabileceği risklerin ayrıntılı şekilde incelenmesi gerektiği kaydedildi.

Raporda, yeraltı suyu taşıyan jeolojik birimlerin, kırık ve çatlak sistemlerinin, olası kirlilik yayılım yollarının ve su kaynaklarıyla maden sahaları arasındaki ilişkinin bilimsel yöntemlerle ortaya konulmasının zorunlu olduğu belirtildi. Özellikle havza ölçeğinde yapılacak jeofizik etütlerin bölgenin geleceği açısından kritik öneme sahip olduğu ifade edildi.
TMMOB’nin teknik görüşünde patlatmalı madencilik faaliyetlerinin oluşturabileceği risklere de geniş yer verildi. Yerleşim alanları, kültürel değerler ve mühendislik yapıları üzerinde meydana gelebilecek titreşim etkilerinin bilimsel yöntemlerle değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı. Açıklamada, olası heyelan riskleri, şev duraysızlıkları ve çevresel etkilerin mühendislik jeofiziği çalışmalarıyla analiz edilmesinin zorunlu olduğu ifade edildi.
Jeofizik Mühendisleri Odası tarafından yapılan değerlendirmede, bölgede gerçekleştirilecek faaliyetlerin yalnızca ekonomik kazanç odaklı değil, halk sağlığı ve kamu yararı çerçevesinde ele alınması gerektiği belirtildi. Açıklamada, karar alma süreçlerinde meslek odalarının, bilim insanlarının ve yöre halkının görüşlerinin dikkate alınmasının önemine dikkat çekildi.
Yücel Gümüş tarafından yapılan açıklamada, özellikle ÇED süreçlerinde bilimsel verilerin esas alınması gerektiği ifade edilirken, çevresel etkilerin bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirilmesi gerektiği kaydedildi. Bölgedeki doğal yaşam alanlarının, mera alanlarının, tarımsal üretim sahalarının ve orman varlığının korunmasının önemine işaret edildi.
Teknik görüşte ayrıca, gerekli analizler tamamlanmadan arama veya işletme faaliyetlerine izin verilmemesi gerektiği görüşü paylaşıldı. Açıklamada, “Havza ölçeğinde jeofizik etütler yapılmadan; patlatma, yeraltı suyu, baraj güvenliği, şev duraylılığı ve kümülatif çevresel etki analizleri tamamlanmadan arama ya da işletme faaliyetlerine izin verilmemelidir” değerlendirmesine yer verildi.
TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası’nın hazırladığı teknik raporda, ilerleyen süreçlerde açılabilecek idari ve hukuki davalarda bilirkişi heyetlerinde mutlaka jeofizik mühendisliği disiplininden uzmanların bulunması gerektiği de ifade edildi. Bilimsel veriler ışığında yürütülecek süreçlerin hem çevresel risklerin azaltılması hem de kamu yararının korunması açısından önemli olduğu vurgulandı.
Gümüşhacıköy’deki maden sahalarına ilişkin tartışmalar sürerken, bölgedeki çevre platformları, meslek odaları ve vatandaşların süreci yakından takip ettiği öğrenildi.
