Amasya’nın merkezinde bulunan Bimarhane, yaklaşık 700 yıllık geçmişi, eşsiz taş işçiliği ve tıp tarihindeki yeriyle kentin en önemli tarihî yapıları arasında bulunuyor. Darüşşifa olarak inşa edilen yapı, geçmişte hastaların tedavi edildiği ve hekimlerin yetiştirildiği bir sağlık merkezi olarak kullanıldı. Ruhsal rahatsızlığı bulunan hastaların su ve müzik sesiyle tedavi edildiği Bimarhane, günümüzde Sabuncuoğlu Şerefeddin Tıp ve Cerrahi Tarihi Müzesi adıyla ziyaretçilerini ağırlıyor.
Peki, Amasya Bimarhanesi nerede? Ne zaman ve kim tarafından yaptırıldı? Geçmişte ve günümüzde hangi amaçla kullanılıyor? İşte Amasya’nın sağlık tarihine ışık tutan yapının hikâyesi…
Bimarhane Ne Demek?
“Bimar” kelimesi hasta, “hane” ise ev veya mekân anlamına geliyor. Bimarhane, kelime anlamıyla “hasta evi” olarak tanımlanıyor. İslam ve Türk medeniyetinde hastaların tedavi edildiği bu yapılar; darüşşifa, şifahane, maristan ve darüssıhha gibi isimlerle de anılıyor.
Bimarhaneler yalnızca hastaların tedavi edildiği yerler değildi. Bu merkezlerde tıp eğitimi veriliyor, hekimler yetiştiriliyor ve öğrenciler uygulamalı tedavi yöntemlerini gözlemliyordu.
Amasya Bimarhanesi Nerede?
Amasya Bimarhanesi, kent merkezindeki Pirinççi Mahallesi Atatürk Caddesi üzerinde, Amasya Valiliğinin karşısında bulunuyor. Yeşilırmak’a paralel uzanan cadde üzerinde yer alan tarihî yapı, şehir merkezinde bulunması nedeniyle yürüyerek kolaylıkla ziyaret edilebiliyor.
Müzenin güncel adresi Pirinççi Mahallesi, Atatürk Caddesi No:15, Merkez/Amasya olarak belirtiliyor.
Amasya Bimarhanesi Ne Zaman Yapıldı?
Taç kapısındaki kitabeye göre Amasya Bimarhanesi’nin yapımına 1308 yılında başlandı ve eser 1309 yılında tamamlandı. Yapı, İlhanlı Hükümdarı Sultan Olcaytu Mehmet Han ve eşi İlduş beziehungsweise Yıldız Hatun adına Anber bin Abdullah tarafından yaptırıldı.
Amasya Bimarhanesi, İlhanlılar döneminden kentte günümüze ulaşan tek eser olarak kabul ediliyor. Yapının mimarının kim olduğu ise kesin olarak bilinmiyor.
Bimarhane, dikdörtgen planlı, açık avlulu ve eyvanlı bir mimari düzen taşıyor. Kesme taştan yapılan ön cephesi, geometrik ve bitkisel süslemeleriyle dikkat çekiyor.
Geçmişte Ne İçin Kullanılıyordu?
Amasya Bimarhanesi, ilk dönemlerinde hem hastane hem de tıp eğitim merkezi olarak kullanıldı. Burada hastalar tedavi edilirken hekim adaylarına teorik ve uygulamalı eğitim verildi. Cerrahi müdahalelerin öğrencilere gösterildiği yapı, döneminin önemli sağlık ve eğitim merkezlerinden biri hâline geldi.
İlerleyen dönemlerde ruhsal rahatsızlığı bulunan hastalar da burada tedavi edildi. Evliya Çelebi’nin yapıdan “Miskinler Tekkesi” olarak söz etmesi, ziyaret ettiği dönemde Bimarhane’nin akıl hastalarının tedavisine ayrıldığını düşündürüyor.
Kayıtlar, yapının 19. yüzyılın başlarına kadar medrese ve şifahane olarak faaliyet göstermeyi sürdürdüğüne işaret ediyor.
Hastalar Müzikle Tedavi Ediliyordu
Amasya Bimarhanesi, Anadolu’da müzikle tedavi uygulanan ilk hastane olarak biliniyor. Yapının avlusunda bulunan su kaynağının sesi ile Türk musikisinin farklı makamlarından yararlanılarak ruhsal rahatsızlıkların tedavi edilmesine çalışılıyordu.
Osmanlı döneminde hanende adı verilen ses sanatçıları ve sazende olarak anılan müzisyenlerin haftanın belirli günlerinde hastalara müzik dinlettiği aktarılıyor. Bu uygulama, müziğin insan psikolojisi üzerindeki rahatlatıcı etkisinin yüzyıllar önce tedavide kullanıldığını gösteriyor.
Bimarhane’nin avlulu mimarisi, hasta odaları ve ortak alanları da dönemin sağlık anlayışına uygun biçimde düzenlenmişti.
Sabuncuoğlu Şerefeddin Kimdir?
Bimarhane denildiğinde akla gelen en önemli isimlerden biri Amasyalı hekim ve cerrah Sabuncuoğlu Şerefeddin’dir. 15. yüzyılda yaşayan Sabuncuoğlu, Amasya Darüşşifası’nda eğitim gördü ve burada 14 yıl boyunca hekimlik yaptı.
Sabuncuoğlu Şerefeddin’in en önemli eserlerinden “Cerrahiyyetü’l-Haniyye”, Türkçe yazılmış ilk resimli cerrahi eserlerden biri olarak kabul ediliyor. Kitapta ameliyat yöntemleri, kullanılan cerrahi aletler ve tedavi uygulamaları çizimlerle anlatılıyor.
Günümüzde müzede, Sabuncuoğlu’nun eserlerinde gösterilen cerrahi aletlerin benzerleri ve dönemin tedavi yöntemlerini anlatan canlandırmalar sergileniyor.
Hapishane ve Kereste İşliği Olarak da Kullanıldı
Sağlık ve eğitim faaliyetlerinin sona ermesinin ardından Bimarhane bir süre bakımsız kaldı ve farklı amaçlarla kullanıldı. Akademik çalışmalarda yapının 20. yüzyılın başlarında hapishane ve kereste işliği olarak değerlendirildiği aktarılıyor.
1939 Erzincan Depremi sırasında hasar gören tarihî yapının korunması için Cumhuriyet döneminde çeşitli çalışmalar yürütüldü. 1948 ve 1949 yıllarında onarım çalışmaları gerçekleştirildi. Sonraki yıllarda da farklı restorasyonlardan geçirilen yapı, bir dönem Amasya Belediyesi Konservatuvarı olarak kullanıldı.
Günümüzde Ne İçin Kullanılıyor?
Amasya Bimarhanesi, 2011 yılında müzeye dönüştürülerek “Sabuncuoğlu Şerefeddin Tıp ve Cerrahi Tarihi Müzesi” adını aldı. Günümüzde tıp ve cerrahi tarihini anlatan kültür turizmi noktası olarak hizmet veriyor.
Müzede Sabuncuoğlu Salonu, Sabuncuoğlu Kliniği ve Müzik Tedavi Salonu bulunuyor. Cerrahi aletler, tarihî tedavi yöntemleri, hekimlik uygulamaları ve müzikle tedavide kullanılan enstrümanlar ziyaretçilere tanıtılıyor.
Taç Kapısındaki İnsan Figürü Dikkat Çekiyor
Bimarhane’nin en dikkat çekici mimari özelliğini anıtsal taç kapısı oluşturuyor. Kapının kilit taşı üzerinde diz çökmüş bir insan figürü bulunuyor. Bu kabartmanın yalnızca Amasya Bimarhanesi’ne özgü olduğu belirtiliyor.
Geometrik geçmeler, yıldız motifleri, bitkisel süslemeler ve mukarnaslarla bezeli taç kapı, Anadolu taş işçiliğinin en değerli örneklerinden biri kabul ediliyor.
Yüzyıllar boyunca hastane, tıp medresesi, ruh sağlığı merkezi ve farklı kamu hizmetleri için kullanılan Amasya Bimarhanesi, bugün geçmişle modern tıp arasında köprü kuran önemli bir müze olarak varlığını sürdürüyor.
