Çorum Özel Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Hasan Öner, toplumda oldukça yaygın görülen varis hastalığına ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Özellikle bacaklarda görülen toplardamar genişlemeleriyle ortaya çıkan varisin, tedavi edilmediğinde ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini vurguladı.
Varis hastalığının, toplardamar sisteminde bulunan kapakçıkların yetersiz çalışması sonucu ortaya çıktığını belirten Öner, bu durumun zamanla “venöz hipertansiyon” olarak adlandırılan yüksek basınca neden olduğunu ifade etti. Bu basınç artışıyla birlikte kirli kanın kalbe geri dönüşünde aksama yaşandığını ve kanın bacaklarda birikerek çeşitli sorunlara yol açtığını söyledi.
Toplumda Görülme Oranı Yüksek
Varis hastalığının erişkin nüfusta yüzde 25 ila 50 oranında görüldüğüne dikkat çeken Öner, hastalığın yaş ilerledikçe arttığını ve kadınlarda erkeklere oranla daha sık görüldüğünü belirtti. Aile öyküsünün de önemli bir risk faktörü olduğunu ifade eden Öner, özellikle obezite, hareketsiz yaşam ve yüksek tansiyonun kadınlarda riski artırdığını, erkeklerde ise sigara kullanımının ön plana çıktığını dile getirdi.
Hamilelik döneminde kadınlarda kılcal varislerin artabileceğini de belirten Öner, uzun boylu erkeklerde ve kronik kabızlık yaşayan bireylerde de venöz yetersizlik riskinin yükseldiğini kaydetti.
Belirtiler Hayat Kalitesini Düşürüyor
Varis hastalığının en yaygın belirtileri arasında ağrı, şişlik, kramp, kaşıntı ve cilt renk değişikliklerinin yer aldığını belirten Öner, ilerleyen vakalarda ise venöz ülser adı verilen yaraların oluşabileceğini söyledi. Özellikle ayakta uzun süre kalan bireylerde ağrıların arttığını, dinlenme ve soğuk uygulamalarla bu şikâyetlerin hafiflediğini ifade etti.
Tedavi edilmediğinde varislerin damar içinde pıhtı oluşumuna yol açabileceğini belirten Öner, “Tromboflebit adı verilen bu durum, ağrı, kızarıklık ve ödemle kendini gösterir ve ciddi sonuçlara neden olabilir” dedi.
Tedavide Kişiye Özel Yaklaşım Önemli
Varis hastalığının tanısında fizik muayene ve venöz doppler ultrasonografinin önemli rol oynadığını belirten Öner, tedavi sürecinde ise hastaya özel planlama yapılması gerektiğini vurguladı. Tedavi seçenekleri arasında ilaç kullanımı, varis çorabı, skleroterapi (köpük tedavisi) ve cerrahi yöntemlerin yer aldığını ifade etti.
Öner, “Kalıcı ve etkili bir tedavi için cerrahi, ilaç, diyet ve varis çorabı kullanımının birlikte planlanması gerekir. Her hastaya aynı yöntem uygulanamaz, tedavi mutlaka kişiye özel olmalıdır” diyerek sözlerini tamamladı.

