İŞ YÜKÜMÜZ AZALTILSIN! İNSANCA BİR YAŞAM İSTİYORUZ!
“On dört yıl önce bugün, Dr. Ersin Arslan'ın bir hasta yakınının bıçaklı saldırısı sonucu yaşamını yitirmesi ile 17 Nisan, Türk Tabipleri Birliği (TTB) tarafından "Sağlıkta Şiddete Karşı Mücadele Günü" ilan edildi. SES olarak 17 Nisan'ı bir anma günü olduğu kadar, şiddeti durdurmak amacıyla önerilerimizi paylaştığımız, yol haritası oluşturduğumuz bir mücadele günü olarak görmekteyiz.
O gün canımızı yakan bu saldırıdan sonra iktidar tarafından şiddetin önlenmesine yönelik kalıcı çözümler getirilmediği için, şiddet sokaklarda ve en güvenli kurumlar olarak bildiğimiz okullarda da yaygınlaşmaktadır. Ş.Urfa ve K.Maraş’ta okullara yapılan saldırılar bir kez daha bizleri derin acıya boğmuştur. Sağlık emekçileri olarak hem kendimizin hem de çocuklarımızın can güvenliğinin olmadığını bir kez daha gördük. “Tasarruf tedbirleri” diyerek uygulanan işçi ve emekçilere düşük ücret, daha çok çalıştırma, eğitime, sağlığa daha az bütçe ayırma, liyakatsizlik, mobbing vb. politikalar hayatımızı gün geçtikçe daha çekilmez hale getiriyor.
Sağlık emekçileri olarak zor koşullarda çalışıyoruz. Çalışma ve yaşam koşullarımız yıllar içinde düzeltilmemiş, taleplerimiz karşılanmamış, yeni sorunlar eklenerek giderek katmerleşmiştir. İçinde bulunduğumuz her türlü zorluğa rağmen, en iyi şekilde hizmet vermek için gecemizi gündüzümüze katıyoruz” diye vurguladı.
“Yıpranıyoruz ve emeğimizin karşılığını alamıyoruz”
“Yıpranıyoruz, yıpranma hakkı alamıyoruz. Ücretlerimiz giderek eriyor, elimize geçen para artsın diye daha çok çalışmaya, daha çok nöbet tutmaya zorlanıyoruz. Personel eksikliği giderilmiyor, geçici görevlerle sürekli boşlukları doldurmaya zorlanıyoruz. İş güvencemiz yok, sürekli tehdit altındayız. Sağlık bir ekip işi iken, her birimizin rolü biricik ve vazgeçilmez iken sağlık emekçileri arasında ayrımlar oluşturuluyor, aramızda farklılıklar yaratılarak iş barışımız bozuluyor.
Hastanelere erişimin zorlaştığını, randevu almanın zorluklarını, günlerce hatta aylarca sonrasına randevu alınabildiğini biliyoruz. Artık sanal kuyruklarda bekliyoruz. Hasta başına ayrılan muayene süresinin 5 dakikaya indirildiğini biliyoruz.
Sağlıkta şiddeti kronikleştirerek hizmet sunumunun bir parçasına dönüştüren üç yapısal neden şunlardır:
1.Kışkırtılmış sağlık talebine ve olağanüstü iş yüküne yol açan popülist ve piyasacı sağlık politikaları.
2. Sağlıklı ve güvenli çalışma koşullarının oluşturulmaması, güvenli iş yeri organizasyonunun yapılmaması.
3. Hekimleri ve sağlık çalışanlarını değersizleştiren ve itibarsızlaştıran siyasi iktidarın söylemleri ve uyguladığı politikalar” dedi.
TALEPLER SIRALANDI
Sağlıkta iş barışını bozan performans sitemi son bulmalıdır. Sağlık hizmetlerinden alınan her türlü katkı payı, ilaç parası kaldırılmalıdır. Sağlık haktır, ücretsiz olmalıdır.
Sağlık çalışanlarına yönelik işlenen suçlarda cezalar artırılmalı ve cezasızlık son bulmalıdır.
Sağlık çalışanlarına yönelik işlenen suçların infazında hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve denetimli serbestlik uygulamaları kaldırılmalıdır.
Türk Ceza Kanunu'nda "Sağlık Çalışanlarına Yönelik Şiddet" başlığıyla yeni bir suç kategorisi tanımlanmalıdır.
Sağlık kuruluşlarına silahla girilmesi yasal düzenlemelerle engellenmelidir. SAĞLIKTA, EĞİTİMDE ŞİDDET SONA ERSİN! ÇALIŞIRKEN ÖLMEK İSTEMİYORUZ !
