“Kıyamet Saati” göstergesi, Bulletin of the Atomic Scientists tarafından her yıl yapılan bilimsel değerlendirmeler sonucunda güncelleniyor. Saatin gece yarısına yaklaşması, insanlığın varlığını tehdit eden risklerin arttığı anlamına geliyor. 85 saniyelik seviye, bugüne kadar ölçülen en kritik eşiklerden biri olarak kabul ediliyor.
Nükleer Risk ve Jeopolitik Gerilim Etkisi
Uzman raporlarında özellikle nükleer silah kapasitesindeki modernizasyon, bölgesel savaş riskleri ve büyük güçler arasındaki gerilim başlıca tehdit unsurları arasında gösteriliyor. Silah kontrol anlaşmalarının zayıflaması ve karşılıklı caydırıcılık dengesindeki kırılganlık, risk katsayısını yükselten faktörler arasında yer alıyor.
Bilim kurulu değerlendirmelerinde, nükleer başlık sayısından çok karar alma süreçlerindeki hızlanma ve otomasyonun da ayrı bir tehlike oluşturduğu vurgulanıyor.
İklim Krizi ve Aşırı Hava Olayları
Kıyamet Saati’nin bu kadar ileri bir noktada tutulmasının bir diğer nedeni ise iklim değişikliği. Küresel sıcaklık artışı, aşırı hava olayları, su ve gıda güvenliği üzerindeki baskı bilim insanlarının risk hesaplamasında önemli yer tutuyor.
Karbon salımındaki düşüşün hedeflenen hızda gerçekleşmemesi ve enerji dönüşümünün yavaş ilerlemesi de uyarı gerekçeleri arasında gösteriliyor.
Yapay Zeka ve Biyoteknoloji Uyarısı
Son yıllarda değerlendirme başlıklarına gelişmiş yapay zekâ sistemleri ve biyoteknolojik kapasite de eklendi. Kontrolsüz teknolojik gelişimin yanlış kullanım, siber saldırı ve otonom silah sistemleri gibi yeni nesil tehditler doğurabileceği ifade ediliyor.
Uzmanlar, Kıyamet Saati’nin bir kehanet değil, güçlü bir bilimsel uyarı göstergesi olduğunun altını çiziyor.
“Amaç Korkutmak Değil, Harekete Geçirmek”
Bilim insanları, göstergenin temel amacının kamuoyunu ve karar vericileri harekete geçirmek olduğunu belirtiyor. Nükleer silahsızlanma, iklim eylemi, güvenli teknoloji politikaları ve uluslararası iş birliği çağrısı yineleniyor.
Kıyamet Saati’nin 85 saniye seviyesinde tutulması, küresel risklerin hâlâ kritik düzeyde görüldüğünü ortaya koyuyor. Uzmanlara göre yön değişikliği mümkün — ancak bunun için hızlı ve ortak adımlar gerekiyor.
