Kentsel dönüşüm projeleriyle birlikte yıkılan veya yeniden yapılan binalarda yaşayan kiracıların hakları yeniden gündeme geldi. Mevzuata göre, kentsel dönüşüm nedeniyle evinden çıkan kiracılar, yeni yapılan binada yeniden kiralama konusunda yasal öncelik hakkına sahip bulunuyor. Bu hak, çoğu zaman hem kiracılar hem de ev sahipleri tarafından bilinmediği için ciddi uyuşmazlıklara yol açabiliyor.
Kentsel dönüşüm sürecinde binanın yıkılmasıyla kira sözleşmesi sona erse de, kiracının yeni binada yeniden kiracı olma talebi hukuken korunuyor. Yeni yapı tamamlandığında, ev sahibinin öncelikle eski kiracıya evi kiralama teklifinde bulunması gerekiyor. Bu teklifin noter aracılığıyla yapılması büyük önem taşıyor. Noter bildirimi, hem teklifin resmi olarak yapıldığını hem de kiracının bu teklife cevap verme süresini belgeliyor.
Uzmanlar, ev sahibinin eski kiracıya noter bildirimi yapmadan daireyi başka bir kişiye kiralaması halinde, ciddi hukuki sonuçlarla karşılaşabileceğine dikkat çekiyor. Böyle bir durumda, eski kiracının dava açarak bir yıllık kira bedeli tutarında tazminat talep etme hakkı doğabiliyor. Mahkemeler, bu tür davalarda kiracının yasal öncelik hakkını esas alarak ev sahibini tazminata mahkûm edebiliyor.
Kiracının öncelik hakkından yararlanabilmesi için, kentsel dönüşüm sürecinde tahliye edilen konutta gerçekten kiracı olduğunun belgelenmesi gerekiyor. Eski kira sözleşmesi, ödeme kayıtları ve adres bilgileri bu noktada büyük önem taşıyor. Ayrıca kiracının, yeni bina tamamlandığında makul süre içerisinde ev sahibine başvuruda bulunması da sürecin sağlıklı işlemesi açısından gerekli görülüyor.
Hukukçular, hem ev sahiplerinin hem de kiracıların kentsel dönüşüm sürecinde hak ve yükümlülüklerini iyi bilmesi gerektiğini vurguluyor. Özellikle ev sahiplerinin, ileride tazminat yükümlülüğüyle karşılaşmamak adına eski kiracılara noter yoluyla bildirim yapmadan yeni kiralama işlemi gerçekleştirmemesi gerektiği belirtiliyor.
Kentsel dönüşümün hız kazandığı bu dönemde, kiracı hakları konusunda bilinçli hareket edilmesi, taraflar arasında yaşanabilecek hukuki sorunların önüne geçilmesi açısından kritik önem taşıyor.
