İYİ Parti Amasya İl Başkanı Halis Selçuk Demir Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da okullarda yaşanan şiddet olaylarını dile getirirken aynı zamanda 23 Nisan Ulusal ve Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutladı.
“Çocuklar sert dilin etkisi ile büyümektedir”
“Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da okullarda yaşanan şiddet olayları nedeniyle hayatını kaybeden öğretmen ve öğrencilerimize Allah’tan rahmet; yaralananlara ve tüm eğitim camiasına geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Okullarda yaşanan her şiddet olayı, yalnızca bireysel bir trajedi değil, toplumsal bir sorunun yansımasıdır.

Artık bu olayları münferit olarak değerlendirmek mümkün değildir. Okullarda yaşanan şiddet, toplumun geneline yayılan şiddet ikliminin bir sonucudur. Sokakta, evde, işte ve kamusal alanda giderek artan sertlik ve tahammülsüzlük, okullara da yansımaktadır.
Bugün çocuklarımız; ekonomik ve sosyal zorlukların, aile içi gerilimlerin ve kamusal alandaki sert dilin etkisi altında büyümektedir. Toplumsal düzeyde derinleşen şiddet iklimi ve kutuplaşma, okullarda yaşanan olayların zeminini güçlendirmektedir. Öfke ve gerilimin normalleştiği bir ortamda, çocuklardan farklı bir davranış geliştirmesini beklemek gerçekçi değildir” dedi.
“Bütüncül bir sosyal politika ihtiyacımızdır”
“Son dönemde yaşanan olayların nedenlerini yalnızca tek bir alan üzerinden açıklamak doğru değildir. Çocukların yoğun biçimde zaman geçirdiği dijital platformlar, çevrimiçi oyunlar ve sosyal medya ağları da bu sürecin etki alanları arasında yer almaktadır. Bu nedenle şiddet olgusunu değerlendirirken dijital mecralar ve çevrimiçi etkileşim ortamlarının oluşturduğu risk faktörleri de bütüncül şekilde ele alınmalıdır.
Ancak mevcut yaklaşım, bu derin sorunu çoğu zaman güvenlik temelli ve parçalı tedbirlerle ele almaktadır. Oysa şiddet yalnızca okul kapısında değil, çocuğun gelişim sürecinin tamamında oluşmaktadır. Bu nedenle sadece sonuçlara değil, nedenlere odaklanan bütüncül bir sosyal politika yaklaşımına ihtiyaç vardır.
Bu çerçevede önerdiğimiz Okul Sosyal Hizmet Modeli, eğitim sistemini yalnızca akademik değil, aynı zamanda sosyal koruma alanına dönüştürmektedir. Bu model ile okullarda sosyal hizmet uzmanları ve psikolojik danışmanlık birimleri birlikte çalışmakta; her çocuk bireysel olarak takip edilmekte ve riskler erken aşamada tespit edilmektedir” diye belirtti.
“Erken uyarı mekanizmaları göz önüne alınmalı”
“Her risk altındaki çocuk için bir vaka yöneticisi atanarak eğitim, aile ve sosyal çevre birlikte ele alınmakta; kurumlar arası kopukluk giderilmektedir. Böylece müdahale olay sonrası değil, olay öncesi yapılmaktadır.
Ayrıca kurulacak erken uyarı mekanizmaları ile devamsızlık, davranış değişikliği ve risk göstergeleri anlık izlenerek erken müdahale imkânı sağlanmaktadır. Model aynı zamanda aileyi sürecin merkezine almakta, sosyal destek mekanizmaları ile çocuğun çevresi güçlendirilmektedir.
Bugün yaşanan şiddet olayları yalnızca güvenlik tedbirleriyle değil, bu tür yapısal sosyal hizmet modelleriyle önlenebilir.
Buradan açıkça ifade ediyoruz: Okulları korumak sadece güvenlik değil, güçlü bir sosyal hizmet altyapısı kurmakla mümkündür. Çocuklarımızın güvenle büyüdüğü, öğretmenlerin yalnız bırakılmadığı ve okulların gerçek anlamda koruyucu alanlara dönüştüğü bir yapı mümkündür. Ancak bu, parçalı değil bütüncül politikalarla sağlanabilir.
Çocuklarımıza olan, toplumumuza olandır. Çocukları koruyamayan bir sistem, geleceğini koruyamaz.
Bu vesile ile 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutluyorum” diye vurguladı.
