43,4990 %0.19
51,6240 %-0.9
6.788,96 % -9,85
82.810,27 %0.376
Amasya
Kapalı
10°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Ara
Merzifon Bilgi Gazetesi Galeriler GÜNDEM Bir Zamanlar Anadolu: Çamurla Yoğrulan Yollar, Nasır Tutan Eller

Bir Zamanlar Anadolu: Çamurla Yoğrulan Yollar, Nasır Tutan Eller

Bu toprakların hafızasında; yağmurla çamur tutan yollar, gaz lambasıyla aydınlanan evler ve yokluk içinde kurulan sofraların onuru var. Detaylar haberimizde…

 

 

Bir Zamanlar Anadolu: Çamurla Yoğrulan Yollar, Nasır Tutan Eller 1

Anadolu’nun unutulmaya yüz tutmuş hayatları, bugün hâlâ belleğimizde iz bırakmaya devam ediyor. Tozlu yolların yağmurla çamura dönüştüğü, kara lastik izlerinin sabırla taşındığı günlerdi o günler. Ateşle ısıtılan topraklarda, atla, öküzle sürülen tarlalarda; alın teriyle ekilip biçilen mahsul, bir ailenin umudu olurdu.

 

Sabahın erken saatlerinde bel kürek elde baraj gölünün akıntı suyuyla bağ-bahçe sulamaya gidenler vardı. Gün doğmadan başlayan çaba, akşam karanlığında biterdi. Hastane yolu il ilçe dolaşarak, saatler süren öküz arabası yolculuklarıyla aşılırdı. Çobanların gecesinde yağmur tanelerinin hüznü, sabahı olmayan karanlıkta yankılanırdı. Bu, yalnızlığın değil; dayanmanın hikâyesiydi.

1 / 4
Bir Zamanlar Anadolu: Çamurla Yoğrulan Yollar, Nasır Tutan Eller 2

Yokluk içindeki bir hanede kaynayan tarhana çorbasının kokusu, mısır ekmeğiyle karışırdı. Fitilli gaz lambasıyla bir metreyi zor aydınlatan sokaklar, paylaşmanın sıcaklığıyla genişlerdi. Kırkyamalı kara şallar, delik deşik çoraplar; soğuğu değil, onuru anlatırdı. Nasır tutan eller, tırmık, tırpan, orak ve çatal arasında büyüyen bir hayatın imzasıydı.

 

O günlerin insanları, bir selamla tebessüm etmeyi bilirdi. İsli demlikte kaynayan çayın etrafında toplanan komşuluk, öfkeyi değil merhameti beslerdi. “Sen sağcı, ben solcu” diye ayrışmanın değil; ekmeği bölüşmenin kıymeti vardı. Şefkatli ikram, suskun bir dayanışma gibi dolaşırdı evden eve.

2 / 4
Bir Zamanlar Anadolu: Çamurla Yoğrulan Yollar, Nasır Tutan Eller 3

Bugünse geçmişi yok sayan, şükürden uzaklaşan bir gürültü çağındayız. Oysa bu toprakların asıl mirası; harama el uzatmayan lokma, emeğiyle övünen yüz, acı bir kevenin hatrını kırk yıla yayan vefadır. Birbirine sırt çevirenleri değil; gülücükle karşılayanları hatırlamak gerek.

3 / 4
Bir Zamanlar Anadolu: Çamurla Yoğrulan Yollar, Nasır Tutan Eller 4

Bu haber, bir dönemin romantize edilmiş masalı değil; Anadolu’nun gerçekliğidir. Çamurla yoğrulan yolların, nasır tutan ellerin ve yoklukta bile onurunu koruyan insanların ortak hafızasıdır. Bugünü anlamak için dünü unutmamak; yarını kurmak için o şefkati yeniden hatırlamak gerekir.

4 / 4
KAYNAK: Haber Merkezi
Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *