44,0538 %0.02
51,2882 %-0.04
7.361,77 % 1,18
69.543,80 %1.083
Amasya
Açık
6°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Ara
Merzifon Bilgi Gazetesi Galeriler GÜNDEM Amasya’da Kadın Dayanışması Tek Yürek Oldu

Amasya’da Kadın Dayanışması Tek Yürek Oldu

Kadın Platformu, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde İstasyon Köprü’sünden Yavuz Sultan Selim Meydanı’na kadar yürüyüş yaptı. Detaylar haberimizde...

Haberleri

8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında Kadın Platformu, kadın dayanışması için tek ses oldu. Kortej yürüyüşünün ardından basın açıklaması yaptı ve halay eşliğinde son buldu. 

Amasya’da Kadın Dayanışması Tek Yürek Oldu 1

YOKSULLUĞA, ŞİDDETE, GÜVENCESİZLİĞE KARŞI

BARIŞ, LAİKLİK VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİNİ BÜYÜTÜYORUZ!

 

“Emeğimizin sömürülmesine, görünmez kılınmasına, ayrımcılığa; her türden baskıya ve şiddete karşı direnişi simgeleyen bir mücadele günü 8 Mart. 169 yıl önce New York'ta tekstil işçisi kadınlar günde yirmi saat süren ağır çalışma koşullarına rağmen düşük ücret almaya karşı çıkarak örgütlü ilk kadın grevini gerçekleştirdi. Bu greve polis saldırdı. İşçiler fabrikaya kilitlendi. Ardından çıkan yangında fabrika önüne kurulan barikatlardan kaçamayan 129 kadın hayatını kaybetti.

 

Geçmişten bugüne, emek, eşitlik ve özgürlük mücadelesi uğruna hayatını kaybeden işçi kadınların mücadelelerini selamlıyoruz. Ayrımcılığa, şiddete, eşitsizliğe, sömürüye, baskılara, savaşlara, otoriterliğe karşı sesimizi yükseltiyor; dünden aldığımız güçle tüm kadınları örgütlü mücadeleye çağırıyoruz. 

 

20.yüzyılın başlarında Cumhuriyet’in kurulmasıyla birlikte Türkiye’nin Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde dünyadaki birçok ülkeden önce kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanıması elbette devrimci bir adımdı. Ancak ne yazık ki bu haklara sahip olunması, kadınların hak ettikleri değerde olmalarını sağlayamadı. Hem dünyada, hem ülkemizde kadınların eğitim düzeyleri ve okuma yazma oranı erkeklerden düşük. 

 

Eğitimde eşitsizlik ile bozulan denge; sosyal, kültürel, ekonomik olmak üzere yaşamın her alanına yansıyor. Kadın, kendisinden beklenen geleneksel rolleri yürütebilmek için evde ve iş yerinde çifte mesai yapıyor. Ev işleri, çocuk bakımı, yaşlı bakımı, yemek, temizlik vb. tüm sorumlulukları yerine getirmeye çabalıyor. Eğitimleri, deneyimleri ve yetenekleri ne olursa olsun, erkeklerden daha az nitelikli ve yetkin oldukları algısı hakim. Kadınlar siyasette ya da bulundukları işyerlerinde yükselmelerini engelleyen bir cam tavan ile yaşamaya mecbur kalıyor. Çoğu zaman en yakınları tarafından öldürülmek, şiddete, tacize ve tecavüze uğramak için “kadın” olmaları yeterli bir neden olabiliyor” dedi. 

1 / 6
Amasya’da Kadın Dayanışması Tek Yürek Oldu 2

“Kadınlar kılıfa sokulmaya çalışılıyor”

 

“Dünyada ve ülkemizde yaşanan tüm krizlerin bedeli önce kadınlara ödetilmeye çalışılıyor. Neo-liberal politikalar en çok kadınları etkiliyor. Kadınlar sermayenin çıkarına ucuz işgücü olarak, düşük ücret, yarı haklar ile emek pazarına dâhil edilmeye çalışılırken, devletin kamu hizmetlerini tasfiyesini “iş ve aile uyumunu sağlama” gibi bir kılıfa sokması en çok bize, kadınlara zarar veriyor. Esnek, kısmi/yarı zamanlı ve evden çalışma bir seçenekmiş gibi sunuluyor. Kadınların hane içinde bakımı, ev içindeki ücretsiz emeği aksatmadan istihdama dâhil edilebilmesi sağlanmaya çalışılıyor; yani bize ataerkil ile kapitalizmin çıkarlarını kesiştiren bir çalışma alanı yaratılıyor. 

 

Neoliberal politikaların iş yerine yansıması olan özelleştirmelerle, okulların, hastanelerin, sağlık kuruluşlarının ve sosyal hizmetlerin özele devredilmesi bu hizmetlere ulaşmamızı zorlaştırıyor aynı zamanda iş güvencemizi de ortadan kalkıyor. İş barışı bozuluyor aynı iş yerinde aynı işi yaparken özlük ve ekonomik haklarımız farklılaşıyor. Ücretlerimiz düşüyor, mobbing, şiddet ve taciz artıyor, hak aramayı imkânsızlaştıran kuralsızlık sistemi dayatılıyor.

 

Ekonomisinin 23 yıldır büyüdüğüyle övünen devlet, bir kriz yanılsaması yaratarak kamusal hizmet kapsamında olması gereken sorumluluklarından çekiliyor. Kreşler, yaşlı-gündüz bakım evleri gibi kamusal bakım hizmetleri tasfiye ediliyor. Teşviklerle sermayenin insafına bırakılan özel kreş ve bakımevleri kadınların yüzde 69’unun asgari ücret ve altında çalıştığı koşullarda kadın istihdamının önünde bir engel olarak duruyor.  Kamu harcamaları kısılırken.  Sosyal hakların daraltılmasının boşluğu da ailenin yani aslında kadınların ücretsiz emeğiyle dolduruluyor. “Annelik,” “vicdan,” “fedakârlık” değerlerinin sıkça gündeme getirildiği “aile on yılı” politikaları çerçevesinde, bakım ve ev içi emek kadınların omzunda bir yüke dönüştürülüyor. Çocuk, hasta, yaşlı, engelli bakımı yarı zamanlı çalışma modeliyle, bakım ödenekleriyle, komşu annelik gibi uygulamalarla “hükümetin enformel çalışanları” haline getirilirdik. Emeğimizin sömürüsü katmerlenerek artıyor” diye konuştu. 

 

2 / 6
Amasya’da Kadın Dayanışması Tek Yürek Oldu 3

“Bakım toplumsal sorumluluktur”

 

“Bakımın toplumsal bir sorumluluk olduğunun altını çiziyor, kadın doğasının/fıtratının bir parçası olduğu anlayışının yerleştirilmesine ve cinsiyetçi iş bölümünün kurumsallaştırılmasına itiraz ediyoruz. Bu politikaların kadınları istihdam dışında bırakmaktan, hane içi emeğimizin görünmez kalmasını ve değersizleştirilmeye devam edilmesini sağlamaktan başka bir şeye hizmet etmeyeceğini biliyoruz.

 

Kadınlara en az üç çocuk doğurun diyen AKP iktidarı her fırsatta kadını çalışma yaşamının dışına itecek saldırıları müjde gibi sunmaya devam ediyor. Yarı zamanlı çalışma her ne kadar ebeveyn izni gibi sunulsa da bu izni öncelikle kadınların kullanmak zorunda olacağını biliyoruz; yarı zamanlı çalışma esnek çalışmadır ve hem kadının yükünü artırır hem de emeklilik, kıdem ilerlemesi gibi haklarının gasp eder. 

 

Bir kez daha hatırlatıyoruz; kreş açmak devletin sorumluluğudur. Çözüm yarı zamanlı çalışma değil iş yerlerine sayı kısıtlaması olmaksızın ücretsiz kreş açılmasıdır!

Türkiye’de kadın işsizliği yüzde 45’lere ulaştı. Yoksulluk, barınma,  beslenme gibi temel ihtiyaçlarını karşılayamadığı için eğitimin dışına itilen yüz binlerce kız çocuğu eğitim hakkından faydalanamıyor. Kesintili eğitim sistemi, MEB yönetmeliklerinde yapılan değişiklikler, “milli ve yerli” eğitim müfredatı ve şimdide de karma eğitimin tartışmaya açılmasıyla demokratik bilimsel, cinsiyet eşitlikçi ve laik eğitim ortadan kaldırılırken, çocuklara çok küçük yaştan itibaren katı cinsiyetçi iş bölümünü yeniden üretiliyor” dedi.

 

3 / 6
Amasya’da Kadın Dayanışması Tek Yürek Oldu 4

“Yoksulluk dayatan bu sisteme itiraz ediyoruz”

 

“MESEM projelerinde 77.715 kız çocuğu, çocuk işçi olarak hem ucuz işgücü hem de her türlü tacize ve istismara açık sermayenin emrine veriliyor. Bu sistemin getirdiği can yakıcı sonuçlardan birini de TBMM’de gördük. Stajyer öğrencileri istismar edenler serbest bırakıldı!  İSİG verilerine göre iş yerlerinde işçi güvenliği ve sağlığına yönelik tedbirlerin alınmadığı için iş cinayetlerinde 13 kız çocuğu, çocuk işçi katledildi. Dilovası’nda Ravive Kozmetik’teki yangında hiçbir önlem alınmadığı için adeta göz göre göre katledilen üçü çocuk yedi işçiyi unutmadık, unutturmayacağız! 

Bize yoksulluk ve yoksunluk dayatan bu sisteme; herhangi bir sosyal güvence olmadan, kayıt dışı, açlık sınırının altında ücretle çalıştırılmaya, yarım ücret almaya, güvencesiz bırakılmaya, çocuk yaşta işçileşmeye, çalışırken ölmeye, cam tavanlara, kırık merdivenlere itiraz ediyoruz.

 

Günde en az 3 kadın katlediliyor. Türkiye’de aynı gün içinde, 6 kadın katledildi. 2026’nın ilk ayında 22 kadın öldürüldü; 14 kadının ölümü ise kayıtlara 'şüpheli' olarak geçti. Bu cinayetler bir ihlale, politika boşluğuna ve sistematik cezasızlığa işaret ediyor. Cezasızlık ve hukuksuzluk nedeniyle failler kadınlar için tehdit olmaya devam ediyor. İstanbul Sözleşmesi'nden hukuksuzca çıkılması, 6284 Sayılı Kanun'un etkisiz hale getirilmesinin yanında, iktidar ve gerici-milliyetçi ittifakı, tüm kurumları ve medyasıyla kadın düşmanlığını, nefret söylemini yaygınlaştırıyor. Medeni Yasa’nın kadınların lehine maddelerini hedef haline getiren iktidar, yanına tarikat ve cemaatleri de alarak mücadele ederek elde ettiğimiz kazanımlarımızı gasp ediyor” diye konuştu.

 

Sonuna Kadar Laiklik

 

“Siyasi İslam dayatması kadınların kamusal hayattan çekilmesini ve kadınlar için yaşamsal olan laikliği hedefe koyuyor. Laiklik, kadınların yaşam ve eşitlik güvencesidir. Devletin ve hukukun dinselleştirilmesi, kadınları hem kamusal alandan hem de emek süreçlerinden dışlamayı hedefler. “Kutsal aile” söylemiyle kadın emeğini görünmez ve karşılıksız kılmak isteyen bu düzene karşı laikliği savunmak, aynı zamanda kadınların ekonomik ve toplumsal özgürlüğünü savunmaktır. Laiklik olmadan eşitlik, eşitlik olmadan özgürlük olmaz.

 

Dünyada ve bölgemizde devam eden savaşlar, çatışmalar ekonomik ve toplumsal krizleri derinleştiriyor. Bu koşullarda, emekçiler, halklar ve kadınların içinde bulunduğu şartlar daha da ağırlaşıyor. Çatışmalardan sonra geçiş süreçlerinde de kadınların hedefe alındığını görüyoruz. Afganistan'ın kölelik hükümlerine yer veren ceza yasası, kız çocukların eğitiminin yasaklanması, dans etmenin ve dans edenleri izlemenin suç sayılması, Suriye’de Lazkiye Valiliği’nin kamuda çalışan kadınlara makyaj yasağı, Şam kırsalındaki El-Tel Belediye Meclisi’nin kadın giyim mağazalarında erkeklerin çalışmasını yasaklaması, kadın bedenine ve kazanımlarına dönük saldırılar, kadın soykırımının bir parçası olarak devam ediyor. 

 

Buradan haykırıyoruz:  Tekçi, otoriter rejimler ile mücadele kararlığımızı devam ediyor. 

Ortadoğu’da yaşanan Emperyalist ABD ve İsrail saldırganlığını lanetliyoruz. 

Ülkemizde de tekçi, faşizan ittifak varlığını gerginlik, kutuplaşma ve çatışma politikalarından beslenerek sürdürüyor. Savaş politikaları ile kışkırtılan milliyetçilik; açlık ve yoksulluğun, sistematik hale gelen ihlallerin ve kadın cinayetlerinin üstünü örtmenin aracı haline getiriliyor. 

 

Anayasa'yı, temel hak ve özgürlükleri askıya alan iktidar, en küçük hak arama taleplerimizi bile baskı, gözaltı ve tutuklamalarla engellenmeye çalışıyor.  .

Bunları kabul etmiyor, tüm kadınları barış mücadelesini yükseltmeye çağırıyoruz. 

 

 

Bizler kadın mücadelesine dönük tüm baskı ve şiddet politikalarının dönemsel değil stratejik, sistemik olduğunun farkındayız. Karşımızdaki olumsuz tabloya, faşizmin ve köktendinciliğin kendisini kurumsallaştırma girişimlerine rağmen, kadınların yaşamın her alanına eşit ve özgür katıldığı, gerçek anlamda demokrasinin, barışın, laik bir yönetim biçiminin inşa edildiği bir ülke yaratmanın mümkün olduğunu biliyoruz” diye belirtti. 

4 / 6
Amasya’da Kadın Dayanışması Tek Yürek Oldu 5

“Hayatlarımıza sahip çıkmak için alanlardayız!”

 

“Bu 8 Mart'ta da kamu emekçisi kadınları YOKSULLUĞA, ŞİDDETE, GÜVENCESİZLİĞE KARŞI BARIŞ, LAİKLİK VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİNİ BÜYÜTÜYORUZ! şiarı ile işyerlerimizde, alanlarda, yaşadığımız her yerde mücadele etmeye, eşitlik, özgürlük, emek, hak, adalet, barış ve laiklik için yıllardır verdiğimiz mücadeleye omuz vermeye çağırıyoruz.

 

İstanbul Sözleşmesi ve 6284 Sayılı Yasa'nın etkin bir şekilde uygulanması, kadına yönelik şiddetin önlenmesi için ALANLARDAYIZ! Güvenceli iş, güvenli gelecek demek için, insanca yaşamaya yetecek ücret için ALANLARDAYIZ! Kadın yoksulluğunu derinleştiren politikalara son verilmesi, kadın istihdamını artıracak sosyal politikaların hayata geçirilmesi için ALANLARDAYIZ!

 

Çalışma hayatında kadına yönelik her türlü ayrımcılığın son bulması, esnek çalışma biçimlerine, cinsiyetçi iş bölümüne, ücret eşitsizliğine karşı sözümüzü örgütlemek için ALANLARDAYIZ! ILO'nun İşyerinde Taciz ve Şiddeti Önlemeye yönelik 190 sayılı Sözleşmesinin onaylanması için ALANLARDAYIZ!

5 / 6
Amasya’da Kadın Dayanışması Tek Yürek Oldu 6

Yetki ve karar mekanizmalarında eşit temsiliyet sağlanması için ALANLARDAYIZ!

Kadın istihdamının önündeki engellerden olan çocuk, hasta, yaşlı, engelli bakımının kamusal hizmet olarak sunulması, ev işlerini kadının üstünden alacak sosyal politikaların yapılması ve hayata geçirilmesi için ALANLARDAYIZ!

 

Tam zamanlı, ücretsiz, nitelikli hizmet veren kamu kreşlerinin açılması için ALANLARDAYIZ! 8 Mart'ın kadınlar için ücretli izin günü sayılması için ALANLARDAYIZ!

Kadınlara yönelik her türlü ayrımcılığı ve şiddeti önleyen yasal düzenlemeler yapılması için, Kadın Bakanlığı kurulması, toplumsal cinsiyet eşitliği politikalarının yapılması ve hayata geçirilmesi için ALANLARDAYIZ! Eşit ve özgür olduğumuz, sömürünün baskının ortadan kaldırıldığı bir gelecek için ALANLARDAYIZ!

 

Hayatlarımıza sahip çıkmak için ALANLARDAYIZ! Savaş ve işgal politikalarına geçit vermemek için, barış içinde bir arada yaşamak için ALANLARDAYIZ! Demokratik ve laik bir ülke için ALANLARDAYIZ! Emeğimiz, bedenimiz ve kimliğimiz bizimdir demek için ALANLARDAYIZ! Doğamıza ve yaşam alanlarımıza sahip çıkmak için ALANLARDAYIZ! Tüm kadınları, gökkuşağı gibi tüm renklerimizle bir arada olmaya, haklarımıza ve yaşamlarımıza sahip çıkmaya çağırıyoruz. Evde, işte, tarlada emeği ve hakları için mücadele eden tüm kadınların 8 Mart Kadınların Uluslararası Birlik Mücadele ve Dayanışma Gününü kutluyoruz” diye vurguladı.

6 / 6
KAYNAK: Gülben Güley
Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *